Puan vermedi·336 syf.··
2026 71. kitabı
Öncelikle filmini izledim. Çok sonraları da kitabını aldım. Film çok hoşuma gitmişti. Kitabının da öyle bir etkiye sahip olacağını düşünmüştüm ama yanılmışım. Çünkü çok daha derin ve çok daha etkileyici bir eser ile karşı karşıya kaldım. Bunun en büyük sebebi de aslında izlediğimiz filmin bu kitap olmaması. Evet Film bu kitabın filmi olay aslında aynı. Orada Jamal karakteri kenar mahalleden geliyor ve hayatında yaşadıklarının yarışmada karşısına çıkmasıyla kaderin cilvesiyle en büyük ödülü alıyor. Yarışma programının sunucusu ise bu işte bir iş olduğunu düşünüyor ve polisi çağırıyor. Burası aslında aynı ama kitaptaki kişi Jamal değil Ram Muhammed Taylor. Bir kilise önüne bırakılan bir çocuk. Rahip ona bakıyor ve aile bulmaya çalışıyor ama maalesef bulamıyor. Sonra ona bir isim vermek istiyor. Bir Hristyian ismi veriyor ama bunu duyan bazı hintliler onunla konuşuyor. Onun hristiyan olduğunu nereden biliyorsun ya hintliyese diyorlar. Papaz da bunu bilemezsiniz ya müslümansa diyor. En sonunda da hint, müslüman ve hristiyan adından oluşan Ram Muhammed Taylor adını alıyor. Filmden farklı bambaşka br hikaye burada bizi bekliyor işte. Çünkü polislerin elinden bir avukat kız onu kurtarıyor ve onunla konuşuyor. Soruları nasıl bildiğini anlatmasını istiyor. Çünkü onun soruları çaldığı düşünülüyor. Ram anlatmaya başlıyor. Herşeye adının verilmesinden başlayarak yaşamındaki tüm dönüm noktalarını anlatıyor. Bütün dönüm noktaları yarışmadaki soruların cevapları. Ve yaşadıkları o kadar zor ki. Ölümler, ihanetler, aşklar, sevgiler, kardeşlikler... Sizleri derinden etkileyeceğini düşündüğüm bu kitabı kaçırmayın derim.
Kim Bir Milyar Kazanmak İster?Vikas Swarup · Oğlak Yayıncılık · 200519 okunma
Puan vermedi·223 syf.··
2026 4. kitabı
Hikaye gibi görünen ama bütün hayatınızı ve benliğinizi değiştirmenizi sağlayan sizi iç yolculuğunuza çıkaran bir kitap.. Kitap aslından Paulo Coelho nun kılıcını bulmak umuduyla çıktığı Santiago Yolundaki Hac görevinde kendisini bulmasıyla sonuçlanıyor.. Yol boyunca ona eşlik eden rehberi ile birçok korkusunu, umutsuzluğunu, kaybettiği benliğini ve kişiliğini bulması için yapılan egzersizler ve kendine gelişlerini anlatıyor.. Her olayda kendinize de pay çıkarıyor yenmeniz ve aşmanız gereken duygulardan kurtulmaya çalışıyorsunuz. Bazı alanlar çok ütopik gelse de özellikle ölüm egzersizi kısmını okurken oldukça nefessiz kaldığımı hissettim ve empati yapınca gerçekten böyle bir egzersiz ile korkularımdan kesinlikle bu şekilde yüzleşerek kurtulabileceğimi düşündüm. Yapılan her meditasyon Ram egzersizi olarak çeşitli başlıklara bölünerek detaylıca anlatılmış. Bu süreçte Paulo kılıcına odaklandığı için asıl görmesi gereken şeyleri göremediğini farkettiğinde iyileşmeye başladığını anladı.Fakat hala iç benliğine ulaşamadığından sürece odaklanması da oldukça zaman aldı. Her meditasyonda kendini daha fazla rahatlamış ve bilinçlenmiş hissetti. En sonda ise onu bırakan duygularla, vazgeçtiği ve çaresiz hissettiği noktada  anladı ki  kılıcı asıl araması gereken yer kendi bakış açısı ve hisleriydi.. Hisleri ve duyguları için çıkılmış bu yolculukta ancak kendi farkındalıkları ve içsel başarısı ile sonuca ulaşabilirdi. Keza öyle de oldu.  Özüne döndüğünü fark ettiği anda kılıcına ve asıl Paulo ya ulaşmış oldu.. Hristiyanların Hac yolculuğunu da önemli anlamda anlatan , özbenliğinize dönüp bir bakmanızı sağlayan güzel bir kitap..
