Çünkü her yeni ortama girdiğimizde, sahne değişir, dolayısıyla roller de değişirdi. Yeni sahnede bize düşen rolün gerekliliklerine göre davranır, replikler yazılır ve buna hayata tutunmak denirdi, tıpkı denize girince yüzmek, karada yürümek gibi...
Sayfa 84·Kitabı okudu
Yeşilçam replikleri
Mesela aşağıdaki replikler Yeşilçam'la özdeşleşmiştir ve meraklısınca hemen fark edilirler: Âşıklar birbirlerine: "Evlenince pembe panjurlu bir evimiz olacak"; Fakir oğlan/kız, zengin kız/oğlana: “Fakir olabilirim ama gururlu bir gencim ben", "Biz ayrı dünyaların insanlarıyız”, "Güzel olduğunuz kadar küstahsınız da" veya "Beni paranla satın alabileceğini mi sandın?"; Esas kız/oğlan uzun süredir kayıp sevgilisini tanıyınca: "Tanrım bu resim... Bu resim...", "Bu ses! Bu ses! ... Nayır, nolamaz!"; Kahraman kör olunca: "Aman Tanrım, göremiyorum, göremiyorum, kör oldum" ve filmin ilerleyen sahnelerinde "Tanrım görüyorum, görüyorum"; Yavrusunu temin eden düşkün anne: “Ben sırtımda taş taşır, yine seni okuturum yavrum”; Esas kız, kötü adama: “Vücuduma sahip olabilirsin ama ruhuma asla!"; İşçi, patronuna: “Hayır siz kovmuyorsunuz, ben vazifemden istifa ediyorum”; Aslında babasıyla konuştuğunu bilmeyen çocuk: "Anneciğim ben bu amcayı çok sevdim. Ona baba diyebilir miyim?"; Anne, oğluna: "Babanın kanını yerde koma oğul!" (kan davası ilan ederken); Türk kahraman Batılı veya Bizanslı krala: "Yaa Justinyanus, işte buna Osmanlı tokadı derler!" (tek vuruşta kulak ve enseyi hedef alarak karşıdakini öldüreceği varsayılan bir tokat tekniği ) Kendisini feda eden Türk kahraman: "Sen kaç yiğidim, ben onları oyalarım!"; İmdada yetişen Türk kahraman: "Yettim yiğidim!" Yeşilçam'a aşina olan biri bu repliklerden yalnızca biriyle bile karakterleri hemen bileceği gibi filmin hikâye ve türünü otomatikman çıkarır.
Sayfa 225 - Kronik Kitap
Sinema
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Seni bırakamayız, kapıyı tek başına tutamazsın!' dedi Aragorn. 'Dediğimi yapın!' dedi Gandalf şiddetle. 'Kılıçlar artık burada bir işe yaramaz." Filmdeki bazı replikler birebir kitaptan alınma. Güzel detaylar.
Sayfa 317 - Yayınevi: Metis Yayınları | Karakterler: Aragorn - Gri Gandalf·Kitabı okuyor
*rüya Oyunu
Lazar, Strindberg'in bir oyununu çok severdi; Rüya Oyunu. Bilir misin? Ben hiç izlemedim. Hep o oyundan replikler ve sahneler alntılardı. Söylediğine göre bu dramda, en büyuk dileği hayatın kendisine yeşil bir balık kutusu bahşetmesi olan biri varmış; hani şu balık tutanların olta iğnesi, misina ve balık yemini muhafaza ettikleri yeşil, metal kutulardan. Bu insan yaşlanıyor ömür geçip gidiyor; ta ki nihayet bir gün tanrılar insafa gelip ona bir balık kutusu bahşedene dek. Sonra oyuncu, elinde uzun zamandır beklediği hediyeyle sahnenin kenarına geliyor, kutuyu uzun uzun inceliyor ve derin bir üzüntüyle şöyle diyor. "Bu tam yeşil değil." Lázar ara sıra, insanlar arzularından söz ederken bu cümleyi alıntılardı. Ve Juditi yavaş yavaş tanıdıkça, onun için "tam yeşil" olmadığımı anladım. Uzun süre beni olduğum gibi görmeye cesaret edemedi. Özlemini çektiğimiz, idealleştirdiğimiz birini insan boyutlarına sığdırma cesaretini uzun süre gösteremeyiz. Şimdi birlikte yaşıyorduk ve geçip giden yıllarımıza ateşli bir hastalık gibi çöken dayanılmaz gerilim ortadan kalkmıştı, artık birbirimiz için sadece insandık, bir erkek ve bir kadın, bedensel zayıflıkları ve gündelik sorunları olan insanlar ve buna rağmen hâlâ beni, hiçbir zaman görmediğim gibi görmek istiyordu. Bir rahip ya da başka bir dünyadan gelmiş, yüce bir varlık gibi. Oysa ben sadece umut eden, yalnız bir insandım.
Sayfa 187 - Yapı Kredi Yayınları
Ezbere replikler…
Kalabalıktan , kutlamalardan, hediyelerden uzak bir doğum günü. Zorlama kahkahalar yok. Mutluluk heybesinden çıkarılmış ezbere replikler yok.Kimse yok.
Sayfa 19·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Modernleşmenin sürekli modernleştirici iktidar öğeleri tarafından yapıldığına dayalı abartılı ve genelleştirici yaklaşım, şehri bu tasarrufun bir nesnesi gibi düşündüğünden sürekli başrol oyuncusu bellediği devletliler için replikler yazar. Şehrin sakinleri ise birer figüran konumundadır. Bu önyargının bir sonucu olarak da bütün bu olup bitenin en çok etkilediği kitleler yani insanlarda sosyal bilimcilerin ilgisini çekmezler. En sonunda ortaya toplumu değiştirdiği varsayılan iktidarın hayalini kurduğu ama gerçekte var olmayan bir toplum Tasviri çıkar.  Türkiye’nin yenileşme tarihinde sıradan insanların görmezden gelinmesi, bir bakıma özne olmamışların seçimlerine güvenilmemesine de yol açar. Oysa bir toplumda, değişimi gerçekleştiren bir erk olmaksızın da-değişen koşulların bir yansıması olarak-insanlar değişebilirler. Bu değişim, yenilikçi iktidarın arzularından bağımsız olarak daha çok gündelik hayatı belirleyen yeni koşullarla ilgilidir.
Sayfa 32·Kitabı okudu