SERİ MUHTEŞEM...TAVSİYE EDİLİR.
Paullına SIMONS polisiye ve gerilim ile başladığı yazarlık serüveninde muhteşem bir kitapla zirveye oturmuştur.
BRONZ ATLI ve TATYANA & ALEXANDER Serisi ile...
Paullına SIMONS polisiye ve gerilim ile başladığı yazarlık serüveninde muhteşem bir kitapla zirveye oturmuştur.
BRONZ ATLI ve TATYANA & ALEXANDER Serisi ile...
2.dünya savaşı; bir Rus yazar tarafından savaş, dram, aşk, masumiyet, sadakat bir baş yapıt olarak çok güzel anlatılmıştır. Muhteşem bir seri. mutlaka okunmalı.
Çinko Çocuklar serideki diğer kitaplar gibi konusu itibariyle okuması çok zor bir kitap. Kitabı okumak yürek istiyor...
Konusu itibariyle; 1979 yılında Brejnev'in emriyle Afganistan'a giren Sovyet askerleri 10 yıllık savaş sonunda Gorbaçov'un emriyle geri çekilir. 500 bin Sovyet askerinin yolunun geçtiği ve 15 bin askerin de öldüğü savaşta 1,5 milyon Afgan hayatını kaybeder. Sovyet ekonomisini zora sokan savaşın bittiği tarih, bir yandan Sovyetler'in çöküşünü de ateşler.
AFGANİSTAN Sovyet'lerin VİETNAM'I bana göre...
Çok şey söyleyebilirim, yazabilirim ama Svetlana Aleksiyeviç ve ÇİNKO ÇOCUKLAR SAVAŞ'ın HİÇ'liğini direkt savaşın içindeki yaşayanlardan anlatıyor...
Serinin tüm kitapları okunmalı....ÖLÜM ve YAŞAM arasındaki ince ve anlamsız çizgi. Cehenneme açılan kapı SAVAŞ.
Çinko ÇocuklarSvetlana Aleksiyeviç · Kafka Kitap · 2018311 okunma
"Uyuyalım. İnsan uyudu mu her şeyi unutur."
Sonunda okuyabildim şu meşhur Şeker Portakalı'nı. Dendiği kadar var mıymış? Evet varmış.
Zeze adında minik bir çocuk ve onun hayatı tanıma öyküsü. Şeker portakalı fidanına duyduğu aşk ve en iyi dostu, Portugası'na beslediği sevgi. Kısaca konusu bu kitabın. Görüldüğü üzere öyle çok da olağanüstü bir kurguya sahip değil. Peki neden bu kadar çok seviliyor? İşte burada yazarın başarısı ortaya çıkıyor.
Zeze'nin sıradan bir çocuk olmadığını anlamak çok da zor olmuyor. Farklı bir çocuk Zeze. Bu farklılığı kendi başına okumayı sökmesine mi borçluyuz, hayatta en önemli şeyin sevgi olduğunu söylemesine mi, yoksa şarkıların önemini kavrayabilmiş olmasına mı? Belki de bunların hiçbiri değildir. Beş yaşında olmasına rağmen acının ne demek olduğunu anlamış olmasıdır belki de Zeze'yi diğer çocuklardan farklı kılan. Kim bilir?
Ah Zeze ah. Nasıl bir çocuksun sen? Kimi yerde güldürdün, kimi yerde ağlattın. Kısacık bir kitaptı oysa. Nasıl sığdırabildin o kadar şeyi bu kitabın içerisine?
En ufak bir şeyde dahi ailenden o kadar şiddet görmen açıkçası beni çok üzdü Zeze. Ama yine de hiçbirinden nefret etmedin. Daha çok sevdin, özür diledin her seferinde. Beni çok şaşırttın Zeze.
Kitapta beni en çok etkileyen şey ne sevgili Portuga'sını kaybetmesi ne de şeker portakalı fidanının kesilmesi oldu. Gidip akşama kadar ayakkabı boyayıp/cilalayıp para kazandıktan sonra o parayla işsiz ve parasız bir şekilde evde oturan babasına sigara almasıydı beni en çok etkileyen bölüm. Sigarayı çıkarıp babasının ağzına koyuşu ve onu yakışı. "İç," deyişi. Yüreğim sızladı.
Çocukluk yıllarının o yoksul yaşantısını şu iki cümleyle bakın nasıl da güzel özetlemiş Zeze:
"Totoca ve ben çantalarımızı omzumuza asıyorduk. İçinde kitaplarımız, defterlerimiz; bir de
Bir distopya okuru olarak Ray Bradbury'nin başyapıtını bir de çizgi roman versiyonuyla okumak istedim.
Ray Bradbury ve Tim Hamilton işbirliğinde hazırlanan, Epsilon Yayınevi'nden çıkan bu çizgi roman uzun zamandır ona dokunmamı ve gözlerimi üzerinde gezdirmemi hissetmeyi bekliyordu. Sonunda bu çağrısına kulak verdim ve bir çırpıda olmasa da, okuyup bitirdim.
Bir çırpıda okuyamadım çünkü çizimlerini beğenmedim. Ve çizim unsuru da bir çizgi roman için çok önemlidir. Nasıl ki bir romana ısınamama sebebi yazarın dili, konunun yetersizliği gibi nedenler olabiliyorsa, bir çizgi romana ısınamama sebebi de pek tabii çizimleri olabilir. Tim Hamilton'ın çizimleri açıkçası biraz soğuttu beni.
Bitirdikten sonra çıkardığım sonuç ise şuydu: Ray Bradbury ne kadar usta bir hikaye anlatıcısı ise, işte o kadar acemi bir çizgi romancıdır. Bu eserdeki tüm baloncukların sahibi olan Bradbury, kitabındaki o enfes havayı çizgi romana taşıyamamış ne yazık ki.
Kitabını okurken adeta ürkmüştüm ve bitirdiğimde ise birden fazla konuda daha fazla bilinç sahibi olmuştum. Kitapları yakmak... Korkutucu. Böyle bir geleceğin gerçekleşmesinden korkan Bradbury'nin bizleri uyarmak için kaleme aldığı bu başyapıt okuru derinden sarsıyor. Fakat işte çizgi roman bunu pek başaramıyor...
Sonuç olarak, kesinlikle zaman kaybı olmadığını belirtebilirim ve Bradbury okurlarının da okumalarını salık veririm.