Romanın Özünden Bir Gerçeklik
Sabahattin Ali, Raif Efendi’nin iç dünyası üzerinden, insanların birbirini anlamadaki yetersizliğini ve önyargıların arkasına gizlenen o muazzam dünyaları şu sarsıcı sözlerle yüzümüze vurur: "Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ehemmiyetsiz adamında bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne muazzam bir ruh bulunabileceğini niçin anlamaktan bu kadar kaçıyoruz?"
Daha birkaç saat evvel, Ben de bir fotoğrafı bulunmadığı için, yüzünü hatırlayamadığımı zannetmiştim. Halbuki bu anda onu, hayattayken gördüğümden çok daha canlı, teferruatlı olarak görüyordum. Aynen tablodaki gibi biraz mahsun, biraz istiğnalıydı. Yüzü daha solgun, ağzı: "Ah, Raif!" demeye hazırlanıyordu. Her zamankinden daha çok yaşıyordu... Demek 10 sene evvel ölmüştü! Ben onu beklerken, evimi ona kabule hazırlarken ölmüştü. Hiç kimseye bir şey söylemeden, beni imkânsızlıklar içinde kıvrandırmamak, beni sıkıntıya sokmamak için, bütün sırrını beraber alarak ölmüştü. On seneden beri ona karşı duyduğum hiddetin, etrafıma karşı kendimi aşılmaz bir duvar içine alışımın hakiki sebebini şimdi anlıyordum: On sene, hiç azalmayan bir aşkla, onu sevmekte devam etmiştim. İçimi ondan başka hiçbir kimsenin girmesine müsaade etmemiştim. Fakat şimdi onu her zamandan ziyade seviyordum. Karşımdaki hayale kollarımı uzatıyor, ellerini tekrar avuçlarıma alıp ısıtmak istiyordum. Onunla beraber geçen hayatımız, o dört beş aylık zaman, bütün teferruatıyla gözlerimin önündeydi. Her noktayı, aramızda konuşulan her kelimeyi hatırlıyordum. Sergide resmini görmekten başlayarak, Atlantik'te şarkısını dinleyişimi, yanıma sokulmasını, nebatat bahçesi gezintlerini, odasında karşı karşıya oturuşlarımızı, hastalığını birer kere daha yaşıyordum. Bir hayatı baştan aşağı dolduracak kadar zengin olan hatıralar, Böyle kısa bir zamana sıkıştırıldıkları için hakikattekinden daha canlı, daha tesirliydiler. Bunlar bana, on seneden beri bir an bile yaşamamış olduğumu; bütün hareketlerimin, düşüncelerimin, hislerimin benden uzak bir yabancıya aitmiş kadar benden uzak olduğunu gösteriyordu. Asıl "BEN", otuz beş seneye yaklaşan ömrümde, ancak üç dört ay kadar yaşamış, sonra, benimle alakası olmayan manasız bir
Sayfa 154·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kitapçı'dan sonra kürsüye Trabzon Milletvekili Raif Karadeniz geldi. Karadeniz, yasaların bütün yurtta herkese uygulanması gerektiğini anımsattıktan sonra Tunceli Vilayeti'nde uygulanmak üzere yasa çıkarılmasının nedenini sordu. Adliye Encümeni'nde tasarıya karşı çıkanların bu noktaya itiraz etmeleri gerektiğini söyleyerek konuşmasını şöyle sürdürdü: "Biz, muayyen bir mıntıkada hususi bir kanun yapıyoruz. Orada yaşayan vatandaşlar ancak bu kanun dairesinde devletle münasebete girişeceklerdir. Bunun manası fevkaladeliktir. Dahiliye Vekili fevkaladelik yok dediler. Bunu şu manada anlamak lazımdır. Evet, orada muharebe yoktur. Top sesleri işitilmiyor. Fakat, hükümeti tanımayan, yalnız aşiret reislerini tanıyan bir zümre vardır. Medeni bir memlekette en büyük kuvvet hükümettir, devlettir. Bunun yerine büyük kuvvet olarak aşiret reisini veya ağayı tanımak ne demektir? Bu, hukuki anlamda anormal bir vaziyettir. Hukuki manasında normal denilmeyecek bir haldir. O halde böyle vaziyetlerde ne yapılabilir? Anayasa, fevkalade ahvali göz önüne almış ve yapılabilecek şeyleri göstermiştir." (109)
Sayfa 87 - (109) TBMM Z.C., 25.12.1935, İ: 21, C: 1, s: 179.·Kitabı okudu
Raif'in İçsel Aydınlanması :)
Hayatımda hiç bu kadar mesut olduğumu, içimin bu kadar genişlediğini hatırlamıyordum. Bir insanın diğer bir insanı, hemen hemen hiçbir şey yapmadan, bu kadar mesut etmesi nasıl mümkün oluyordu?
Sayfa 72 - Yapı kredi yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Raif efendi
Sanki, büyük bir korkuyla sakladığı ruhunu bir kereye mahsus olmak üzere dışarıya, bu defterin yapraklarına aksettirmiş, ondan sonra gene içine kapanıp senelerce susmuştu.
Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap
Raif efendi
Bir kadının bize her şeyini verdiğini zannettiğimiz anda onun hakikatte bize hiçbir şey vermiş olmadığını görmek, bize en yakın olduğunu sandığımız sırada bizden, bütün mesafelerin ötesindeymiş kadar uzak bulunduğunu kabule mecbur olmak acı bir şey.
Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap