fakat ilk kez o gün gözüm açıldı. o gün benim için kıyamet günü'ydü, utanıyordum, acı çekiyordum. gözyaşlarım yanaklarımdan yuvarlanıyordu. gözlerim yarı kapalı, boğazım düğümlenmiş, soluk soluğa koşuyor, koşuyordum.
"fakat ölüm ulu tanrı'nın bizlere bir armağanıdır. ve O'ndan gelen bir şeyi kul lanetleyemez. armağan sözcüğü size aykırı mı geliyor? fakat bu bir gerçek. eğer ölüm kaçınılmaz olmasaydı insan bütün yaşamını ondan uzak durmaya adayacaktı. hiçbir tehlikeyi göze almayacak, hiçbir girişimde bulunmayacak, hiçbir işe el atmayacak, yeni bir şey bulmayacak, yeni bir şey yapmayacaktı. yaşam sürekli bir uyuşukluk olacaktı. evet kardeslerim, tanrı'ya bize ölümü armağan ettiği için şükredelim, çünkü yaşam ölümle anlam kazanıyor. günün anlamı olması için gece, konuşmanın anlamı olması için sessizlik, barışın anlamı olması için savaş gereklidir. O'na dinlenmenin ve neșenin anlamlı ol- ması için bize kaygı ve tedirginlik gönderdiği için de şükredelim. O'na şükredelim, çünkü O'nun bilgeliği sonsuzdur."