Puan vermedi·76 syf.··
2026 9. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 15:00
Merhabalar merhabalar, İlk defa bir şiir kitabı okudum desem ne tepki verirdiniz? Şiirciler ve romancılar diye ikiye ayrılıyor sanki okur kitlesi, her şeyde böyle değil miyiz? Hatta zorlasak, daha da ayrılırız: kimisi kurgu okuyanları eleştirir, kimisi kişisel gelişim okuyanları. Bence hepsine ihtiyacımız var; hiçbir türe küsmemeliyiz. Ama bazı türler için ek teşvik gerek cidden. If it wasn't for BDK, I wouldn't have read a poem book. Yani kitap grubum sağolsun yine yeni bir kitap türü kilidim açıldı çok mutluyum. İlk şiir kitabımı da bitirdim az önce. Şiirler başkaymış, kurguya benzemiyor. Sana bir sürü şey anlatıyor ama az kelimeyle. Bir de bunu Işıl Madak la söyleşi yaptıktan sonra okuma şerefine nail oldum. Şaşırdığım bir bilgi de Didem Hanım'ın bir zamanlar tesettüre girmesi oldu. Elimdeki bu kitabı yazdığı dönemlermiş sevgili kardeşinin anlattığına göre. Bu gözle kitabı okumak şairi daha iyi anlamamı sağladı. Şiirler gerçekten başka bir dünya. İçine işliyor, çok farklı duygular uyandırıyor, bilmediğin kapılar açıyor göğsünde. Ama bir yandan da şiirle aramın çok da olmadığını fark ettim. Şimdiye kadar hiç şiir kitabı okumamıştım; kendi kendime durduk yerde "hadi şiir okuyayım" demek bana hâlâ biraz garip geliyor. Romanlar, kurgular ve kurgu dışı eserler bana daha tanıdık. Kurgu da olsa başka birinin hikâyesini okuyup bakış açına yeni bir pencere açıyorsun; kurgu dışı eserler ise zaten sana bir şeyler öğretmek için var. Şiir ise bana biraz farklı hissettirdi. Sanki doğrudan şairin kalbine açılan bir kapı gibi. Yaptığı işleri takip ettiğim, aralara sızdırdığı küçük ayrıntılardan hayatlarını tanıdığımı hissettiğim insanlar oluyor bazen. Şiir kitabı okumak da bana tam olarak bunu hissettirdi. Belki sürekli şiir okumam ama iyi ki okumuşum. Kesinlikle hoşuma gitti.
Ah'lar AğacıDidem Madak · Metis Yayıncılık · 202126,3bin okunma
Gerçekliğin Estetik İnşası Üzerine
Puan vermedi·346 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 16:30
“Sanatım için bu ölüm ve perişanlık sahnesinde ilham bulamadığımı itiraf ettiğimde suçlanacak mıyım?” (s. 280) Sanatın sınırını açığa çıkaran güzel bir soru. Sanat, genellikle estetik bir üretim alanı olarak düşünülür fakat ben bu kitabı okurken onun felsefi düşüncenin en yoğun biçimde göründüğü alanlardan biri olduğunu fark ettim. Kitap boyunca estetik tartışmaların aslında insan zihnine, algıya, bilinçdışına ve gerçeklik arayışına dair daha geniş sorgulamaların parçası hâline geldiği görünüyor. Bu nedenle metin beni sıradan bir sanat tarihi anlatısı olmaktan çok daha fazla etkiledi. Kitapta öne çıkan düşüncelerden biri, Read’in sanatı doğanın kopyası olarak gören anlayışa karşı çıkmasıydı: “Sanat insana özgüdür, tanrısal değildir; dünyevidir, kutsal değildir.” (s. 74) Bu cümlede anlatılana göre sanat, metafizik bir lütuf olmaktan öte; insan zihninin, algısının ve duyarlılığının ürünüdür. Sanat, doğayı olduğu gibi yeniden üretmek yerine onu dönüştürür ve başka bir düzlemde yeniden kurar. Read için sanatçı hem bir gözlemci hem de bir düzen kurucudur: “Bilginin sadece bizim inşa ettiğimiz bir şey olduğunu düşünüyorum; keşfettiklerimiz de bizim dışımızda mutlak bir gerçekliğe ait değiller.” (s. 104) Bu cümleyi sadece sanata dair düşünmeyelim, varoluşsal bir sorgulama olarak da okunabilir. Gerçeklik dediğimiz şey belirli bir bakış, algı ve bilinç biçimiyle kurulan bir yapıdır. Kitapta beni en çok etkileyen ve zihnimde en fazla yer eden bölüm, Read’in rüya ile şiir arasındaki ilişkiyi ele aldığı yerdi. Bu bölümde Read, Freud’un rüya kuramını dayanak göstererek şiirin oluşum sürecini açıklamış. Read, bir şairin rüyasından yola çıkarak yazdığı şiiri ve ardından bu şiirin çözümlemesini ele almış ve şiirin rüya gibi işleyen bir yapıya sahip olduğunu somut bir örnek
Sanat
Modern Sanatın FelsefesiHerbert Read · Hayalperest Yayınları · 202015 okunma
Reklam
10/10
·363 syf.··
2026 8. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mart 2026 04:33
Kitabı bir solukta okudum. Hikaye başka yaşamlarda başka inançlarda görünsede duygu her dilde her inançda aynı bence. Beni en çok vuran cümlesi “Zihinsel kölelikten kurtarın kendinizi Bizden başkası özgürleştiremez zihnimizi” Teşekkür ederim. I read this book in one sitting. Although the story reflects different lives and beliefs, the emotions feel universal. The line that stayed with me the most was: ‘Emancipate yourselves from mental slavery. None but ourselves can free our minds.’ Thank you for this meaningful book. Tara Westover Talebe
TalebeTara Westover · Domingo Yayınevi · 20194,791 okunma
Sanatın Kişisel ve Tarihsel Boyutu
Puan vermedi·155 syf.··
2026 28. kitabı
