Gelip geçen kalabalığı pencereden ilgiyle seyrettiğim tatlı bir öğle sonrası.
Ağaçların dinginliğine çevrilen o son dostça bakış ve sonra pencere kapanıp lamba yanınca;
Tek kelime okumadan, hiçbir şey düşünmeden ya da uyumadan.
Yatağında akan bir nehir gibi hayatın içimde akıp gittiğini hissetmek…
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Bir idam mahkumu ölümünden bir saat önce, galiba şöyle düşünüyordu; eğer yüksek bir yerde, bir kayanın üzerinde, ancak iki ayağımı koyacak kadar daracık yerde oturmam gerekse, etrafım uçurumlarla, okyanuslarla çevrili olsa, sonsuz karanlıklar, sonsuz bir yalnızlık, bitmez tükenmez fırtınalar hüküm sürse, o arşıncık yerde öyle bir ömür, binlerce yıl, kıyamete kadar ayakta dursa yine de öyle bir yaşayış ölmekten daha iyidir. Yeter ki yaşasın! Yalnız yaşasın ve yaşasın. Nasıl olursa olsun yalnız yaşasın ne yaman bir gerçek. Aman tanrım ne yaman bir gerçek. İnsan ne alçak bir yaratıkmış!”
Kitap çok güzel ancak biraz zor. Mitoloji ve felsefe bilgilerinize güveniyorsaniz ve açıkçası isim hafızanız iyiyse akıcı bir şekilde okuyabilirsiniz.
Kitapta özellikle mitolojik Tanrılara, filozoflara, felsefe akımlarına çok fazla yer verilmiş. Kilisenin içerisinde aynı dine mensup farklı bakış açıları gözlemlenmiş.
Bazı kısımlarından kendimize çok fazla pay çıkarabiliriz.
Okuyacak olanlara keyifli okumalar.