HacPaulo Coelho · Can Yayınları · 20061,606 okunma
Reklam
Orwell’da İnfazın Anatomisi: Bir İdam
9/10
·117 syf.··
Beğendi
·
2025 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2025 00:53
Orwell’da İnfazın Anatomisi: Bir İdam Etin ve Demirin Çatışması: George Orwell’ın "Bir İdam" Eserinde Mikro Gözlemler ve Sistematik Vahşet George Orwell, modern edebiyatın sadece siyasi bir figürü değil, aynı zamanda insan davranışlarının, toplumsal riyakarlıkların ve anlık kırılmaların en büyük mikroskopik gözlemcisidir. Onun "Bir İdam" isimli o kısa ama yoğun denemesi, bir infazın öyküsü olmanın çok ötesinde, devlet denilen o devasa aygıtın insan denilen o kırılgan organizmayı nasıl yavaş yavaş öğüttüğünü anlatan dehşet verici bir tanıklıktır. Bu eseri alelade bir okumayla geçiştirmek, metnin kılcal damarlarına sızan o müthiş insanlık dramını ıskalamak demektir. Nitelikli bir okur için bu metin, her bir satırında, her bir nesne tasvirinde insana ve sisteme dair derin kehanetler barındıran bir laboratuvardır. Metnin açılışındaki o boğucu atmosfer tasarımı, aslında hikayenin en büyük gizli kahramanıdır. Burma’nın o nemli, sarı bir süzgeç kağıdından sızan ışığı anımsatan kasvetli sabahı, sadece fiziki bir hava durumunu betimlemez. Bu sarı ve solgun ışık, infazı gerçekleştiren sömürgeci zihniyetin, gardiyanların ve hatta bizzat hapishane müdürünün tinsel hastalıklarının, içsel çürümelerinin de görsel bir dışavurumudur. Orwell, mekânı öyle bir loşlukla ve soğuklukla inşa eder ki, okur daha ilk paragraflardan itibaren orada adaletin ya da hukukun değil, mekanik bir intikamın ve bürokratik bir rutinin işlediğini hisseder. Hücrelerin vahşi hayvan kafeslerine benzetilmesi ise, sistemin mahkumu fiziksel olarak yok etmeden çok önce, onu zihinsel ve mekânsal olarak "insanlıktan çıkarma" politikasının ilk adımıdır. Karşımızdaki Hintli mahkum isimsizdir, sessizdir; çünkü sistem onun geçmişini, kimliğini ve insanlığını elinden almış, onu sadece infaz listesinde üzeri
İnceleme
Bir İdamGeorge Orwell · Can Yayınları · 20211,769 okunma
Puan vermedi·226 syf.··
2026 11. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2026 21:27
​Üstad’ın kalemindeki o güç gerçekten bambaşka... ​"Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu"nu okurken bir kez daha hayran kaldım. Üstad bu kitap için "İdeolocya Örgüsü'ne bağlı olarak en başa alınması gereken verimlerimden biri" diyor. Zaten okurken o ağırlığı ve derinliği her satırda hissediyorsunuz. ​Aslında bu eser; Üstad'ın bir Ramazan ayında, teravihten sahura kadar tam 12 saat süren o muazzam konferanslarının teyp kayıtlarından derlenmiş. Yani o samimiyet, o heyecan doğrudan o mübarek gecelerin ruhundan geliyor. ​Kitapta insanların "Batı, Batı" diye öve öve bitiremedikleri o milletin, aslında nasıl sadece "kuru bir akılla" hareket ettiklerine şahit oluyoruz. İslam’ın nurundan mahrum kalan o beyinlerin, dinle ilgili bir mevzu açıldığında nasıl tıkandıklarını Üstad öyle güzel deşifre ediyor ki... ​Tabii Üstad bu hesaplaşmayı yaparken kendi şeyhi Arvâsi Hazretleri’nin o zekayı donduran dehasına değinmeyi de ihmal etmemiş. Hani şu meşhur "Toz" meselesi... "Bu asırda her yer toz toprak, namaz nasıl kılınır?" diyenlerin o sinsi bahanelerini, Efendisinin o berrak mantığıyla nasıl yerle bir ettiğini okumak müthiş bir duygu. ​Batı'nın maddesine hükmedip, İslam'ın ruhuna ram olmak... Aklın bittiği yerde hikmetin nasıl başladığını görmek isteyen bu esere mutlaka bakmalı.
