Dem Bu Demdir

Mustafa Kutlu
Tahmini Okuma Süresi:
7 sa. 7 dk.
Sayfa Sayısı:
251
Basım Tarihi:
Ekim 2014
Yayınevi:
Dergah Yayınları
ISBN:
9789759955304
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Haddini bilmek "kendini bilmek"tir. İşte bütün mesele.
9/10
·251 syf.··
2024 24. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2024 11:11
Birçok eserini okuduğum, okuduklarımda kendimi bulduğum bir hikaye yazarı Mustafa Kutlu Yaşayan en iyi hikayeci olduğunu düşünmekle birlikte deneme türünde de oldukça başarılı olduğunu düşünüyorum. Gözlem gücü oldukça iyi, eleştirilerini yaparken bu gücünden fazlasıyla yararlanıyor. Hemen her konuda bir şeyler buluyorsunuz kendisinde. Dem Bu Demdir Mustafa Kutlu'nun deneme türünde bir eseri. Okurken dikkate almamız gereken bir husus var: Yazılar 20 yıllık bir zaman dilimi içinde kaleme alınmış o nedenle günümüz dünyasıyla yer yer farklılık gösterebiliyor. "Geçti mi geçen günler?" (s. 11) Geçti ama nasıl geçti? Nerede o eski insanlar? Nerede o eski bayramlar? Yaşar Kemal'in dediği gibi o güzel atlara binip çekip gittiler mi? Ve elimizde kalan yine demirin tuncu... Geçen zamanın en güzel tanığı yazarımız. Bayramı bayram gibi yaşayan, meyveyi dalından koparanlardan... Şurada kaç kişi kaldık ki meyveyi dalından yiyebilen? Çağın oyununa gelip göçtük apartman dairelerine. Ne komşumuzu tanır olduk ne mahallemizi. Böyle bayram olsa ne... "Bayram gelmiş neyime, Kan damlar yüreğime." (s. 27) Bayram demişken, kaçımız aile ziyaretlerine gidebiliyoruz ki artık? Tatil biletleri, turlar... Yo yo yanlış anlaşılmasın kimseyi suçlamıyorum, 21. yüzyılda yaşamak için yıl boyu çalışmaya mahkum olan insanlar elbet hak ediyor iki hafta olsun tatili... Zaten ilaçlarla, psikologlarla yaşar olduk. Ama gel gelelim ona da gidemeyenler var. Kimi kimsesi olmayanlar da... Zor çağda yaşıyoruz vesselam. Zor insanlarla. "Derin ve uzun bir uykuya ihtiyacı vardır." (s. 142) Şimdi kimin yok ki? Kuşlara kadar... Hem şairin dediği gibi "Kuşlar da kaderle uçar." Yaşadığımız dünyanın problemlerine bir bir değiniyor Mustafa Kutlu, olanca duyarlılığıyla. Ve reçeteyi de veriyor, uygulamak kolay olmasa da: "Şu anın değerini
Deneme
Dem Bu DemdirMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 2014977 okunma
Ruhuma İyi Gelen O "Dem"
Puan vermedi·251 syf.··
2025 20. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Ekim 2025 20:12
Mustafa Kutlu okumak, uzun zamandır görmediğiniz bir ahbabınızla hasret gidermek gibidir. "Dem Bu Demdir" de bu hissi en yoğun şekilde yaşatan kitaplarından biri. Kitap, adı gibi; bir demlik çayın eşlik ettiği, derin sohbetlere dalacağınız bir dizi hikâyeden oluşuyor. Kutlu'nun karakterleri sıradan insanlar, ancak onların iç dünyaları, hayalleri, hüzünleri ve küçük mutlulukları o kadar güzel anlatılmış ki, her biri sıra dışı geliyor insana. Modern zamanların bireyciliğine, tüketim çılgınlığına ince ince eleştiriler getirirken, dayanışmayı, paylaşmayı, kadirşinaslığı hatırlatıyor.
1000Kitap
Dem Bu DemdirMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 2014977 okunma
10/10
·251 syf.··
Beğendi
·
2022 19. kitabı
Bu hayattaki en güzel şeylerden biridir bence bir Mustafa Kutlu kitabı bitirebilmek. Yıllar öncesinde yazılan yazıların, geçerliliğini hâlâ koruyor olması da ayrı bir Kutlu ileri görüşlülüğü olsa gerek. Varolsun Kutlu...
