yunanistan'ın anne rasputin'i: keratealı mariam soulakiotis yunan eski takvim ortodoks başrahibesiydi. her şey başpiskopos matthew karpathakis'in hastalanıp daha münzevi bir hayat sürme kararı sonrası işleri büyük ölçüde mariam'a devretmesiyle başladı. mariam tam bir suç makinesiydi. önce kıbrıs'a zeytinyağı ihracı ve lastik ithali ile suçlandı. daha sonra varlıklı kadınları manastıra davet ederek tüm varlıklarını manastıra bağışlamaları için işkencelerde bulundu ya da öldürdü. bu sayede 300 ev ve çiftlik, binlerce sterlinlik mücevherler ve yaklaşık 56 milyondan fazla euro sahibi oldu. devlet kayıtları, yaklaşık 500 kişinin tüm mal varlıklarını manastıra bıraktıktan sonra burada öldüklerini göstermektedir. manastıra insan toplamak için varlıklı bekar ve dul kadınları kullandı. manastıra sahte senatoryum izlenimi vererek 150 verem hastasının tedavi olmadan ölümüne sebep oldu. manastırda 400'den fazla takipçisi vardı, tutuklandığında sokaklarda protestolar yaptılar ve bugün hâlâ onun masum olduğuna inanan insanlar vardır. ilk olarak isimsiz ihbarlarla bir şeylerin döndüğü anlaşıldı, ihbarlar gelmeye devam etti sonra yunan asıllı amerikalı bir kızın kaybolması sonucunda fbi'ın devreye girmesiyle işler iyice büyüdü, en sonunda tutuklandı ve hapishanede öldü. olayların gerçekleştiği kasaba ve manastır çok küçük olduğu için yaşananlar büyük hayret uyandırmıştır. bugün mariam soulakiotis'in bu işleri döndürdüğü manastır hâlâ açıktır.
Din
Rasputin hastaları ne suretle iyileştirebiliyordu ?.. Onda olağanüstü bir takım kabiliyetlerin bulunduğu şüphesizdir.. En önemli özelliği de karşısındakini kısa zamanda ipnotize edebilmesi ve çelik grisi göz bebeklerini karanlıkta olsun, aydınlıkta olsun, istediği zaman daraltıp genişletebilmesidir. Her yaştaki kadınlar üzerine tesiri olağanüstü kuvvetlidir. Onu dinleyen kadınlar, sosyal durumları ne olursa olsun, tesirinden kurtulamazlar... syf, 16 Rasputin W. Le Gueux
Tarihi Roman
Reklam
bu gece de kafamızı anne rasputin yunan ortodoks rahibe mariam soulakiotis şeytanı meşgul etti. yarın benim yerime kalkıp o gidecek okula herhalde. gitse de gider manastırına para vermiyorlar diye doğrar herkesi çirkef.
Duygu ve Düşünce
Tarihte çok az kişi, mit ile gerçek arasındaki sınırı Grigori Rasputin kadar bulanıklaştırmıştır. Sibirya’nın belirsizliğinden çıkıp Rus İmparatorluk Sarayı’nın tam kalbine kadar yükselen bu mistik figür, hâlâ gizemini korur. “Çılgın Keşiş” olarak anılan Rasputin, 1900’lerin başında Romanov hanedanıyla derin bir bağ kurdu. Özellikle İmparatoriçe Alexandra, Rasputin’in oğlunun hayatını tehdit eden hastalığını hafifletebildiğine inanıyordu. Hipnotize edici bakışları, sarsılmaz özgüveni ve tuhaf ruhani otoritesi ona büyük bir etki kazandırdı. Bu etki kısa sürede siyaset ve dinin ötesine taşarak sayısız söylentiyi besledi. Fısıltılar onu her yerde izliyordu. Sadece kehanet ve şifa değil… aynı zamanda skandal. Tutkulu ilişkiler, bayılan hayranlar ve karşı konulmaz bir çekim gücüne dair hikâyeler dilden dile dolaştı. Abartılı olsun ya da olmasın, bu anlatılar Rasputin’in tehlikeli derecede çekici bir adam olarak ününü pekiştirdi; dedikodu ve korkuyla büyüyen bir rezalet yarattı. Düşmanlarına göre o, yalnızca kraliyet ailesini değil, tüm Rus toplumunu yozlaştırıyordu. Bu şöhret onu güçlü kıldı. Ve onu bir hedefe dönüştürdü. 