İnsanları hayvanlar, insanları makineler, insanları kendilerine özgü yolları olan biyokimyasal karmaşalar olarak tasvir ettiğimiz oldu ancak insanı, insani terimler içinde anlamayı başarabilmenin büyük zorluğu orada duruyor.
Davranışımız yaşantımızın bir işlevidir. Şeyleri görme biçimimize göre davranır.
Eğer yaşantımız tarumar edildiyse, kendi benliklerimizi kaybetmişizdir.
Yabancılaşma hâli, uykuda olma, bilinçsiz olma, çılgın olma hâli normal insanın hâlidir.
Toplum normal insanını yere göğe koyamaz. Çocukları kendilerini kaybedip absürd, dolayısıyla da normal olma yolunda eğitir.
Normal insanlar geçen elli yıl boyunca belki de yüz milyon normal dost insanı katletmişlerdir.
Normal dediğimiz şey baskılamanın, inkârın, bölünmenin, yansıtmanın, içe atmanın ve yaşantı üzerindeki diğer tahripkâr eylemlerin bir ürünüdür. Varlığın yapısına toptan yabancılaşmadır. Bu görüldükçe, özgül oldukları varsayılan şizoid, şizofrenik, histerik "mekanizmalar" gibi genel tanımlarla devam etmek daha da anlamsızlaşır.