Edebiyat
Dem Bu DemdirMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 2014977 okunma
8/10
·251 syf.··
2021 18. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2021 01:38
20 yıllık gazete yazılarının kitap haline getirilmesi ile bizi eskiye götürüp hâlâ güncel olan meseleleri bulmamızı sağlıyor Mustafa Kutlu. Açıkcası öykülerini daha keyifle okusam da fıkraları da güzeldi beğendim. Bayram yazılarında, deprem meselesinde yaptığı tespitleri de yerinde ve orjinal buldum. Yavaş yavaş keyif alarak okudum
Dem Bu DemdirMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 2014977 okunma
Puan vermedi·251 syf.··
2023 19. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2023 23:06
Mustafa Kutlu'nun kitaplarını daha önce üniversitede okumuştum ve çok beğenmiştim anlatım tarzını. Üslubunun inceliğini, kaleme yön verişini. Kendisini farklı kılan bir anlatım tekniği var. Kütüphanede "Dem Bu Demdir" adlı denemesini görünce de alıp okumak istedim. Deneme türünde de başarılı bir kitap ortaya koymuş. Denemesi 2014 yılında yayımlanmış yüksek ihtimalle kaleme aldığı yıllar 2012-2013 yılları. Eserinde Türkiye'nin günümüz sorunlarına değinmiş. Kuraklıktan tutun depreme, betonarme yapılara, yeşilliğin yok olmasına, suyun tüketilmesine ve kirletilmesine ve daha birçok sorunlara değinmiş. Buradan anlaşılan şu ki günümüz sorunları 2012 yılından beri süregelmiş Bir adım ileri gidememişiz bu da çok ama çok üzücü. Ellerimizle kendimizi zehir batağına her geçen gün bir adım daha atıyoruz. Koskoca 11 yılda ülkemiz için güzel bir adım atamamanın acziyetini kitap gözler önüne sunuyor. Umarım çok geç olmadan kendimizden sonraki nesile temiz ve aydınlık bir gelecek bırakabiliriz. Tabi kişisel çıkarları bir tarafa bırakıp toplumsal çıkarları düşünebilirsek...
Dem Bu DemdirMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 2014977 okunma
10/10
·251 syf.·
2020 35. kitabı
Dem Bu Demdir/Mustafa Kutlu . . Ve bir Mustafa Kutlu kitabının daha sonuna geldim, Dem bu demdir bir deneme kitabıdır.Bu kitaptaki yazılar Yeni Şafak gazetesinde yirmi yıllık bir süre içinde yayımlanmış biz okurlara da okumak düşüyor ben okudum sizlerde okuyun şiddetle tavsiye ederim.Kutlu'nun kalemiyle tanışın mutlaka.Her daim kitapla kalın.
Dem Bu DemdirMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 2014977 okunma
Puan vermedi·251 syf.··
2025 12. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2025 22:26
Mustafa Kutlu bu kitabında bize diyor ki: “Hayat hızlı, insanlar yorgun, değerler unutuluyor. Biraz dur, düşün, anın kıymetini bil.” Kitapta olay yok, yazar kendi düşüncelerini içten bir dille anlatıyor. Sanki karşında oturmuş, dertleşiyor gibi. Teknoloji, şehir hayatı, kalabalıklar derken insan kendini kaybediyor. Kutlu da bize “özümüze dönelim” diyor. Dili çok sade, samimi, tam halk ağzı. Okuyunca hem düşünüyorsun hem de “haklı galiba” diyorsun.
Dem Bu DemdirMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 2014977 okunma
7/10
·251 syf.·
2022 26. kitabı
Dem Bu Demdir Mustafa Kutlu ‘nun okuduğum ikinci kitabı. Daha çok hikayeleriyle tanınan bir yazar olmasına karşın denemeleri de bu ölçüde başarılı bence. Zira hikayelerinde yer alan olayların,hayatların aslında yazarın yaşadığı dönemin etkisi altında olduğu aşikar. Modernleşme adına asimile olan özümüzden tutun da, es geçtiğimiz birçok güzelliğin bizlerde ileride yer açacağı yaralara kadar ; siyasetten tutun da şehirleşmeye kadar bir çok sorunu kâh sayısal verilerle kâh da derin mânalardaki gözlemi ile kaleme aldığı birçok yazısı mevcut . Kitapla ilgili okumamı zorlaştıran tek şey bana kalırsa yazarın 60-70-80 ‘Li yılların mevcut sorunlarını kaleme alması idi. Hatta bir çok sorunun hâlâ yaşanıyor olması acı verici. O dönemi bizatihi yaşayanlar için tarihi bir nitelikte dahi olabilecek bir kitap aslında.Ama o dönemi bilmediğimden bazı yerlerde bir kopukluk oldu benim için. Keyifli okumalar .
