Fyodor Dostoyevski Bir Yufka Yürekli,uzun zamandır okumadığım yazarın ölüm yıl dönümünde okuduğum bir Dostoyevski kitabı...Mutluluk,belki hayatımız boyunca bizi meşgul edecek bir meseledir.Mutluluk üzerine yazılmış denilebilecek bu iki hikayeyi barındıran kitap, Bir Yufka Yürekli okuyanların kendine ders çıkarabileceği nitelikte olduğundan öneririm.Kitaba adını veren ilk hikaye olan Bir Yufka Yürekli,Dostoyevski'nin karakterlerine özgü özellikleriyle beliren Arkadi İvanoviç Nefedoviç ile Vasya Şumkof ekseninde gelişir.Bu iki arkadaş eşsiz bir dostluk kurmuş olup aynı evde yaşamaktadır.Bir gün ansızın iyi yürekli Vasya,aralarındaki şakalaşmadan sonra arkadaşına nişanlandığını ve evleneceğini söyler.Vasya,nişanlısı Liza'nın geçmişte yaşadığı aşk acısından ve kendisinin ona aşık olmasından bahseder.Beraber ne kadar mutlu olacaklarını,nasıl geçineceklerini konuştuktan sonra Vasya'nın bitirmesi gereken işi olan yazısı akıllarına gelir.Aynı gün tanışmak için nişanlısına çay içmeye giderler.Giderken eşsiz güzellikte bir şapkayı hediye olarak götürürler.Ziyaretten sonra da beraber güzel hayaller kurarlar.Vasya evinde hemen yazı işine koyulur ve patronu Yulyan Mastakoviç'e karşı nasıl tavır takınacağını konuşur.Ne var ki yazısını bitirip bitiremeyeceği kaygılarının büyümesine engel olamaz,bu durum sağlığına yansır.Bir yandan mutlu olan bir yandan kendisine gönül borcu duyan karmaşık duygular içerisindeki arkadaşını, Arkadi teskin etmeye çalışır.Ancak arkadaşının durumu o kadar kötüleşir ki saradan şüphelenir.En sonunda Vasya çıldırır ve hastaneye kaldırılır.İki yıl sonra Arkadi,Liza ile karşılaşır ve onun başka biriyle bir yuva kurduğunu öğrenir.İkinci ve daha kısa bir hikaye olan Soytarı'da ise günümüzde Joker'e benzetilebilecek bir adam anlatılır.
Kürk Mantolu Madonna (Spoiler!)
Sabahattin Ali Yirmi beş yaşıma kadar okuduğum en güzel,hatta belki gerçek,aşk hikayelerinden biri.
Kitap,Ankara'da,çokça eski kelimeyle birlikte,sıradan insanların hayatlarına bir bakış açısı geliştirerek başlıyor.Raif Efendi'ye gelene kadar insan mahlukatı hakkında,bana Dostoyevski'nin üslubunu anımsatan,birçok tasvir okuyoruz.Karşılaştığım eski kelimeleri kitabın arkasındaki boş sayfalardan birine yazmakta fayda gördüm.
Havranlı Raif Efendi,o sıralar Almanca bir romanı çeviren içine kapanık,başarılı ama bir o kadar da mütevazı bir tercüman olarak karşımıza çıkıyor.Sonrasında da başka birçok niteliği olduğunu öğreniyoruz.
Raif Efendi'nin kurulu düzeniyle de tanıştıktan sonra,onun hastalığı kendini gösteriyor.Ve nihayetinde Rauf Efendi'nin yakılmasını isteyeceği siyah kaplı defteriyle hikayesine de yelken açmış oluyoruz.
Raif Efendi ve Maria Puder'in aşkını okurken kitabın sonunda artık gözyaşlarınızı tutmak mümkün olmuyor.
Taisia Kitaiskaia Bu kitap için arka kapağında bir minyatür ansiklopedi denilmiş,ben de bu tabiri sevdim.İçeriğinde büyü ile söyleme arasında bir bağ kurularak edebiyat çalışmaları olan otuz kadın yazar/şairi işlemektedir.
"Edebiyatın Cadıları",barındırdığı illüstrasyonlar açısından hayran olunacak kadar güzel bir edebi eser.Yazarları ele alış biçimi açısından ise en beğendiğim kısım,sayfaların alt kısmında yer alan "önerilen okumalar" kısmı oldu.
Kitaptaki Virginia Woolf,Sylvia Plath ve Agatha Christie gibi yazarların kitaplarını okumuş olan okurlar için ilham verici olabileceğinden bu kitaba da göz atmalarını tavsiye derim. Edebiyatın Cadıları
İnsanın içindeki umutları yeşerten bir öykü kitabı bu desem hiç de büyük laf etmiş olmam.Öykü mekanının Zonguldak olması ayrı güzel.Ben burada yaşadığımdan daha bir ilgimi çekti doğal olarak.
Bu kitap nerede ve nasıl imzalandı hiç hatırlayamıyorum.Fakat 2015'te imzalanmış yani ben bayağı bir geç okumuş bulundum bu kitabı.Yazarın özellikle "hisleri" açıklayıp betimlediği yerleri çok beğendim."Kan bağının ayak bağı olması" betimlemesi vurucu bir nokta gerçekten.
Kalp YaşlanmazGülşah Kılıç · Sokak Kitapları Yayınları · 20146 okunma