Bitti…
Derin bir nefes alıp yaslandım arkama. İçine girmekte zorlandığım kitabın içinden çıkamıyorum. Günlerce sürdü. Gittiğim her yerde elimde, kitap konuştuğum herkesle dilimde, başımı yastığa ne zaman koysam zihnimdeydi. Kitabın kapağında yazan o cümleye hak verdim: “Burası girişi olan ama çıkışı olmayan bir cehennem!
Hiç zekanızın size zarar verdiği oldu mu?
Peki ya hafızanızın lanetiniz olduğunu hissettiğiniz?
Algernon'a Çiçekler diye bir kitap okumuştum yıllar önce, eserin başkahramanının zeka seviyesi arttıkça kalabalıkken yalnız, mutluyken mutsuz hale geliyordu. Maksim Gorki’nin bir sözünü getirdi aklıma: “Ne kadar az bilirsen, o kadar iyi uyursun.”
Enstitü… Özel yetenekleri olan çocukların kaçırılarak bir araya getirildiği ve onlar üzerinde deneylerin, korkunç işkencelerin yapıldığı bir “kurum”. Yeteneklerinin bedelini maruz kaldıkları acılarla ödeyen çocuklar. Ne kurgu ama dedim! Kurgu, değil mi? Gerçek hayatta olamaz böylesi! Sonra dünyada kaçırılan, halen kayıp olan, akıbeti belli olmayan çocuklar geldi aklıma, ve yazarın giriş notu: “Ulusal Kayıp ve İstismara Uğramış Çocuklar Bürosu’na göre, Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl yaklaşık olarak 800.000 kayıp çocuk rapor ediliyor. Birçoğu bulunuyor. Bincelercesi ise hala kayıp.” KAYIP. KAYIP. KAYIP.
“Yarın görüşürüz.”
Yarın görüşmediler.
Nazi kamplarını biliyor musunuz? İçinde yaşananları… Yakılarak yok edilen insanları. Peki ya enstitüdeki çocuklarla işleri bitince onları ne yapıyorlardır? Ya da orada ölenleri… Varlığı mümkün mü böyle bir yapılanmanın? Tapınak Şövalyeleri geldi aklıma, varlığını yıllarca gizlemeyi başaran o örgüt. Eğer bu çocuklar dünyanın geleceğini değiştirebilecek telekinezik ve telepatik güçlere sahiplerse… Yazarın Göz kitabını okumuş muydunuz? Carrie neler yapmıştı telekinezi gücünü
Gerilim kitabı olmaktan öte erkek gözünden kadın haklarına dair bir roman olarak değerlendirilebilinir. King yine sıradan ve masum görünümlü bir hayvan olan güveyi gerilimin ve olayların başrolüne almış. Bir müddet güvelere korkusuzca bakamayabilirim. Sizce yaşadığımız onca haksızlığa, ötekileştirmeye,baskıya , şiddete karşılık uykuya dalsak ve kendimize alternatif erkeksiz bir dünya yaratsak neler oldurdu? King'in dünyasında kaos, gerilim ve şiddet oluştu. Uzun ve detaylı bir roman ama soluksuz okunurken kol kaslarını da geliştiriyor. İpucu vermek istemiyorum ama romandaki kadınlar gibi uykuya dalsaydım kitap kulübündeki kadınların arasında olup, elimde en sevdiğim kitaba sarılarak uyumak isteyebilirdim. Tüm masallarda uyuyan güzelleri bir prens uyandırır. Masallarda bile kaderimizi belirleyenler erkekler oluyor. Bakalım bu romanda kadınlar kaderine sahip çıkabilecek mi yoksa yine erkekler mi hayatımıza yön verecek ? Kadın haklarına dair tartışılacak çok fazla konu ele alınmış. Erkek gözünden de tarafsız bir bakış açısı yansıtılmış.Corona bitene kadar uykuya dalmak fena fikir değil.
Uyuyan GüzellerStephen King · Altın Kitaplar · 2018819 okunma
Çok ilginç bir kitap okudum. Yerli yazarların öncelikle özenti olmaktan uzak, bizim toplum yapımıza değinmesini seviyorum. Bu kitap da onlardan biri. Akl-ı Selim Apartmanında on daire var. Her bir dairede toplumumuzun eksikliklerini dibine kadar yansıtan sorunlu insanları çok ilginç perspektiflerden değerlendiriyorsunuz. İçinde yaşayan insanlar, sanki apartmanın adına inat, delirmenin eşiğine gelmişler. Ülkenin durumunu çok güzel özetliyor aslında.
Dairede yaşayan insanlara dair detay verip kitabın tadını kaçırmak istemiyorum fakat kendinizden bir şeyler bulmak istiyorsanız okumanız şiddetle tavsiyemdir.