Edebiyat
Dem Bu DemdirMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 2014977 okunma
9/10
·251 syf.··
Beğendi
·
2019 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2019 15:01
Kitaba başlarken beklentimi düşük tutmuştum yapılan yorumlardan dolayı. Mustafa Kutlu'nun denemelerini diğer eserlerine göre daha geri planda kaldığını, diğerleri gibi tat veremediğiyle ilgili yorumlardı. Ama ben bu kitabı oldukça beğendim. Bunun bir sebebi Mustafa Kutlu'yu ilk kez okumam da olabilir, bilmiyorum. Mustafa Kutlu'nun başka kitaplarını da okumayı istiyorum. Fakat deneme türü dışındaki eserlerinden herhangi birini okumak için tercih edeceğim. Diğer türleri nasıl kaleme aldığını merak ettim çünkü. Bu arada bu eser benim okuduğum ilk deneme kitabıydı. Deneme türüne ait başka eserler de okumak istiyorum fakat kararsızım biraz. Öneri yapabilecek olan var mı? Şimdiden teşekkür ediyorum.
Edebiyat
Dem Bu DemdirMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 2014977 okunma
9/10
·251 syf.·
2020 30. kitabı
Çok gerginim şu anda ama unutmaya çalışıyorum uzun uzadıya yazdığım incelemem elektrik kesintisi sonucu ne yazık ki uzayın derin boşluğuna uçtu... Bu sinirle nasıl yazabildiysem yazdım artık :( Kitabın girişinde şöyle bir cümle karşılıyor bizi; Yazılar, Yeni Şafak gazetesinde yirmi yıllık bir süre içinde yayımlandı. Okurların bu hususu gözden uzak tutmamalarını rica ediyorum. Yaklaşık yirmi yıl önce yazılan bu yazıların günümüzde bu kadar iyi bir tespit oluşturuyor olması beni çok şaşırttı açıkçası... Mustafa Kutlu hikayelerini okumak kadar deneme yazılarını da okumak bana keyif veriyor. Günümüzün tespitlerini 20 yıl öncesine bu denli güzel bir şekilde kaleme alması beni çok tatmin etti. Kutlu'yu okumak bana iyi geliyor, bir kalbim olduğunu hatırlatıyor, unutturmuyor , sevin diyor, merhamet edin, Reçete yazıyor bize öyle bildiğiniz reçeteler arveles ya da parol gibi değil :), mesela taze ot kokusunu içinize çekin, ıhlamur,papatya toplayın kurutun sonra da kışın çay yapıp pencere kenarında oturup için diyor, her nefeste Allah deyin diyor. Kitabın sonlarına doğru biraz yoruldum okurken belki de ilk sayfalarda duygu yoğunluğunu biraz fazla kullanıp sonlara doğru yüzeysel bir şekilde devam ettiği içindir de bilemiyorum. Yine de beni çok fazla tatmin etti. :) Bir kaç yazısı ise bende çok güzel izler bıraktı; Elveda Zamanı, Kar Yazısı , Reçete, Niçin Eski Ramazanlar? kitabı okurken bence bu yazılara ayrı bir göz atın. :) Son olarak da Dışarıda hava nasıl olursa olsun, yeter ki havanız iyi olsun. (syf:195) Hepinize keyifli ve muhabbetli okumalar :) Teşekkürler Mustafa KUTLU
1000Kitap
Dem Bu DemdirMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 2014977 okunma

Yazar Hakkında

Mustafa KutluYazar · 53 kitap
