sen ki bir raz ı suretsin endamınla nazınla beni böyle kahr u perişan eden mevla imiş muttalip keskinli
MEZARIMIN TAŞIYLA KONUŞURUM DA TAŞ KALPLİYE DERDİMİ AÇMAM
Ölürüm söyleşirim makberimin sengi ile Söylemem râz-ı derânum yine bir taş dile ben Metin AYDIN
Reklam
"Ağlasa derd-i derûnum çeşm-i giryânım sana Âşikâr olurdu gâlib râz-ı pinhânım sana." Fâtih Sultan Mehmed
1000Kitap
Mehmedê Torî-Min tû dîtî
Min tû dîtî nav raze dê Nav raze xweşe bû bi têrê Min tirheki şêrîn nedît weke tê şêrîn Keyfa te dihat ji dimsê re ,Keyfa min ji jitere Gotinê ke tê Besê ji boyi waşikek tirhe bilbizeki Min raz qurbanê tê kir te libek ji min re zêde dît
Kurdî
Ondadır râz-ı adem sırr-ı vücûd Hîçtir yoktur bekâdır adı aşk
Aslında ilerleme motivasyonunu ve şükretmeyi artırması gereken "Kıyaslayabilme özelliğimiz, bugün "dost düşman çatlatabilme" motivasyonu halini aldı. Kıyas ettiğin za man ne kadar acı çekileceğini kendin bizzat tecrübe ettiğin için, kıskandırmak seni üzen insandan intikam alma biçimi haline geldi. Kimi üzmek istiyorsan daha fazla gözüne sokuyorsun yediğin yemekleri, gittiğin yerleri ya da mutluluğunu. O da kıyas etsin ve aynı senin kadar kıskançlıktan deliye dönsün istiyorsun çünkü. Oysa insanın kendi fıtratını kabul etmesi kadar konforlu bir alan yok. Balık dediğimiz zaman aklımıza milyonlarca başka tür balık geliyor: hamsiler, balinalar, yunuslar. "Bundan sonra köpek balığı olmaya karar verdim." diyen bir hamsiye örne-ğin rastlayamazsınız. Çiçek dediğimiz zaman milyonlarca çeşit çiçek türü aklımıza geliyor: yaseminler, güller, papatyalar. "Bundan son ra gül gibi kokacağım, böyle karar verdim." diyen bir papatya da göremezsiniz örneğin. Ağaç dediğimiz zaman milyonlarca çeşit ağaç aklımıza geliyor; elmalar, çamlar, makiler, fındıklar. "Bundan sonra elma vereceğim, hadi bakalım işinize gelirse." diyen bir ki raz ağacı da göremezsiniz örneğin. Ama insan öyle değildir. İnsandaki bu özellik onun gelişmesine, değişmesine ve yol almasına sebep olur ve aslın da güzeldir de. İnsan ancak sadece kendi fıtratına razı olursa bir adım ileriye kendini götürebilir. Biz ilerlemeyi bir başkasına benzemek zannediyoruz. Oysa ilerleme kendi tuğlanın üzerine yeni bir tuğlayı daha sağlam koyabilmektir. Kafayı Yemeden Yaşama Sanatı Ezgi Akgül
1000Kitap
Reklam
Reklam