Anna Viribovadan Rasputinin ölüm haberinin duyan bahtsız imparatoriçenin sözlerinde bir ön sezi bulmamak, geleceği keşfettiğine inanmamak mümkün değildir. Ölüm haberini alınca yüzü karmakarışık olmuş ve şöyle haykırmıştı:
''Öldü mü ? ... Kutsal peder yaşamıyor mu ?... Öyleyse Romanov hanedanının da sonu
geldi !...''
Bu sözlerin doğruluğu kısa zamanda belli oldu. Rasputinin ölümünden sadece üç ay sonra Çar hükümdarlıktan çekilmek zorunda kaldı. Hem Çar ailesi hem de Rasputinin yardakçıları ihtilalcilerin eline düştüler. Hepsi birer tarafa sürüldüler veya cellat elinde can verdiler....
Yabancı basın mensuplarından biri Rasputinle karşılaşmasını şu suretle anlatır:
''Onunla soğuk bir Rus kasabasında karşılaştım. O dakikada bu adamın olağanüstü bir kudrete sahip olduğunu hemen anladım. Gri gözlerinden saçılan ışık o derece tabiat üstü bir şeydi ki dünyanın çeşitli ülkelerinde konuştuğum insanların hiç birinde bu kudretin bulunmadığına kanaat getirdim.
Selamlaştık; bir iki nezaket kelimesi ile hatır sorduk. O anda onun tesiri altında kaldım. Büyülenmiş gibiydim. Bu adam insan değil şeytanın ta kendisi idi. Beni iradesi altına alabilen bu adamın karşısında, sosyal durumu ne olursa olsun, hangi kadın karşı durabilirdi ?....Onun yüksekten atıp tutmalarına, Rusya'nın kurtarıcısı olduğunu iddia etmelerine ne diyebilirdi ?''
Sibiryalı köylünün ahlaksızlığı kadınları eşlerinden; kızları nışanlılarından ayrımaktaki ustalığı halkın da gözüne batmaya başlamıştı. Sokaklarda bile tartışma konusu oldu. Bir evin kapısından çıkarak arabasına veya otomobiline yöneldiğini gören halk oraya birikir ve:''Rasputin bu defa da madam.....yi yakalanmış.'' diye fısıldaşıyordu...
Rasputin, birden Sibirya köylülerine mahsus olan kalın ve gür sesi ile:
''Beni çağırtmışsınız, işte geldim, sayın madam.'' der.
Ve İmparatoriçe yerinden kalkarak elinden tutar, bir koltuğa oturtur. Orada bulunan kadınlarla tanıştırır. Hepsi de Rasputinin yapmacık sofuluğuna ve alçak gönüllüğüne hayran olurlar. ''Kötü bir ruh'un'' Rusyanın kalbine sokulduğunu ve idaresi altına aldığını o dakikada kimse fark etmez.