Martin olumsuz bir tavırla başını salladı ama hiçbir açıklama yapmadı. Nasıl açıklayabilirdi ki? Eşi dostuyla arasındaki korkunç entelektüel uçurum onu dehşete düşürüyordu. Bu uçurumu aşıp duruşunu –sosyalizme nazaran Nietzsche’nin görüşlerini benimseyen duruşu– onlara asla açıklayamazdı. Ne İngilizce ne de başka bir lisanda; tutum ve tavrını onların anlayabilmesine yetecek kelime yoktu. Onlara göre Martin’in izlemesi gereken tek doğru tutum bir iş bulmasıydı. İlk ve son sözleri buydu. Dağarcıklarındaki fikir tümüyle bundan ibaretti. Bir iş bul! Çalışmaya başla! Ablası konuşurken Martin, zavallı budala köleler, diye düşündü. Dünyanın güçlülere ait olmasına pek şaşmamak lazımdı. Köleler kendi esaretlerini saplantı haline getirmişlerdi. Onlara göre iş, önünde diz çöküp taptıkları altın bir puttu.