Bu din, uygulamaya ve eyleme dayanan, dinamik ve aktif hareket isteyen bir yöntemdir. Hayata, kendi pratiği içerisinde hakim olmak ve kendi işlevini yürütmek için bu pratikte uğraşmak üzere gelmiştir ki bu pratiği ya aynen tasdik eder, ya üzerinde büyük küçük bazı tadilatlar yapar ya da tamamen değiştirir.
Akide sistemini tesis edip sağlam bir şekilde yerleştirmeyi ve insanların vicdanın her yanına kök salmasını, sağlıklı ve güçlü olarak büyümesinin vazgeçilmez şartı, direncin güvencelerinden biri ve bir ağacın toprak üzerinde yer alan bölümü ile toprak altında uzanan kök kısmı arasında bulunması gereken dengenin göstergesi olarak kabul edilir.
Onlar, şeriatı tatbik için kendilerine verilen vazifenin, yeryüzüne egemen olması
ile görevli oldukları ilahi adaletin, gerek kendi nefislerine ve aşiretlerine gerekse de kavimlerine ve milletlerine en küçük bir hisse ayırmaksızın uygulayıcıları olmuşlardır.
Bu dini; devlet, düzen, hukuk ve yasalar sistemi olarak uygulama alanına koyanlar, bütün bu başarılara, onu, bundan önce akide, ahlak, ibadet ve davranış olarak hem kalplerinde hem de yaşantılarında tatbik ettikleri için erişebilmişlerdir.