*"cezaevinde geçirdiğim üç ay süresince, adam öldüren çok sayıda kadınla karşılaştım, kimileri bana Firdevs'i anımsattı. Gene de hiçbiri onun gibi değildi. O benzersizdi. Sırf çehresi, tavırları, cesareti ya da derin bakışları değildi onu öbür kadınlardan ayıran, yaşamayı toptan reddedişi, ölümden zerre kadar korkmayışıydı."* yazar önsözünde Firdevs'i böyle tanımlıyor.
kitap beni oldukça etkileyen bir kitap oldu (ayrıca kitap kadar firdevs'te beni oldukça etkiledi ve yazarın önsözü de) özellikle Firdevs karakterini okumak ve onu anlamaya çalışmak bana apayrı bir zevk verdi tabii Firdevs'i anlamak oldukça zordu. yazar bile Firdevs'i tam olarak anlayamamışken bir okur olarak Firdevs'i ve Firdevs'in o psikolojik durumunu anlamakta zorluk çektim. Firdevs anlaması zor, karışık bir karakter olduğu için bir süre sonra anlamaya çalışmayı da bıraktım. ama yine de Firdevs benim gözümde bağımsızlığını korumaya çalışan bir kadın olarak yer edindi.
bu kitabı okumak erkekler için birazcık zorlayıcı olabilir çünkü kitap boyunca ataerkil bir toplumda yaşayan bir kadın ve o kadının düşüncelerini okuyoruz ve çoğu da doğru olmasına rağmen bu doğrular bir erkeğin kabul etmesinin zor olacağı doğrular. kitabın konusunu basitçe bahsedecek olursam fahişe olan bir kadının (Firdevs'in) çocukluktan itibaren hayatını karakterin kendi gözünden okuyoruz. Firdevs'e fahişe dedim ama onu fahişe olarak adlandırmak istemiyorum evet hayatının yarısında bu mesleği yapıyor ama sormamız gereken soru şu Firdevs bu mesleği isteyerek mi yapıyor? hayır. Firdevs sadece mısırda "güvenli" bir ortam ararken kendini kadınları kendi zevkleri için kullanan erkeklerin ve sonu gelmeyen, mısırın her yerini sarmış bir tarikatın elinde buluyor. kendisine şiddet uygulayan kocasından kaçarken bir başka fırtınaya tutulan bir