“Eğer sanat, içinde bulunduğumuz şartların sonucu olmayıp kişisel bir isteğin ifadesiyse, belli tarih çağlarına özgü sanat eserlerindeki şaşırtıcı benzerliği nasıl açıklayabiliriz?” (s. 155) Kitabın tam son bölümüne geldiğimde bu soru beni düşündürdü. Bu sorunun etrafında geri dönerek kitabı yeniden değerlendirdim. Sanat kişisel midir yoksa çağın ruhunun ürünü mü? Bu soru aslında sadece sanatın değil insanlığın da sorusu bence. Ben miyim bunu isteyen yoksa çağın içinden bir ses mi konuşuyor? Kitabın etkisi bende kişisel olanla tarihsel olanın yan yana geldiği yerde başladı. Tolstoy’un sanat tanımı şu şekilde: “Bir yaşantının hatırlanması ve bundan sonra hareket, çizgi, renk, ses veya kelimelerle ifade edilen biçim yoluyla bu yaşantıyı diğerlerine aynen ulaştırma, işte sanat olayı budur.” (s.151) Bu tanım ilk bakışta sanat duygu aktarımıdır gibi duruyor. Ama ben bunu daha farklı yorumluyorum. Sanat bir duygu taşımaktan ziyade bir duygu üretimi. Duygu bir biçim aracılığıyla başkasında yeniden yaşar. Bu konuyu Wordsworth’un şiir anlayışıyla paralel gördüm: “Şiir kaynağını sükûn içinde hatırlanan duygulardan alır…” (s.151) Ben şöyle düşündüm, biz çoğu zaman duyguyu ham sanıyoruz. Oysa metnin anlattığı şey duygunun bile bir biçim istediği. Biçime girmeyen duygu, sadece bir ses. Duygu önce içte olgunlaşır sonra biçime dönüşür. Sanat sadece duygunun taşınması değil biçimin bu duyguyla bilinçli bir şekilde kurulmasıdır. Matisse’in renk örneği de bunu destekliyor: “Çeşitli tonlar hep birlikte birbirlerinin şiddetini azaltırlar… Tonlar arasındaki bağıntı onları bozacağına ortaya çıkartmalıdır.” (s.153) Sanat rastgele bir ifade değil düzen kurma isteğidir. Her parça ait olduğu yeri bilmeli: “Bir sanat eseri her şeyin birbiriyle ahenkli olması demektir… Her lüzumsuz
Sanat
Sanatın AnlamıHerbert Read · Hayalperest Yayınevi · 201474 okunma
You ain’t never the same when the air hits your brain
9/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2025 67. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2025 17:23
Frank T. Vertosick Jr. describes his personal voyage from eager medical student to board certified neurosurgeon. By turns comic and tragic, this memoir is a must read for neurosurgeons but also of interest to most readers. Dr Vertosick provides, from an American perspective, a keen insight into a specialty which is often regarded with suspicion by other doctors. He did not initially intend to become a neurosurgeon, but “strayed too close to a dangerously seductive profession and became stuck for good like a fly in a spider’s web.” On his first day as a neurosurgical resident, a cynical and weary chief resident takes him aside and outlines the “Rules of Neurosurgery.” The first of these provides the title of the book: “You ain’t never the same when the air hits your brain.” A worrying proposition to those with no background knowledge, nevertheless this maxim pithily sums up the subtle, intangible change that often occurs after cranial surgery, but which cannot be neatly recorded on a chart. The other rules include such useful aphorisms as “the only minor operation is one that someone else is doing” and “if the patient isn’t dead you can always make them worse,” a contemporary variation on the Hippocratic motto: "primum non nocere." Though lighthearted in tone, the book addresses serious points that are relevant to the practice of neurosurgery in particular and medicine in general. Medical careers tend to be dominated by anecdotes. Clinicians all remember their first times, the medical curiosities they have encountered, and, perhaps most importantly, their mistakes. Dr Vertosick’s trial by fire comes during a craniotomy and clipping of aneurysm. At first the case progresses well, but suddenly he is faced with a “crimson flood” as the aneurysm ruptures, with catastrophic results for
Nörobilim
When the Air Hits Your BrainFrank T. Vertosick Jr. · W. W. Norton and Company · 20081 okunma
8/10
·144 syf.·
2025 41. kitabı
if cats disappeared from the world sounds like a sad, philosophical kind of book, but it’s actually very easy to read. the idea is this: one day, you’re faced with the possibility of losing the ordinary things in your life, and in that moment you realize how valuable they really are. so, instead of asking “would the world be dull without cats?”, the book is more about asking “what truly matters in life?” the author tells the story in a simple, approachable way—definitely not pretentious. while reading, you find yourself thinking, but also smiling here and there. it doesn’t feel like the book is lecturing you; it’s more like having a casual chat with a friend. in the end, it’s not overly dramatic, but it leaves you with a gentle warmth that lingers. whether you have a cat or not, you’ll see a piece of yourself in the story. and when you close the book, the first thought that pops into your head is: “life really is made beautiful by the little things.” If Cats Disappeared From The World Genki Kawamura
1000Kitap
If Cats Disappeared From The WorldGenki Kawamura · Picador Publishing · 20192,305 okunma
Reklam
Reklam