Bazen bir kitabın kapağını açmazsınız; o kapak size bir kapı olur ve içeri buyur edilirsiniz. Benim için yalnızca kağıt ve mürekkepten ibaret bir metin değildi bu kitap, Salih abinin kurduğu o samimi rüyanın benim hayatımdaki izdüşümüydü. Salih abi bugün aramızda olmasa bile, onun "ihtiyaç sahibi gönüllere şifa olma" derdi, bugün benim eğitim hayatıma dokunan bir bursa dönüştü. Kitabı okudukça şunu anladım: Aldığım burs sadece bir rakamdan ibaret değil; o, inşaatta düşmekten son anda kurtulan bir abinin şükür sadakası veya ipek başörtüsü almaktan vazgeçip Arakan'a gıda yollayan bir üniversiteli arkadaşımın fedakarlığı olabilir.
"Yola Çıkmadan Bilemezsin" diyor yazarlar. Hakikaten de öyle. Bizler çoğu zaman hayatı sadece planlardan ibaret sanıyoruz; oysa kitabın her sayfasında fısıldandığı gibi, bizim planlarımızın çok ötesinde işleyen, aksilikleri bile bir hayra bağlayan muazzam bir kader planı var. Tarık abilerin Batman yolunda arızalanan arabaları, aylar öncesinden bırakılmış tek bir vida ile tamir edilirken; Kübra ablanın alınamayan uçak bileti, onu hiç tanımadığı hasta bir çocuğun hayali olan oyuncağa götürüyordu. Rastgele çalınan bir kapıda dağıtılan pasta, o gün doğum günü olan bir kıza bisiklet hayali olarak dönüyor. Bazen görme engelli bir çocuğun nasibine düşen müzikli atlı karınca; bir başka kapıda ise karlı yollar yüzünden yolu şaşan ekip, hamile bir ablanın aşerdiği pastayı sofrasına bırakıyordu.
Yol bizi bazen sisli Muş yollarında navigasyonun hata yapmasıyla eşofmanı olmayan küçük bir çocuğa çıkarır; bazen de bir çiğköftecide ayakta duramayacak kadar sarhoş bir abinin kalbindeki hazineyi, bebeğine süt alamayan annenin rızkına vesile kılar. Biz dış görünüşe bakarken, Allah o elbiselerin içindeki kalpten haberdardır. Navigasyonun hatası, yol kenarında