Nisa Ekizoğlu

Suç her zaman aynı hayatı sürmekte...
Sayfa 18·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hiç hiçbir kederleri, ayrılıkları, hiçbir şeyleri yoktu; fakat işte bu kadar içten, bu kadar tutkun bir hayata alıştığı için en ufak şeyler ona bir tehdit gibi geliyordu.
Sayfa 18·Kitabı okudu
Kalabalık içinde yalnız yaşamak, kalabalık içinde gezip beraber bir köşeye kaçmak, işte asıl zevk budur. İnsan kalpleri, birbirine bağlılığın ne demek olduğunu o zaman anlar. Ben seni ne kadar sevdiğimi başka kadınları gördüğüm zaman anlıyorum.
Sayfa 9·Kitabı okudu
Suat, kaşlarında endişeli bir kıvrımla, gözleri daha çok karararak, kaç senedir bu aynı yerde, aynı hayatta, şikayet için hiçbir durum görülmeden geçirilmiş mutlu günleri düşünerek susuyordu; Bir ara: "Önceden hiç böyle söylemiyordun!" demek istedi.Fakat neye yarayacaktı. Küçük bir mazeret, basit bir cevapla geçiştirilmeyecek miydi? "Bari sen git, oralarda kal, biraz eğlenirsin!" diyecek oluyordu; fakat beş senedir beraber bulunmaya, her şeyi beraber yapmaya o kadar alışmışlardı ki, kocasına karşı kalbindeki derin bağlılığın dürtüsüyle özveriye razı olup söylese bile onun bunu fark ederek kırıldığını görerek daha rahatsız olacağını, yine yeminlerin başlayacağını, hiçbir şey değişmeyerek yalnız sorunun dışıyla uğraşılmış olacağını düşünüyordu. Çünkü asıl suçun köşkte olmadığını hissediyordu; kabahat șu sebebi düşünülünce kalbini sızlatan can sıkıntısında, ne kadar aşk ve bağlılık ile geçerse geçsin, beș senelik yaşamın yıprattığı kalplerde, bu kalplerin, beşer kalbinin eskimeye olan özelliğinde idi. Ve o kadın, bu acı düşünce ile başını eğip susarken Süreyya söyleniyor, şikayet ediyordu.
Sayfa 7·Kitabı okudu
Evet, doğumumuzdan sorumlu değiliz ama ölümümüzden kısmen de olsa biz sorumlu olacağız. Kaç yıl daha yaşayacağız? Beslenme alışkanlığımız, yaşamımızda bizim için anlamlı hedeflerin olup olmaması, yaşamı ne ölçüde fark ettiğimiz, anı yaşamayı bilip bilmediğimiz, yaşamayı ne kadar bildiğimiz,kaç yıl ömrümüz kaldığını belirleyen etmenlerdendir. Eski Yunanlı bir bilge, "Doğduğun gün sen ağlıyordun, herkes gülüyordu; öyle bir hayat geçir ki öldüğünde herkes ağlarken sen gülüyor ol, " demiş. Eğer yaşamın tadını çıkararak yaşamışsak, sakızları korka korka değil, bir çingene kızı gibi tadını çıkararak çiğneyebilmişsek, az ya da çok yaşamın anlamı üzerinde düşünebilmişsek, kendimizi, yakınlarımızı, dünyayı keşfedebilmişsek, üretken olmuşsak, kendimiz için, sevdiklerimiz için, ülkemiz için, dünya için, birileri için, bir şeyler yapabilmişsek, insanları hayvanları sevebilmişsek, karşılıksız verebilmiş, bize verilenlerin karşılığını verebilmişsek, okumuş yeni şeyler öğrenmiş, öğrenmekten haz duymuşsak, ölmeye az kala,geride kalan bütün bir yaşamımıza gülümseyerek bakabiliriz galiba. İşte o zaman yaşamımız, Ravel'in Bolero'su gibi muhteşem bir finalle sonlanabilir.
Sayfa 157·Kitabı okudu