Keşke şu dakikada Necdet bir tahta parçasına benzeseydi; bir tahta parçası gibi iradesiz hissiz, cansız ve hareketsiz olsaydı. Lakin ne gezer! Necdet bir tahta parçasının tamamıyla aksi idi. Fırtına kendisiydi. Deniz kendisiysi, dal kendisiysi sanki tabiatın bütün coşkun unsurları onda toplanmış gibiydi.
öğrendiklerim beni şaşırttığı ya da midemi bulandırdığı zaman bile hiç belli etmedim ve her şeyin her zaman böyle olduğunu biliyormuşum gibi davrandım.