Oysa kız, erkekler dünyasına ait çok az şey bilmesine rağmen, sonuçta bir kadın olduğu için, karşısında yanan gözlerin ayırdına gayet iyi varmıştı. Şimdiye dek hiçbir erkek ona böyle bakmamıştı. Utandı, dili sürçtü, konuşması kesildi. Tezini savunurken söyleyeceklerini unutuverdi. Karşısındaki genç onu korkutmuş, ama bir yandan da kendisine böyle bakılması tuhaf bir şekilde hoşuna gitmişti. Almış olduğu eğitim üstü kapalı, gizemli, çekici ama yanlış oyunların cazibesine kapılıp tehlikeye düşmesin diye kendisini uyarırken; varoluşunun bütün gücüyle çınlayan içgüdüleri, aralarındaki sınıf ve mevki farkını bir yana bırakmasını ve başka dünyalardan gelen bu genci, alışık olmadığı yakasının kıpkırmızı çizdiği boğazı ve yaralı bereli elleriyle bu kaba saba delikanlıyı, belli ki hoyrat bir çevrede varlık kazanması nedeniyle kirlenip lekelenmiş bu ruhu kazanmasını söylüyordu ona. Kendisiyse tertemizdi ve şimdi bu temizlik isyan ediyordu; ama o bir kadındı ve kadınların yaman çelişkisini öğrenmeye yeni başlıyordu.
Sınırlı bir mekânda, kritik bir noktanın ötesine geçildiğinde, sayılar arttıkça özgürlük azalır. Bu durum, ağzı kapalı bir şişedeki gaz molekülleri için olduğu kadar, bir gezegenin ekosisteminin sınırlı mekânında yaşayan insanlar için de geçerlidir. İnsanlar için önemli olan şey, o sistemin içinde muhtemelen kaç kişinin yaşayabileceği değil, sağ kalabilenler için nasıl bir hayatın mümkün olacağıdır.
-Arrakis'in İlk Gezegenbilimcisi PARDOT KYNES