Onlar, Batı’nın büyüsünün yaşayış biçiminde değil de çalışmasında gizli olduğunu, gücünü modadan, ateizmden, gece kulüplerinden, başıboş gençlerden değil de, olağanüstü çalışkanlık, azim, bilgi ve sorumluluk duygusundan aldığını anlayamıyorlar.
"Siz böyle kitaplar okumaya nasıl alıştınız?”
“Gayet basit! Her gün yemek yemeye nasıl alıştıysam! Her gün bir şeyler yiyorum. Niçin? Midemi doyurmak için. Bilir misin, insanın midesi gibi kafası da acıkır. Kafayı doyurmak için de okumak gerekir. Bu yüzden okuyorum.”