Natüralizm aslında aklı reddediyor, çünkü rasyonalite/aklilik akli olmayan fizikî süreçler neticesinde ortaya çıkamaz. Zihni içgörüler/kavrayışlar, kör fizikî süreçlerin neticesi olamazlar. Dolayısıyla, ateistler ya dünya görüşlerini değiştirmeli ya da akıl sahibi olduğumuz yönündeki düşüncelerini bırakmalılar.
Ateizm altında aklî melekelerimizi gerekçelendiremeyiz.
Birçok ateist, felsefi natüralizmi benimser; natüralizm, tabiatüstü bir gerçekliğin olmadığını ve fizikî süreçler üzerinden bütün fenomenlerin/eşyanın açıklanabilir olduğunu ileri sürer. Natüralizme göre, eğer gerçekliğin en temel seviyesini irdelersek her şeyin kör, tesadüfi ve akıl dışı fizikî süreçler ile; yani atomaltı parçacıkların, atomların ve moleküllerin herhangi bir istikamete, kılavuza veya niyete bağlı olmadan ortalıkta dolanıp durmalarıyla meydana geldiğini görürüz. Fiziki şeylerin bir amacı yoktur; hiçbir şey bu şeyleri bir maksat üzere hareket ettirmiyor. Eğer durum böyle ise, zihnimizin kavrama/idrak etme kabiliyetini nasıl açıklayabiliriz? Muhakemenin önemli kısımlarından biri de aklî sezgilere sahip olmamızdır, yani öncüller arasındaki irtibatlara istinaden bir şeyin başka bir şeyin sonucu olduğunun/takip ettiğinin anlaşılması. İşte burada natüralizm sınıfta kalıyor, çünkü bütün eşyanın tasadüfi, akıl-dışı fiziki süreçlerden meydana geldiğini ileri sürüyor.
Öncülleri ele alıp daha sonra onları bir idrak seviyesine "sevk etme" kabiliyeti, bu kabiliyetin kör, akıl-dışı fiziki süreçlerden geldiğini öne sürdüğümüzde geçersiz kılınmış olur.
Bir şeye havi olmayan [içermeyen, ihtiva etmeyen veya sahip olmayan ve onun meydana gelmesine sebep olma gücü ol mayan, o şeye sebep olamaz, yol açamaz. Mesela eğer param yoksa, size 500$ veremem; ve işsiz isem, bu kadar parayı bi riktiremem (bu ilke