Kıskanıyor güz bizi
radiohead bazen çok sürüyor
vakti oldukça düşüşün ve emrivakinin;
Bir surede su buluyoruz / suda suların fosilleri!
kişniyor plastik bedenlerimiz
evet, bu bir zombi sümbül vahdeti!
protokol sırasına göre ölümde birinciyiz!
yirminci yüzyıl
"Acaba ilk aşk deneyimi mi şekillendirir bütün hayatı? Yoksa efsaneler ve tarihin gücü mü?" Orhan Pamuk, bir romanında bu soruyu soruyordu okurlarına. Peki ya adımız ne kadar şekillendiriyor kaderimizi?
Malala Yusufzay, kız çocuklarının eğitim hakkını savunduğu için ülkesi Pakistan'da Taliban tarafından vurulan bir kız çocuğu. Kafasına isabet eden kurşun onu öldürmeyip güçlendiriyor.
İyileştikten sonra amacına daha da sıkı sarılan Malala, bugün dünyanın her yerinden kızların okuma haklarını savunan bir aktivist. İlham verici konuşmalarıyla dünyanın sorunlarına dikkat çeken genç bir dünya lideri. "Silahlar teröristleri öldürür, ama eğitim terörü öldürür" diyor konuşmalarında.
Malala cesaret demek. Babası, cesur kadın savaşçı Malalai'ye olan hayranlığından kızına bu adı vermiş. Bir bebeğe verilen ad, o adı seçenin değerlerinin bir aynası değil mi? Adımızı seçen kişilerin değerleri de şekillendirmiyor mu kaderimizi?
Kızının okumasını istemeyen, sönük bir karakter yetiştirmek isteyen bir baba ona "cesaret" adını verir miydi? Herhalde öyle bir durumda cesaret yerine "esaret" daha uygun bir ad olurdu. O değerleri benimseyen birinin yanında süren bir hayat kim bilir hangi yöne akardı? Belki de bir yöne akmadan, bir göl süküneti ve durgunluğunda devam ederdi.
Kulağına cesaret fısıldanarak dünyaya merhaba diyen Malala'nın dedesinden geçen savaşçı genleri, özgürlük âşığı babasından aldığı eğitim ve Pakistan tarihinde Taliban şiddetinin hakim olduğu talihsiz dönem... Bütün bunlar eşine nadir rastlanan biçimde aynı anda kesişince olağanüstü bir lider çıkmış ortaya. Cesareti, sevgisi ve aklıyla şiddete meydan okuyan bir lider.
"Bir kitap, bir kalem, bir çocuk ve bir öğretmen dünyayı değiştirebilir" diyen Malala, kız çocuklarının eğitim haklarını savunmak için yaptıklarıyla,
Yükleme limanında, ambar ağzına yaslanmış, geminin
derinliklerine akan demir tozunu terlemiş iş gözlüklerinin
ardından hipnoz olmuş gibi izliyor… Maskenin ardındaki
ısınmış nefesini kalbinin nabzıyla birlikte iş kulaklığının
altında duyuyor… Her nefeste maske içeri maske dışarı…
Beyninin iç boşluğunda dünyanın düştüğü anlamsızlığı anlatan bir Radiohead şarkısı çalıyor… O sırada yine çocukları
ve büyük hırsızları düşünüyor. Gözü kaçıncı kez saate takılıyor… Yorgunluktan titreyen sol bacağını sağ bacağıyla değiştiriyor… Kurumuş boğazında soğuk bir yudum biraya hasret
duyuyor.
Sayfa 252 - sokak kitapları yayınları·Kitabı okudu
Ham petrol bulmakta zorlanan yalnızlığım vardı. Sevgilimi arıyordum Yüz Ünlü Türk Ansiklopedisi’nin dışında. Tweetie’ye bile razıydım. Bütün yaşantımız boyunca kulağıma gayet duygusal bir ses tonuyla ‘Bir Kedi Gördüğüme Eminim’ diye fısıldasa da! ‘Radiohead’, kesmiyordu. İster istemez güzel kadınları düşünüyordum.
Ham petrol bulmakta zorlanan bir yalnızlığım vardı. Kayışı gevşemiş teypte geceyle cebelleşen ‘Radiohead’ kasedi, duvarda ‘uzaklara bakma mütehassısı Kafka’nın siyah-beyaz posteri, orijinal elyazısı şiirler, ülkenin çeşitli kentlerinde yaşayan manyakların en artistik fotoğrafları, Sleepers’la