hayatım senden önce sadece bulanık ve karmakarışık bir şeydi, derinliklerine hiçbir zaman inilemeyen öylesine bir mahzen gibiydi, her köşesi örümcek ağlarıyla örülmüş, toz içinde ve kalbimin artık hatırlamadığı işe yaramaz insan ve yaşantılarla doluydu.
sen ise beni, cebinde taşıdığın ve karanlıkta geride bıraktığın saatleri sabırla sayıp ölçen, yürüdüğün yollarda sessiz nabız atışlarıyla seni takip eden ve milyonlarca saniye tik takların sadece birine hızlıca göz attığın saatinin gergin yayı kadar çok az hissedebiliyordun.