Yaşamını birşey beklemeden yaşayacaksın.
Ne çok şey beklediğini biliyorsun; gene, bekleyeceksin onları (elinde değil bu); ama beklentilerinin ne ifade ettiklerini, ne anlama geldiklerini —beklediğin, beklediklerin de, birgün tutup gelirlerse, onların da ne ifade edeceklerini, ne anlama geleceklerini— bilerek yaşayacaksın.
Ne beklediğini bilerek —ama, beklemeden— yaşayacaksın : en çok beklediğinin de, gelse bile birgün, hiçbirzaman beklediğin anlamda gelmeyeceğini bilerek...
Yaşamın bir bekleme olacak —ama beklemeden yaşayacaksın.
insanlar savaş yıllarında bile fotoğraf makinesinin önündeki merceği açıp kapatan, siyah bir kumaşın arkasında orasını burasını oynatan fotoğrafçıya gülümsemeye devam ediyordu
insanlar, şu nehri aştıktan sonra on kilometre daha gidince varırsın, diyeceklerdir. ama buna karşılık yol hiç bitmeyecektir, günler gitgide daha kısalacak, yol arkadaşları seyrekleşecek, camlarda hareketsiz, donuk, kafalarını sallayan suratlar görünecektir.