Bir müslüman kendi hanımının, kızının, gelininin, uzak yakın akrabasının, herhangi bir müslüman kadının, hatta gayri müslim bir kadının canı pahasına da olsa namusunu koruması gerekir. Bizim inancımızın, medeniyetimizin esaslarındandır: Zina katî olarak haram kılınmıştır ve cezası çok ağırdır.
Dört erkek şahidin bizzat görmesi ve şahitlik yapmasıyla, zina edenler evli oldukları takdirde recm edilirler.
Bekâr iseler yüz sopa vurularak cezalandınılırlar. Müslüman kadınlar kendilerini nâmahremden sakınmak, iffet ve namuslarını korumakla mükellef oldukları gibi, müslüman erkekler de ailelerinin, müslüman kadınların iffet ve namuslarını korumak, zinadan ve zinaya götüren davranışlardan sakınmakla vazifelidirler.
Bu hususta Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
"Rasûlüm, mü'min erkeklere, gözlerini harama dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını söyle. Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarından haberdardır. Mümin kadınlara da söyle, gözlerini harama bakmaktan korusunlar.
Namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini, yakalarının üzerine kadar örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının (başka kadından olan) oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları ( mü"min kadınlar), ellerinin altında bulunanları (köleleri), erkeklerden kadına ihtiyacı kalmamış hizmetçiler yahut kadınların, gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan (küçük) çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerlerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey mü'minler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki