Olası bütün görüşlerin dile getirilmesi özgürlüğünün en sınırsız şekilde kullanılmasının dinsel ya da felsefi hiziplerin sonunu getireceğini iddia ediyor değilim. Kapasitesi düşük insanların ciddi bir şekilde inandığı her doğru, dünyada başka bir doğru yokmuş gibi ya da en azından başka hiçbir doğru bu ilk doğruyu sınırlayamaz ya da koşullara bağlayamazmış gibi öne sürülecek, öğretilecek, hatta pek çok eylemin temelini oluşturacaktır. Bütün görüşlerin sonunda hizipçiliğe kapılma eğiliminin, en özgür tartışmayla bile tedavi edilemeyeceğini, tam tersine bu eğilimin çoğu zaman arttığını ve şiddetlendiğini biliyorum; görülmüş olması gereken ama görülmeyen doğrunun rakip olarak tanımlanan insanlar tarafından öne sürüldüğü için daha da sert bir şekilde reddedildiğini biliyorum. Ama bu görüş çatışmasının olumlu etkisi, kızışmış partizan üstünde değil, konuya taraf olmayan izleyici üstünde gerçekleşir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Edebiyat tarihi ile en sıradan ilişkisi olan olanların bile bildiği gibi, en soylu ve en değerli ahlaki öğreti, Hıristiyan inancını bilmeyenlerden değil, bilip de reddedenlerden gelmiştir, bu gerçeğin unutulmasının doğruya hiçbir yararı olmaz.
Zihni ve duyguları tümüyle dinsel bir modele göre şekillendirmeye çalışmanın ve bu zamana kadar Hıristiyan etiğiyle yan yana var olmuş ve onu bütünlemiş, onun ruhunun bir kısmını alıp karşılığında biraz kendi ruhundan vermiş seküler standartları (daha iyi bir ad bulamadığım için böyle diyorum) göz ardı etmenin, alçak, sefil, köle ruhlu bir insan tipine yol açacağından, hatta şu anda da açmakta olduğundan korkuyorum, bu insan tipi, Yüce İrade dediği şeye kendini istediği kadar teslim etsin, Yüce İyiliğe erişmekten ya da onu kavramaktan acizdir.