Her meseleye cevap veren, her gördüğünü kucaklayan, her bildiğini anlatan bir kimse mi gördün; derhal ondan uzaklaş.
Ataullah İskenderî’nin -öl. 1309-
(Hikem-i Ataiye’sinden ilham ile)
Eskiden kutsal, gizemliydi. Ulaşılamazlığıyla büyüler, temsil edilemezliğiyle derinlik kazanırdı. Tanrı'nın yüzü yoktu; çünkü görünmek, eksilmekti. Ama şimdi kutsal olan her şey, görünürlük istiyor. Dua eden bir genç, secdeye kapandığı anı kameraya alıyor. Tiktok'ta dua challenge'ları, Kabe görüntülerine remix'lenmiş fon müzikleri, Instagram'da Cami arkası ayetli selfie'ler... Bunların hiçbiri kendiliğinden kötücül ya da inançsızlık emaresi değil; Fakat bu imgelerin dolaşımı, inancın mahrem dosyasını gösteriye dönüştüren bir hızla anlamı parçalıyor.
Denilmiştir ki:
Yüce Allah ﷻ arzın ehlinden perdelendiği gibi göğün sakinlerinden de perdelenmiştir. Sizin gibi, en yüksek âlemin ehli de Yüce Allah'ı taleb etmektedir. O ﷻ hiçbir şeye girmemekle hiçbir şeyden de gâib değildir. Bu manalar zevki ve rûhânîdir, akıl onlara kavuşamaz ki idrak edebilsin ve kitapların yapraklarından nakil de edemezsin, çünkü balın tadını bilen ancak balı tarifle değil tatmakla bilir.