Mustafa Kutlu, 6 Mart 1947’de Erzincan’un Ilıç ilçesine bağlı Kuruçay nahiyesinde doğar. Babası Nurettin Bey, annesi Sulhiye Hanım’dır. Beş kardeştirler. Üç ablası ve bir de kız kardeşi vardır. Mustafa Kutlu ‘nun ailesi ilmiye sınıfındandır. Babası Nurettin Bey rüştiye tahsillidir. Nahiye Müdürlüğü yapar. Anadolu’nun pek çok yerinde bu görevi yürütmüştür. Dedeleri de çeşitli memuriyetlerden gelmedir. Soylarına Hacıyakupoğulları denir. Ailenin bilinen bütün kökleri Erzincan’dadır. Babasının görevi sebebiyle bir yerde bir iki sene kalıp başka bir yere nakilleri gerçekleşir. Babası 1953 yılında emekli olduktan sonra Erzincan’a döner, kahvelerde arzuhalcilik yapar. Babasını 1959 yılında 12 yaşındayken kaybeder. Babası ile pek fazla içli dışlı olamaz. Nurettin Bey tam bir Osmanlı Beyefendisidir. Eski harfleri çok iyi yazar. Kutlu’nun kendisi gibi Nurettin Bey de babasını 12 yaşında kaybeder. Babanne ikisi erkek, ikisi kız olan çocuklarını kendi başına yetiştirmek zorunda kalır. Mustafa Kutlu ‘nun Annesi Sulhiye Hanım ve babannesi de tam bir Osmanlı Hanımefendisidirler. Eşlerinin yokluğunu çocuklarına hissettirmemek için ellerinden gelen gayreti gösterirler. Sulhiye Hanım’ın isminin kaynağı 1923’te ilan edilen Cumhuriyet’tir. “Sulh” olduğu için ismini Sulhiye koymuşlardır. Çocukluğunda yazları annesinin köyüne gider. Eskiden şehir ve taşra hayatı birbirinden bugünkü kadar kopuk değildir. Erzincan’da mahallelerinin hemen yakınında bir köy uzun yıllar; ahırıyla, mereğiyle, davarı, nahırıyla varlığını korur. Babasının tayin edildiği bir nahiyede ev bulamadıkları için istasyon yakınlarında bir binada kalırlar. Burası Kemah Beylerinden Sağıroğulları’nın Cebesoy İstasyonu’na yaptırdıkları bir dinlenme evidir. Kısa bir süre de karakol binasında kalmışlardır. Bu günlerin hatıralarını Kupa Maçı [Gİ] ve 5492 [AKY] isimli hikâyelerinde kullanır. Burada dumanlı trenler, istasyonlar, demiryolu çalışanları, ıssız tabiat ve hayvanlarla içli dışlı olur. Beş altı yaşlarındayken okula giden ablalarının kitaplarından okuma yazmayı öğrenir. Bu kitaplardaki şiirleri ezberler. Okula gitmeden önce ikinci üçüncü sınıf talebesi kadar bir birikime sahip olur. Babasının ölümü ile birlikte (orta ikinci sınıftadır) zor günler başlar. Annesine yardımcı olmak için birçok iş yapar. Sebze halinde arabadan karpuz indirir, kahvede garsonluk, çadırlarda puantörlük yapar. Yine bu yıllarda uğraştığı iki iş vardır. Biri resim yapmak diğeri futbol oynamak. Mahalli ligde futbol oynar. Mustafa Kutlu – Tahsili Mustafa Kutlu, İlkokulu, ortaokulu ve liseyi Erzincan’da okur. Ortaokula kadar oturdukları ev deprem sonrası yapılan prefabrik evlerdendir. Buraya elektrik gelmediğinden orta ikiye kadar petrol lambası kullanmışlardır. İlkokuldan itibaren edindiği okuma alışkanlığı, ortaokul sıralarında edebî zevke dönüşür. Edebiyat okumayı düşünür; fakat edebiyatçı olmak gibi bir tasarısı yoktur. Lisede fen kolundan mezun olur. Fen koluna giriş sebebini şöyle açıklar: “Sıra arkadaşımla mahalli bir amatör kümede, aynı takımda top koşturuyoruz. Çocuk kütüphane müdürünün oğlu ve dersleri çok iyi. Ben haytayım, derslerim o kadar iyi değil. O arkadaşım babasının yönlendirmesiyle fen bölümüne giriyor. Fen, yani zor bölüm, ki üniversitede tıp kazansın, teknik üniversiteye falan gitsin. Ben de diyorum ki, “ulan orayı yapamayız oğlum, biz top oynuyoruz, edebiyata gidelim, edebiyat kolay.” O fen koluna gidince ben de onun peşi sıra fen bölümüne gittim. Yani arkadaş kurbanı oldum.” