Bu göğüslerde Hudâ'nın ebedi serhaddi;
'O benim sun-i bedi'im, onu çiğnetme' dedi.
Asım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyada eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün kanın kurtarıyor tevhidi...
Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
' Gömelim gel seni târîhe'desem, sığmazsın.
"...Biz yaratıcının sadece bir Rab olduğuna inanıyoruz." Allah'ın onlara verdiği tek hidayet buydu ve Allah onları korudu, üzüntüden emin kıldı. Tek bildikleri "La ilahe illallah"tı. Ellerinde başka hiçbir şey yoktu. Bizim elimizde ise bizi korumak için dimdik duran, bize güven veren, Allah'ın eksiksiz kelamı var. Eğer biz bu sözlerden Allah'ın korumasını dileyemiyorsak bu bizim suçumuzdur.
Kalbinde "Ya Rab! Başlarındaki musibet kaldırılmayan falanca ve filanca kişiler beni ilgilendirmiyor. Sen onlara karşı pek merhametlisin ve neyin onları ıslah edeceğini en iyi bilensin. Benim bildiğim tek şey, sınırsız mükafat veren cömert bir Rabbin kulu ol duğumdur. Benim, O cömert ilahtan başka ilahım yok ve ben O'na ümit besliyorum. 0 dilediğini hesapsız rızıklandırır. Ey cömert olan Allah'ım! Duama icabet et" sözleri yankılansın.