"Ey hüzne râm olmuş gönül.. Öğrenmediysen hâlâ teslimiyeti, Müstehaktır sana hüzün.."
Alıntı
Baykuş tüner, baykuş öter, tâ fecre kadar...
Baykuş tüner, baykuş öter, tâ fecre kadar... Bilmediğini bilmeze birşey denir mi Hiç bilenle bilmeyen birdir denir mi Kalabanın dağarcığı malumat çöplüğü Talep etmeze malum arz edilir mi Baş baş gibidir ayaksa ayak Hepsi yerli yerince olursa uyak Ayak takımı baş olsa maâzAllah Kokar ayak burcu burcu etrafı kokar Edebi olmayana edeb öğretmek Merkebi öküzü koyunca gütmek Kargayla hindiyle bülbül eşlemek Yorar yavaş yavaş adamı yorar İlime irfana cehlini katanlar Kendini her yerde pazarlayanlar Hamuduyla yutup çaktırmayanlar Yakar azar azar özünü yakar Kaktüs de dikenli amma gül değil Denizde su var amma içilir değil Şeytanın da ilmi var, hiç makbul değil Kibir gizli gizli dışarı sızar Yarasalar gün ışığını sevmez Körler gökkuşağını asla göremez Kapanınca irfan kapısı yavaş yavaş Neleri yitirdiğin cahil bilemez
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
BİR YÂR İSTERİM
Bir yâr isterim, edebi libas olan, Gözü gözümden gayrısına haram olan. Sükûtu huzur, kelâmı şifa veren, Gönül haneme sadakatle râm olan. Bir yâr isterim, kalbi Mevlâ’ya bağlı, Aşk-ı hakikiyle sinesi dağlı. Dünya malına tenezzül eylemeyen, Ruhu asil, edep ile sırmalı. Bir yâr isterim, dilde duası olan, Ahiret yurdunda bile yoldaş kalan. Öyle bir sevda ki lekesiz, tertemiz, Bizi Hak yolunda vuslata ulaştıran. Bir yâr isterim, hayası yüzünden okunan, Sözleri ruhuma ince ince dokunan. Ömür boyu sürecek mukaddes bir ahitle, Cennet bağına el ele yürüyen...✍🏻 ©EMİRHAN ARSLAN
Şiir
Vaktin sarrafı olmaya bak...
Zamanın ruhunu, fıtratın ritmini anlatan bir ölçü, mevzunun mukaddimesi olsun: Demiri tavında dövmek gerek, tohumu vaktinde ekmek gerek...hasadı da sabırla beklemek gerek... Her şeyin bir "an"ı, her emeğin vuku bulacağı bir "vade"si vardır. Ne demiri soğutmaya gelir, ne tohumu kışın ayazında toprağa vermeye... Geciken müdahale de, aceleye getirilmiş eylem de bereketi kaçırır. Bilgelik, o doğru zamanı sezebilmekte ve o an geldiğinde tereddüt etmeden, kararlılıkla dövebilmekte ya da ekebilmektedir. Zamanın ve mekânın dar kalıpları arasında sıkışıp kalan insanoğlu için en büyük yanılgı, her şeye muktedir olduğunu sanmasıdır. Oysa kâinat, kendi ritmi ve nizamı üzere akar. Bu nizamı fark edenler huzura erer, ona karşı direnenler ise beyhude bir yorgunlukla kendini tüketir. Ey insan; eğer hayat yolunda adımların bereketli, kelâmın kalıcı, amelin hayırlı olsun istersen, şu nasihatleri zihninin ve kalbinin bir köşesine nakşet: Vaktin kıymetini bil, demiri tavında döv... Fırsat dediğin, rüzgâr gibi esip geçen bir esintidir; tutamazsın, ama o estiği an yelkenini açmayı bilmelisiniz. Geciktirme, demir soğuduktan sonra vurulan her çekiç darbesi, örse de çekice de zulümdür. Zamanı geçmiş bir söz, vadesi dolmuş bir hamle, sahibine yalnızca ağırlık yapar. Acele etme, henüz kor haline gelmemiş, ateşin terbiyesinden geçmemiş demire şekil vermeye çalışmak da hamlıktır. Unutma ki, ham demir kırılır, tavındaki demir bükülür. Fıtrata ve sebebe tevessül et de, tohumu vaktinde ek... Her niyet bir tohum, her zemin bir topraktır. Tohumun kalitesi kadar, toprağın kıvamı ve mevsimin selameti de mühimdir. Zemini tanı, çorak toprağa tohum saçmak, emeği ziyan etmektir. Sözünü, halden anlayana söyle; fikrini, yeşereceği zihinlere emanet et. Liyakat ve ehliyet olmayan yerde ne tohum başak
Ya buz olmalı ya ateş Ya gül olmalı ya diken Ya taş olmalı ya güneş Gönül dediğin Ya can olmalı ya ölüm Ya yar olmalı ya düşman Ya ram olmalı ya pişman Aşık dediğin Ya hep olmalı ya hiç Ya var olmalı ya da yok Ya çiçek olmalı ya da ok Aşk dediğin Ortası olmaz asi
Şiir
Ey hüzne ram olmuş gönül... Öğrenemediysen hâlâ teslimiyeti. Müstehâktır sana hüzün
Edebiyat