Pekiyi, saltanat-ı ilâhiyyede aklın aman diyerek acz içinde kıvrandığı bu düğümler çözülmeyecek midir?
Hay hay, çözülecek. Her şey meydana çıkacak. İnsan da bu hakikati görüp başını secdeden secdeye vuracak!
Evet, numara kâğıtlarının resmen okunacağı bir gün vardır. Bütün içlerin, dışına vuracağı bir zaman vardır.. Hiç bir kuvvet, hiç bir yardımcı bulunamadığı bir anda, bütün serâir-i saltanat-ı ilâhînin meydana çıkacağı bir dîvan vardır.
Zâlimin eyvâh, mazlûmun oh diyeceği bir mekân vardır.
Çünkü öyle bir gün kabûl etmezsek o vakit Allah'ın adl ü mağfiret sıfatlarını kabûl etmemiş ve noksan sıfatlı Allah tanımış oluruz ki, o zaman Allah, Allah olmaz!
her şey o kadar ince ve hassas bir ölçüyle düzenlenmiştir ki, insanın aklı, baktığı hiçbir yerde israf ve hiçbir faydasız iş göremediği gibi her şeyde mükemmel bir denge ve düzen görmektedir.
Raúl ve Redondo sık sık aylaklık eder veyahut düellonun gerçekleşeceği mekân olan Paris'in has flâneurleri gibi ortalıkta dolanırlar. Çoğu zaman uçurumun kenarında gezinir ve bazen de düşerler. İlkinin nihai hedefi hâlâ belli değil, beklemek gerekiyor. İkincinin ise Beckenbauer'in kazandığı üç Avrupa Kupası'ndan daha azına razı gelmeyeceğinden eminim. Bu hafta görüş mesafesine giren bu kupayı kaçırmayı riske atabilecek kadar genç de değil artık.
Belki de futbolda her şeye rağmen, bugünlerde edildiği görülen sonsuz ihanetlerden daha güçlü bir şey vardır. Fırsat düşkünü yöneticiler ve benmerkezci teknik direktörlerden daha güçlü ve duygusal bir şey. Bu şeyin daha ne kadar süreceğini bilmiyorum. Ama en azından bu futbolcu neslinde hâlâ mevcut. Barça'da adı Guardiola, Madrid'de ise Raúl. İlki hâlâ coşkuyla emirler verip, Kluivert'i öğrendiği İspanyolcayı kötü yere kullandığı için sertçe azarlayabiliyor; topu ağlarla buluşturup gerilim ve gözyaşlarıyla skoru 2-2'ye getiriyor ve sonra işaret parmağını dudaklarına götürerek kendi evlerinde yüz bin kişiye susmalarını emredebiliyor. Bu oyuncular devam etmeli, eğer sonsuza dek dramayı, heyecanı ve duygusallığı kaybetmek istemiyorsak devam etmeliler.
Kişinin "O adildir, razıdır." demesi de o nevidendir, zira adl ve rıza gizlidirler. Bu bakımdan burada kesin konuşmak uygun değildir, iç yüzüne dair derin bir tecrübe olmadan kesin konuşulmaz.