1000 Kitap
Batı Tefekkürü ve İslam TasavvufuNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 19992,152 okunma
Şeytan Aklama
1/10
·196 syf.·
2026 15. kitabı
İmanın şartlarında ikinci sırayı teşkil eden melekleri, sokak ağzıyla konuşturmak mı? Hem de cennette! Hem de dört büyük meleğin isimlerini vererek hepsini birden! Haşa. Sümme haşa. Konu cennette geçiyor. Herkesin bildiğidir. Adem aleyhisselam yaratılmış, melekler ona secdeyle emrolunmuş. Hepsi emre uymuş fakat cinlerden olan Azazil buna uymamış ve cennetten kovulmuş. Adı İblis olmuş. Lanetlenmiş. Buradan sonrası değişiyor. Gerçi buraya kadar da hata var (İblis’i meleklerden saymak gibi) ama geçelim. Azazil, yazarın melekcik olarak adlandırdığı küçük meleklerin eğitiminden sorumluymuş. Kendisi kovulduktan sonra bu görev Mikail aleyhisselama (selamı ben yazıyorum, yazar onlar hakkında hemen hiç tazimde bulunmuyor) verilmiş. Fakat kendisi epey asabi yapılı olduğundan melekciklerle hemen hiç anlaşamıyor. Hemen her an onlara ses yükseltip kızıyor, yetmiyor melekciklerse Mikail aleyhisselama ters ters cevap verip onun arkasından “Miko” diyebilecek denli (hatta bir yerde “mahalle karısı gibi bağırıyorsun” diyorlar) işi rezil hale getirerek dalga geçiyor. Mikail aleyhisselam bitiremediği dersin akabinde soluğu arkadaşları İsrafil ve Azrail aleyhisselamın yanında alıyor. Onlarla dertleşiyor. Hollywood filminden fırlamışçasına elinde koca bir tırpan tutan Azrail aleyhisselam tamamen duygudan arındırılmış şekilde betimlenirken, İsrafil aleyhisselam daha çok orta yolcu ve ara bulucu uysal bir yapıda resmedilmiş. Gelgelelim her ne kadar sakinleşse de derdine istediği dermanı bir türlü bulamıyor büyük melek ve defalarca kere döndüğü ders, tekrar ve tekrar bölünüyor. Neresinden tutmaya çalışsan elinde kalır. Peki bitti mi? Elbette hayır. Birkaç olay maddeleyelim; - Melekcikler, Azazil’e Büyük Usta diyor. Yeni hocaları Mikail olduğu için ona da bu şekilde hitap ediyorlar ama
NefhaSezgin Kaymaz · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2019712 okunma
Dem bu demdir, saat bu saattir. Hakikat, içinde bulunduğun andır.
Puan vermedi·251 syf.··
2026 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2026 00:00
Mustafa Kutlu Dem Bu Demdir Yazarın aşina olduğumuz "hikayeci" kimliğinin yanına "mütefekkir" kimliğini de ekleyerek yazdığı ve hayatın içinden pek çok başlığı ele aldığı derinlikli bir deneme. Kutlu, geçmişin pişmanlıkları ve geleceğin kaygıları arasında sıkışan modern insana, tasavvufi bir neşe eşliğinde "ibnü'l-vakt" olmayı hatırlatıyor. Adeta hız- haz sarmalının yanı sıra eşyanın ve paranın tahakkümü altındaki dünyada, kanaati, sadeliği ve kültürel değerlerimizi yeniden canlandırmak hedeflenmiş. "Modernlik görünmek ise, gelenek olmaktır." diyor Kutlu. Görünmek, dış dünyanın bitmek bilmeyen onayına mahkum kalmak iken, olmak ise, kendi iç sesimizin samimiyetine ve hakikatine râm olmaktır. ️ Peki sizce, her şeyin "görünmek" üzerine kurulu olduğu bu çağda, "kendin olarak an'da kalabilmek" hala mümkün mü?
1000Kitap
Dem Bu DemdirMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 2014976 okunma
Reklam
Reklam