İşçiler, aşırı çalışarak kendi güçlerini ve evlatlarının güçlerini tükettiklerini; yıprandıklarından, vaktinden önce çalışamaz hale geleceklerini; kanlarını emen bir ahlaksızlıkla sersemlemiş halleriyle insanlıktan çıkıp insan müsveddesi olduklarını; kendi içlerindeki bütün güzel yetenekleri öldürerek yalnızca öfkeli çalışma çılgınlığını ayakta tuttuklarını anlayamayacaklar mıdır? Paul Lafargue
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dostoyevskinin bazı kitaplarını okumak bir üniversite bitirmek gibi...
Yer altından notlar kitabında bakın ne diyor "Duvarı yıkmaya gücüm yetmiyorsa kendimi parçalayacak değilim elbette. Ama önümde duvar var diye boyun eğmeyide kabulenemem.
Merhaba 1k ailesi
Pdf kitap okurları için yazıyorum bu iletimi. Pdf kitaplar okuyanlar yoruma okudukları kitapları bıraksın böylece o kitabı okumak isteyen diğer arkadaşlarda yararlanabilir.Ben başlangıç olarak bir kaç kitap bırakıyorum. Sizlerde okuduğunuz kitapları bizimle paylaşır mısınız?
Bizimle kitaplarını paylaşan herkese şimdiden teşekkürler 🙏
SARI ÇİZMELİ MEHMET AĞA
Önce, Barış Manço'ya rahmetle şu mısraları okuyalım:
Yaz dostum! Yoksul görsen besle kaymak bal ile
Yaz dostum! Garipleri giydir ipek şal ile
Yaz dostum! Öksüz görsen sar kanadın, kolunu
Yaz dostum! Kimse göçmez bu dünyadan mal ile
Yaz tahtaya bir daha Tut defteri kitabı
Sarı Çizmeli Mehmet Ağa/Bir gün öder hesabı
Evet! Hesabı öde(me)yen Sarı Çizmeli'nin hikâyesi şöyle:
Sarı çizmenin moda olduğu bir zamanda, İzmir eşrafından birisi, uşağını çağırıp tembih etmiş:
— Bak a efendi! Aydın'dan Mehmet Ağa isminde birisi gelecek. Harman zamanında sarı çizme alması için on dört akçe vermiştim. Borcunun vadesi geldi, bugün defterden borcunu sildim. Şimdi faytona bin, doğru istasyona! Uzun boylu, orta yaşlı, efe bıyıklı biridir, hemen tanırsın.
Uşak istasyona varmış. Tren boşalmaya başlamış. Bir müddet, tarife uygun adam aramışsa da nafile. Bari çizmesinden tanıyayım diye bu sefer ayakları tarassuda başlamış. Ne var ki sarı çizmelerden giyen giyene. Nihayet çaresizlik içinde en benzettiği kişiye seslenmiş:
— Mehmet Ağa! Bizim bey seni konakta bekliyor.
Tesadüf bu ya, sarı çizmeli adamın adı Mehmet olup Aydın'da kendisini ağa diye çağırırlarmış. Beraberce konağa varmışlar.
Bey bakmış ki gelen sarı çizmeli ile onun borçlusu Mehmet Ağa arasında bir benzerlik yok. Elindeki defterin alacak hanesine bir yandan Mehmet Ağa'nın adını yeniden yazarken, diğer yandan uşağı paylamaya başlamış. Nihayet uşak:
— Bey, demiş, burası koca bir şehir, sarı çizmeli de çoktu;
Mehmet Ağa da. Seninkini yaz deftere bir daha!
Bu hikâye halk arasında yayıldıktan sonra, kim olduğu, ne olduğu belli olmayan birisinden bahsedilirken "Sarı çizmeli Mehmet Ağa" deyimi kullanılmaya başlanmıştır.
Alçak felek, devleti baştanbaşa aşağılıklar eline düşürdü.
Şimdi artık İstanbul kapılarını dolaşanlar, hep ayak takımı.
İşimiz, Allah'ın merhametine kaldı vesselam!..