rafi atam

rafi atam
@rafaels
“birbirlerine yüzlerce yeni ad vereceklerdir ve hepsini yeniden alacaklardır birbirlerinden, yavaşça, küpe çıkarır gibi.”
Reklam
yağmur başlangıcı siz bir başlangıç bile değilken yokken denemez çünkü vardınız geyikler inerdi gözlerinize ağaçlarınız fındık ve sincap bu yüzden omuzlarınız memeleriniz bir kitap gibi okunaklı oluklara düşen sessiz damlalardı bin kez yondum sizi bin kez doğurdum bir keten buruşukluğu her seferinde yağacak diye düşünürdüm havalara bakarak bir serinlik bir kıpırtı otta ve ağaçta akşamın kanından gecemize yaklaşan bir gemi gibi önce küçük sonra yakın iri damlaları o seyrek yağmurun tüterdi ot çakıl kum siz bir başlangıç bile değilken sizi yazdım kotardım bir başucu kitabı olmanızı istedim tek tek iri o yabanıl kelimeler onlar işte renkli zarlarının içinde olukların çinkosunda yuvarlanan siz daha bir başlangıç bile değilken yağmur başlamıştı ama ne ben ne bahçe ne yaz hiçbirimiz.
roman tekniğinin doruk noktası budur işte: görünmezliğe ulaşmak; renk, heyecan, incelik, güzellik ve telkinlerden inşa edilen öykünün yetkinliği sayesinde okuyucuya romanın varlığını unutturmak, kendini kitap okuyormuş gibi değil de, bir anlığına da olsa yaşamının yerine geçmeyi başaran bir kurmacada yaşıyormuş gibi hissettirmek.
okumak beni çekildiğim bu inzivada avutuyor; hem aylaklığın ağırlığından hem de sohbetleriyle canımı sıkan misafirlerden kurtarıyor. eğer çekilen acı, altından kalkılamayacak kadar ağır değilse okumak acının açtığı yaraları da iyileştiriyor.
kendisini başkalarından farklı gördüğü için sanatçı olma talihini seçmiş olanlar… çok geçmeden şunu fark ederler ki kendilerinin başkalarına benzediğini kabullenmedikçe ne sanatlarını ne de farklılıklarını geliştirebilirler. sanatçı, vazgeçemeyeceği güzelliklerin ve ayrı kalamayacağı toplumun ortasında diğer insanlara giden bu sonsuz gidiş gelişlerde kendini yoğurur. işte bu yüzden, gerçek sanatçılar hiçbir şeyi küçümsemezler.