1916’da Prens Felix Yusupov’un başını çektiği bir grup soylu, Rasputin’i saraya çekti ve onu öyle dramatik ve çelişkilerle dolu bir suikastla öldürdü ki, olay anında efsaneye dönüştü. Zehir, silah sesleri, boğulma… Her anlatı yeni bir katman ekledi; sonunda ölümü bile doğaüstü görünmeye başladı. Ama en tuhaf bölüm ölümünden sonra geldi. Süregelen bir söylentiye göre, Rasputin’in bedeninden bir parça ölümünden sonra alındı, korundu ve zamanla garip bir tapınma nesnesine dönüştü. Yıllar boyunca gizli saklayıcılar, tuhaf ritüeller ve bu kalıntının canlılık ile doğurganlık verdiğine dair fısıltılar ortaya çıktı. Tarihçi Douglas Smith, Rasputin’in kızı
Alıntı
Bir şarkı Bir hikaye : Rasputin
"1907 baharında Aleksandra "kutsal adam" rahip Gregoriy Rasputin (Sibirya'da 1860'lı yılların ilk yarısında doğmuştur) ile tanıştırıldı. Rasputin serseri görünümlü biriydi ve bunu olumlayacak davranışlar sergiliyordu: zevk ve eğlence düşkünü, alkolik, kaba, zampara ve ırz düşmanıydı. Ancak aynı zamanda karizmatik bir adam ve büyük bir hipnozcuydu. Çariçenin Rus ruhuna duyduğu hayranlığı ve bu ülkenin sıradan insanlarının manevi annesi olmasını anlıyor ve onu yüreklendiriyordu." Dünyamızı Değiştiren On İki Hastalık s.13 Rasputin : youtu.be/J8usXDDaohc?si=...
Müzik
“Yılbaşı neyimiz olur? Ramazan Bayramımız mı? Kandilimiz mi, Kurban Bayramı'mız mı? Biz Muharremlerle, Martlarla başlayan yıllar da biliriz... ki, hiçbiri böyle şımarıklıkla, böyle ayyaşlıkla, böyle kumarbazlıkla açılmazdı. Hepsi efendi yıllardı. Memleketimize, herhalde, Beyoğlu'ndan giren, Haliç'i atlayarak Fatih'lere, Aksaray'lara, sonra Rumeli'ye ve Boğaz'ı aşarak önce Kadıköy'lere, Moda'lara ve sonra Üsküdar'lara ve oradan Anadolu'ya geçen bu bunak neyimiz olur: Babamız mı, dedemiz mi, amcamız mı, yoksa Avrupalılıktan pirimiz mi? İstanbul'un Tepebaşı'ndan Adana'nın Tepebağı'na kadar her yeri bilen, her yere uğrayan bu kişi kimdir, necidir? Bir resmine bakarsanız Havarilere, öteki resmine bakarsanız Rasputin'e benzeyen bu iskambil papazı, aramızda nenin nesidir... Bunu hiç merak ettiniz mi? Siz bırakın da ben söyleyeyim onun kim olduğunu: O Haçlı Seferlerinden kalma bir kılıç artığıdır. O zaman silahla giremediği yerlere, şimdi beyaz sakalıyla saygılar ve sevgiler toplayarak girebiliyor. O evimize girerken eşeğini kapımızın halkasına bağlayan bir Piyer Lermit'tir... Kardeşlerini Mukaddes savaşa hazırlamaktan geliyor. O, adıyla sanıyla bir misyonerdir ki, şu memlekette ocağına incir dikildikten sonra, kılığını değiştirmiş... Ve bizi avlamaya, kucağında getirdiği oyuncaklarla en can alıcı noktamızdan; çocuklarımızdan başlamıştır. Bu cömertliğinin karşılığını istemeyecek mi sanıyorsunuz, fedakârlığının sebebini düşünmediniz mi? Bilirsiniz ki casuslar da kıyafetlerini ekseriya böyle değiştirirler. Bu, mezar beğenmeyen hortlağa ya mezarını gösterin yahut bırakın:Tehlikeyi sezer de kendiliğinden gitmeye kalkarsa çıkarken ceplerini yoklamayı unutmayınız: Muhakkak bir şeyimizi çalmıştır.” Arif Nihat Asya
Yeni Yıl
Reklam
Reklam