"Eğer ehl-i dalâlet arka verip senin şeriat ve sünnetinden i'râz edip Kur'an'ı dinlemeseler, merak etme. Ve de ki: Cenâb-ı Hak bana kâfidir. Ona tevekkül ediyorum. Sizin yerlerinize, ittibâ edecekleri yetiştirir. Taht-ı saltanatı herşeyi muhîttir, ne âsîler hudûdundan kaçabilirler ve ne de istimdâd edenler medetsiz kalırlar!"
Sayfa 52 - Yayınevi:Sözler·Kitabı okuyor
Alıntı
GÜL BAHÇESİNİN SIRRI...
(...) Serbest tedailerle ilerliyoruz… Azlem: Çok zâlim, pek zâlim. Çok karanlık… Ezlem: Boğazı altında sarkık uzun kılları olan keçi… Ezmel: Hareket etmek. Muztarib olmak, acı çekmek. Savt, seda, ses. (“Sesleniş”) Gül… Elzem: Çok lâzım. Ziyade mucib. Küçük parmaklı… Rilke’nin o ünlü şiirini hatırlıyoruz: Gül Ey saf çelişki Nice gözkapağının altında Hiç kimsenin uykusu olmamanın Sevinci… Dante, eserinde bu çelişkiyi şöyle dile getirir: Birdenbire gözün görmez olması; geçici körlük… Bu hâl, “ebedî gül”e yakınlığın, yakınlaşmış olmanın alâmetidir… Erdem: Usta gemici… Ermed: Gözü ağrıyan adam. Boz renkli nesne (Borges, körlükte bu rengin hâkim olduğunu söyler)… Ermida: Gül… Rose (İngilizce): Gül. Gül gibi, gül renkli. Ümid verici durum. Şen; gül gibi geçinip giden… İslâm Tasavvufunda, zâhir ile bâtının eşsiz bir SILA terkibinde buluşmasını gösterici Mahmud-u Şebüsterî Hazretleri’nin ünlü “Gülşen-i Râz” isimli eserini hatırlıyoruz. Kelime mânâsı, “Sırrın Gülbahçesi”… Veya “Gülbahçesinin Sırrı”…
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 9, Nisan 1998), DANTE'NİN YOLCULUĞU -II- (İlâhî Komedyadan Tilki Günlüğüne)
Akademya Yazıları
Reklam
Qala zilaman dike:)
Mirov berî ku bimire, hez dike digel komeke jinan razê...
........ DEĞİL
1 Her kimün kim gam-ı 'aşkulla gözi yaş degül Dostum ehl-i belâ zümresine baş degül 2 Dişüne ŧaş yiter 'âlem içinde be rakîb Hˇân-ı hüsni güzelün sen yiyicek aş degül 3 Gamze vü hâl ü hatundur dile asup salan Yalınuz göz öni ile görinen kaş degül 4 Eksük olmaz dün ü gün seng-i cefâ tîğ-ı sîtem Menzil-i derd ü belâdur bu baña yaş degül 5 Dostumdur diyü râz açma sana düşmen olur Ol kişi kim gamun esrârına sırdâş degül 6 Var mı merdüm görüp ey dürr-i girân-mâye seni Hasret-i la'lüñ ile çeşmi güher-pâş degül 7 Al idersin şafak-ı eşk ile kasr-ı çarhı Kim durur Sebzî diyenler sana nakkaş degül
Rūmi başka bir beyitte de bu konuya şöyle değinir: Akıl ve hüneri sat, hayret satın al. Ey oğul! Horluğa yürü git; Buhara'ya değil. [3:1146]
Sayfa 51 - Nasihat,pend, Rumi,Mevlana ,Buhara·Kitabı okuyor
Alıntı
Boşver bu yolu, bu yol uzun ve uzak," Bir kez olsun Mûsâ gibi asâyı bırak. Burada şu âyete (7:117) atıf vardır : وَأَوْحَيْنَا إِلَى مُوسَى أَنْ أَلْقِ عَصَاكَ فَإِذَا هِي تَلْقَفُ ما يأفكون )Biz de Musa'ya "Sen de asânı bırakıver" diye vahyettik. Birdenbire asă onların bütün uydurduklarını yakalayıp yutuverdi.) Beyitte asâ ile kasdedilen (akli) delildir. Nasıl ki âmâ ancak elindeki asâ ile yoklayarak yolunu bulabilirse. kalb gözü açık olmayanlar da ancak akli delil bulabildikleri ölçüde bir sözün doğruluğuna kanaat getirirler. Böylece Mûsâ asasını bırakınca, akli delil getirme işini bırakmış ve hakikati bütün çıplaklığı ile ortaya koymuş olmaktadır. Bu şekilde asâ onların uydurduklarını yutuvermiştir. Lâhici, Mefatihu'l-İ'caz. 5. 50.
Sayfa 45 - Musa, Lâhici, Sihir, akıl·Kitabı okuyor
1000Kitap
Reklam
Reklam