Rehayâb

~| Ey insan! Aklını başına al. Hiç mümkün müdür ki, bütün envâ-ı mahlûkatı sana müteveccihen muavenet ellerini uzattıran ve senin hâcetlerine lebbeyk dedirten Zât-ı Zülcelâl seni bilmesin, tanımasın, görmesin? Madem seni biliyor, rahmetiyle bildiğini bildiriyor. Sen de Onu bil, hürmetle bildiğini bildir. Ve kat’iyen anla ki, senin gibi zaif-i mutlak, âciz-i mutlak, fakir-i mutlak, fâni, küçük bir mahlûka koca kâinatı musahhar etmek ve onun imdadına göndermek, elbette hikmet ve inâyet ve ilim ve kudreti tazammun eden hakikat-i rahmettir. Elbette böyle bir rahmet, senden küllî ve hâlis bir şükür ve ciddî ve sâfî bir hürmet ister. İşte, o hâlis samimi, saf, temiz şükrün ve o sâfî hürmetin tercümanı ve ünvanı olan Bismillâhirrahmânirrahîm’i de, o rahmetin vusulüne vesile ve o Rahmân’ın dergâhında şefaatçi yap. Aziz Üstadım ~
Sayfa 249 - Hayrat Neşriyat
Osmanlıca
Reklam
Zaman onu "doğru" kullanana "yanlış" yapmaz..
Sayfa 111 - Ediz Yayınevi·Kitabı okuyor
Eğitim
Şu'le Risalesi
عقل يورويوش ياپاركن، بعضاً قلبمله آرقداش اولور... |~ Akıl yürüyüş yaparken, kalbimle arkadaş olur... Bediüzzaman Üstadım.
Sayfa 230 - Hayrat neşriyat
Osmanlıca
Mücadele Edilecek Düşman: İsteksizlik
Gerçek şu ki kararlı bir iradenin karşısında ancak devamlı bir güç durabilir.
Sayfa 13 - Ediz Yayınevi·Kitabı okuyor
İrade Terbiyesi