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Mustafa Kutlu on üç dersten bitirme imtihanına girerler. Yazılıyı vermeyeni sözlüye almamaktadırlar. Birçok öğrencinin tek dersten kalıp liseyi bıraktığı bir dönemde mezun olabilen iki öğrenciden biridir. (1963) Mustafa Kutlu , Liseyi bitirdikten sonra resme olan hevesi yüzünden Güzel Sanatlar Akademisi imtihanına girmek ister. O güne kadar Erzincan sınırlarına çıkmamış bir taşra çocuğunu Güzel Sanatların “frapan havası” iter. Böylece on yıl uğraştığı resim defterini kapatır. Buraya girmeyişinin bir başka sebebi de taştada bir kılavuzu olmayan, belli bir eğitimden geçmemiş, kendi kendini yetiştiren bir ressam adayının pek bir yere varamayacağını hesap etmesidir. Mustafa Kutlu Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesine 1964’te kaydolur. Burada yeni ve değişik bir dünya ile karşılaşır. Orhan Okay, Kaya Bilgegil, Niyazi Akı, Selahattin Olcay gibi hocalarla tanışır. Mustafa Kutlu iki arkadaşı ile birlikte Erzurum Halkevi salonunda yağlıboya resimlerinden oluşan bir sergi açar. Burada 30-40 kadar resmi sergilenir. Üniversite üçüncü sınıfa kadar aklında yazı yazmak düşüncesi yoktur. Mustafa Kutlu bir gün Orhan Okay Hoca’nın odasında Hareket Dergisi’nin sahibi Ezel Erverdi ile karşılaşır. Bu karşılaşma hayatında bir dönüm noktası olur. Çünkü Ezel Erverdi desensiz mesensiz diye eleştirdiği Kutlu’dan desen göndermesini ister. Gönderdiği ilk desenler Hareket’in 28. sayısının kapağını süsler. Sonra bu dergide hikâyeleri de yayımlanmaya başlar. İlk hikâyesi 29 Mayıs 1968’de yayımlanan “O…”dur, hikâye ile birlikte biri kapakta olmak üzere 6-7 deseni çıkar. Üniversitenin son sınıfında Orhan Okay Hoca ile “Sait Faik’in hikâyelerinin resim ve perspektif açıdan incelenmesi” konulu tezini hazırlar. 1968’de okulu bitirir. Mustafa Kutlu – Memuriyeti 1969’da Erzincan’da görücü usulü ile, hayatımın en güzel tevafuku dediği eşi Sevgi Hanım ile evlenir. (Bu evlilikten bir erkek bir kız çocukları olmuştur. ) Evliliği ile birlikte öğretmenliğe başlar. İlk tayini Tunceli’ye çıkar. Dört yıl Tunceli Lisesi’nde çalışır. 1972 yılında İstanbul’a tayin edilir. Küçükköy Vefa Poyraz Lisesi’nde iki yıl öğretmenlik yapar. 1974 yılında çok sevdiği mesleğinden istifa ederek ayrılır. Hareket Yayınları’nı genişletmek isterler. İstifa gerekçesini şöyle açıklar: “Öğretmenliği çok seviyordum; fakat yine de dergiye ağırlık vermemiz gerektiği için istifa ettim.” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Mustafa Kutlu – Yayın Hayatı Mustafa Kutlu, 1968 yılında İstanbul’da çıkan Fikir ve Sanatta Hareket Dergisi’nde yayımladığı hikâyelerle yayın dünyasına girdi. Adımlar (Erzurum, 1970-72), Hisar, Türk Edebiyatı, Düşünce, Yönelişler gibi dergilerde yazdı. “Üniversite yıllarında yazmaya başladım. İlk yazdığım “O” hikâyesinden itibaren bütün yazdıklarımı yayımladım. Bu işi şuurla yürüttüm. Bizim neslin bu sahada ağabey, hoca, arkadaş kabilinden mürebbisi yok sayılır. Kendimi yetiştirdim. Bu açıdan ilk hikâyelerimin yayınlanması, hatta kitap haline gelmesi hem bir şans, hem bir talihsizliktir. Okuyucunun karşısına olgun örneklerle çıkamadım, ancak zamanla kendi hikâyeme doğru yürümeye başladım. İlk iki kitabım hazırlık dönemidir.” (Yaşar Kaplan, “Mustafa