Aydınlanmış bir çağ kültür, toplum ve siyasetin belirleyici unsurlarının akıl ilkesini izlediği çağdır. Bu, aklın akıl dışı güçleri yendiği bir dünyada olgunlaşmış bir hümanizm ve rasyonalite hâlidir.
Sayfa 22 - İnsan·Kitabı okuyor
Spekülatif rasyonalite
Çok garip bir şekilde, akılcılığı öne çıkaran aydınlanma hareketi, inanılmaz derecede akıl dışı spekülasyonlarda içer biliyordu.
Sayfa 26·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Natüralizm aslında aklı reddediyor, çünkü rasyonalite/aklilik akli olmayan fizikî süreçler neticesinde ortaya çıkamaz. Zihni içgörüler/kavrayışlar, kör fizikî süreçlerin neticesi olamazlar. Dolayısıyla, ateistler ya dünya görüşlerini değiştirmeli ya da akıl sahibi olduğumuz yönündeki düşüncelerini bırakmalılar. Ateizm altında aklî melekelerimizi gerekçelendiremeyiz. Birçok ateist, felsefi natüralizmi benimser; natüralizm, tabiatüstü bir gerçekliğin olmadığını ve fizikî süreçler üzerinden bütün fenomenlerin/eşyanın açıklanabilir olduğunu ileri sürer. Natüralizme göre, eğer gerçekliğin en temel seviyesini irdelersek her şeyin kör, tesadüfi ve akıl dışı fizikî süreçler ile; yani atomaltı parçacıkların, atomların ve moleküllerin herhangi bir istikamete, kılavuza veya niyete bağlı olmadan ortalıkta dolanıp durmalarıyla meydana geldiğini görürüz. Fiziki şeylerin bir amacı yoktur; hiçbir şey bu şeyleri bir maksat üzere hareket ettirmiyor. Eğer durum böyle ise, zihnimizin kavrama/idrak etme kabiliyetini nasıl açıklayabiliriz? Muhakemenin önemli kısımlarından biri de aklî sezgilere sahip olmamızdır, yani öncüller arasındaki irtibatlara istinaden bir şeyin başka bir şeyin sonucu olduğunun/takip ettiğinin anlaşılması. İşte burada natüralizm sınıfta kalıyor, çünkü bütün eşyanın tasadüfi, akıl-dışı fiziki süreçlerden meydana geldiğini ileri sürüyor. Öncülleri ele alıp daha sonra onları bir idrak seviyesine "sevk etme" kabiliyeti, bu kabiliyetin kör, akıl-dışı fiziki süreçlerden geldiğini öne sürdüğümüzde geçersiz kılınmış olur. Bir şeye havi olmayan [içermeyen, ihtiva etmeyen veya sahip olmayan ve onun meydana gelmesine sebep olma gücü ol mayan, o şeye sebep olamaz, yol açamaz. Mesela eğer param yoksa, size 500$ veremem; ve işsiz isem, bu kadar parayı bi riktiremem (bu ilke
Sayfa 81·Kitabı okudu
Bir taksi şoförü olduğunuzu düşünün. Bir gün, tren istasyonundan iki yolcuyu almak üzere bir telefon alıyorsunuz. İstasyona biraz yakınsınız ve planlanan süreden daha erken varıyorsunuz. Yolcuların treni istasyona geliyor ve yolcular aracınıza biniyor. Selamlaşıyorsunuz ve nereye gitmek istedik-lerini soruyorsunuz. Size, 9 km uzaklıktaki ofislerine gitmek istediklerini söylüyorlar. Arabayı çalıştırıyorsunuz ve sürmeye başlıyorsunuz. Bir süre sonra da onları ofislerine bırakıyorsunuz. Şimdi tekrar baştan alalım. Diyelim ki yolcular aracınıza bindiğinde gözlerinizi bağladınız. Bu durumda yolcularınızı varmak istedikleri yere götürebilir misiniz? Cevap gayet açık. Yolcuları varacağınız yere götüremezsiniz çünkü gözleriniz kapalı olduğu için önünüzü göremiyorsunuz. Peki buna rağmen, gözleriniz kapalı bir halde de araç kullanabileceğiniz yönünde ısrarcı olsaydınız ne olurdu? Yolcular sizi, bir kaçık olmasa da, en azından akıldışı davranan biri olarak tanımlamaz mıydı? Bu misalde önünü gören taksi şoförü İslam dinini ve gözlerini bağlamış olan şoför ise ateizmi temsil ediyor. Peki ateizmi neden gözleri bağları bir taksi şoförüne benzettik? Ateizm çoğunlukla felsefi natüralizm üzerinedir, dolayısıyla akıl (ve diğer her şey), sadece kör, akıl-dışı, fiziki süreçler üzerinden açıklanabilir. Fakat tıpkı gözleriniz bağlı bir şekilde yolcuları gidecekleri yere götüremeyeceğiniz gibi, kör fiziki süreçler de zihnimizdeki hiçbir önermeyi akli bir menzile 'götüremez/süremez". Bir diğer deyişle, bir argümanın öncülleri arasındaki mantıki ilişkileri oluşturamaz/kuramaz ve tanımlayamazlar. Dolayısıyla ateizm aslında aklın kendisini reddetmekle birdir, çünkü kendi varsayımını geçersiz kılar. Bizim akıl yürütme kabiliyetimiz natüralist dünya görüşüyle bağdaşmıyor, çünkü rasyonalite, kör,
Sayfa 74·Kitabı okudu
Biraz daha okusalar, derinleşseler mesela postmoderniteye baksalar, modernitenin insanlara fazla bir şey söylemediğini görecekler. Çok kısa cümlelerle ifade etmeye çalışayım, bir mühendis olduğum için belki sosyal bilimciler itiraz ederler. Tabii ki haklıdırlar ama hayat da bazen mottolar üzerinde yürüyor "rasyonalite yaşamak için kâfi değildir." Postmodernistlerin çıkışı budur. Rasyonalite, yani rasyo/akıl, akılla kurduğunuz bütün bu yapılar sizi yaşamak için tatmin etmez. Refah getirir, saadet getirmez. Ruh huzuru, iç mutluluğu getirmez.
Sayfa 72·Kitabı okudu
Dünyanın üçüncü büyük kapalı kayak pistinin Dubai’de olması size aptalca gelebilir. 25. kuzey enleminde. Kuru rüzgârların estiği yaz aylarında, sıcaklığın ortalama 40° civarında seyrettiği, kışları 23°’ye düştüğü bir yerde. 22.500 metre karelik bir alanı kaplayan kayak tesisi, haftanın yedi günü, günde 12 saat açık. Beş pistte 6000 ton kar kullanılıyor, pistlerin en uzunu 400 metre, düşüş yüksekliği 60 metre. Dünyanın tek siyah pisti. Dışarısı ile içerisi arasındaki ortalama sıcaklık farkı 32° Tesisi soğuk tutmak için ne kadar enerji harcadığını işitmek bile istemiyor insan! Bunu iktisadi rasyonalite deniyor. Şimdi durumu bir düşünelim. Çölün ortasına kayak pisti yapmak? Eh, insanlar bedelini ödemeye hazırsa, neden olmasın? Yönelteceğimiz tek soru bu?