Sayın Pala'nın harika bir anlatım dili var ama bu romanında biraz gevezelik yapmış gibi geldi. Sanırım ilk kez polisiye tarzında roman yazmış. Belki bu değişikliğin heyecanıyla olayları esrarlı hale getireyim derken olayların gizli öznesi ve örgütün lideri olan kişiyi çok öne çıkarmış. Kitabı okurken azdahakların lideri olan ve roman boyunca gizemli kişi olarak sunulan üstad açıkçası çok sırıtıyordu. Ama Osmanlı döneminde geçen asayişe ve istihbarata dayalı bir hikaye ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Palanın Osmanlı bürokrasisi içindeki rütbelere ve bu rütbe sahiplerinin görev ve sorumluluklarına ne kadar hakim olduğunu da net olarak görebiliyoruz. Tarih metodolojisini romanlarında kurguladığı olaylara profesyonelce uygulaması iyiki sadece tarihçi olarak kalmamış dedirtiyor. Kalemine sağlık diyorum.
Ahmet Ümit ülkemizin son 10 yılındaki yozlaşmasının başkomser Nevzat gözünden panoramik bir görüntüsünü sunmuş. Yağmuru dinmeyen bir İstanbul dekorunda; Vazifesinin getirdiği cefayı yaptığı pis işleri haklı göstermek için kullanan güvenlik güçlerini, ülkemizin döviz açığını kapatmak için uluslararası mafya liderlerine döviz karşılığı vatandaşlık verilmesini, yine bu açığın kapatılması için göz yumulan kara para akışını, bu paranın güzellik salonları vasıtasıyla aklanmasını (buraya değinmesini özellikle tebrik ediyorum), vatandaşlık verilen ve bürokratlarımızın arka çıktığı uluslararası uyuşturucu baronlarının gençlerimizi zehirlemesini, ekranlarda polisin yürüteceği cinayet ya da ahlak soruşturmalarının reyting uğruna etikten yoksun bir biçimde bir şovmuşcasına halka izletilerek halkın kendisine ayna tutulmasını ve bunların halkça sıradanlaşarak daha da ahlaki çöküş icine girdiğimizi ve daha bir sürü çürümüşlüğü çarpıcı bir şekilde betimlemiş. Tabi ki onca sorunumuz içinden yalnızca bunlara değinmiş olması olayları polis teşkilatının gözünden anlatması olmuş. Daha önceki romanlarında ülkemiz ya da teşkilat için kaygı duyulan sorunlara bu kadar derinlemesine eğildiğini görmedim. Aslında okurken 90larda ya da 2000lerde de olmuş olan olaylar demeden geçemedim. Ama umuyorum ki 10 yıl sonra bu kitabı okuyan genç kardeşlerimiz bu özelliklere sahip bir Türkiyenin gerilerde kaldığını göreceklerdir.
Üslubu konusunda ise ilk yazdığı romandaki Komiser Nevzatla aynı Nevzat olduğunu söyleyebilirim. Ahmet Ümiti Ahmet Ümit yapan o muazzam yetenek yani okuyucuyu ters köşe yapması, son ana kadar gerilimi bir an bile düşürmemesi ve Nevzat başkomserimin kabusları bu romanda da mevcut. :) her romanında polisiyeyle birlikte tarihi olayları da ele alarak romanını didaktik hale getiren