Kutlu’yla Bir Söyleşi”, Aylık Dergi, Sayı 63-64-65, 1984, s:44) Hikâyeleri, desenleri ve diğer yazıları Hareket dergisinde yayımlandı. Adımlar dergisinde şiirleri de vardır. Hikâyelerini bu dönemde kitaplaştırmaya başladı. İlk hikâye kitabı “Ortadaki Adam” (1970) Hareket Yayınları tarafından basıldı. Bunu “Gönül İşi” (1974) takip eder. Bu arada iki inceleme yayımlar. Bunlar Sabahattin Ali ve Sait Faik üzerinedir. Bunların yayımlanması ona göre hem bir şans hem de bir şanssızlıktır. “Talebelik sırasında yapmış olduğum iki çalışma hemen yayımlanma şansı buldu. Bunlar erken yayının bütün acemiliklerini taşıyan kitaplardı; ama benim için büyük bir şanstı.” (Adnan Tekşen, “Mustafa Kutlu ile Mülakat”, Zaman, 16 Temmuz 1987, s. 9. Mustafa Kutlu , Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisinin (8 cilt 1976-1998) 2. ciltten itibaren yayın yönetimini üstlenir ve bu ansiklopediye geniş ölçüde madde yazar. 1974-75’ten itibaren 20 yılını verdiği bu ansiklopediyi 1973’te aldığı Smith Corona marka daktilosundan yazarak çıkarır. Ansiklopedi için şimdi profesör olan D. Mehmet Doğan ile çalışır. Fikir ve Sanatta Hareket Dergisi 1982’de kapanınca kendi tabiri ile sudan çıkmış balığa dönerler; çünkü dergi ile yaşamaya alışmışlardır. Mustafa Kutlu, 1980’lerin ortasından sonra sinemaya yönelir ve senaryolar yazmaya başlar. “TRT’de dramatik belgeseller yazdım: Divan-ı Lügati’t Türk’ün bulunuşu ile ilgili ‘Bir Kitabın Hikâyesi’; ‘Müzedeki Şiir’, Divan Edebiyatı Müzesi ile bağlantılı bir belgeseldi. Selim ileri ile beraber Pazartesi Hikâyeleri’ni hazırladık; birçoğu çekildi. Halit Refiğ’in yönettiği ‘Kurtar Beni’ ile Osman Sınav’ın çektiği ‘Kapıları Açmak’ görünür hale geldi; çünkü her ikisi de ödül aldı. TGRT’de yayınlanan Ufukta Bir Ağaç’ı yazmıştım…” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Ömer Seyfettin’in Yalnız Efe’sini senaryolaştırır. Diyanet İşleri’nin çocuk filmleri yapması ve bu filmlerin TRT’de gösterilmesi için Turgut Özal’ın girişimi ile bir proje hazırlar. Yusufçuk diye 8 bölümlük bir dizi yazar. “İnsanlar Yaşadıkça” isimli dizisi TRT engeline takılır. Son yazdığı senaryolardan birini TRT’ye teklif etmiş, ismi Mavi Kuş olan bu senaryo şu anda sinema filmi olarak düşünülmektedir.” Mustafa Kutlu’nun Kapıları Açmak isimli senaryosunun Turizm ve Tanıtma Bakanlığı’nın açtığı yarışmada ikincilik derecesi vardır. Mustafa Kutlu, dergiciliğe uzun bir ara verdikten sonra Dergâh (1990) ile bir dönüş yapar. İlk sayısı Mart ayında yayımlanır. Dergi edebiyat-sanat dergisidir. Dergâh’ın çıkışını Sultan Ahmet’teki Derviş çay bahçesinde İsmail Kara, Mustafa Kutlu ve Ezel Erverdi kararlaştırır. Mustafa Kutlu derginin yanı sıra Kutlu, hâlen Dergâh Yayınevi’nin yönetimini de sürdürmektedir. 1986 yılından itibaren Zaman gazetesinde “Bir Demet İstanbul” başlığı altında şehir yazıları yayımlanır. Bu yazılar daha sonra Şehir Mektupları (1995) adı altında kitaplaşır. Halen Yeni Şafak’ta kültür-edebiyat yazıları yazmaya devam eden Kutlu, aynı gazetede spor yazıları yazmaktadır. 2012 yılında Osman Sınav’ın yönetmenliğinde ve Kenan İmirzalıoğlu’nun başrollüğünde “Uzun Hikâye” isimli eseri beyaz perdeye aktarılmıştır.