Reyhan

Reyhan
@reyhn_brc
2 Mart 2001
29 okur puanı
Mayıs 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·353 syf.··
2023 4. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2023 14:55
Bir Dinozorun Anıları Bu insanın hayatına sığdırdıklarını görüp de imrenmemek mümkün degil. Mina Urgan... Daha çok onu çevirmen yönüyle biliyoruz. Bu kitapta ise kendinden bahsediyor. Kişiliğini, düşünce yapısını, yaşam tarzını, hayata bakış açısını öğreniyoruz. Öyle samimi bir anlatımı vardı ki okurken duygudan duyguya boğdu beni. Güldüğüm, gözlerimin dolduğu, yeri geldiğinde çok şaşırdığım yerler oldu sanki gerçekten karşımda oturup sohbet etti benimle. Hayatını anlatmaya çocukluğundan değil de ihtiyarlığından başlıyor ilk önce. "İhtiyarlar kendilerine bir uğraş bulmazlarsa vay haline", diyor. Bence bu her yaş için geçerli, insan kendine bir uğraş bulmazsa boşluğa düşer, düşünceleriyle yiyip bitirir kendini. Yazarımız tüm hayatı boyunca sıkıntıları olsa bile üretmekten hiç vazgeçmemiş. Hayatı boyunca hep daha aydınlık yarınlar için savaş vermiş adeta. Güçlü ve dik duruşu beni en çok etkileyen özelliklerinden biri oldu. Kadınların her zaman her yerde eğitim görmesi gerektiğini savunuyor, aşırı dindar yobazların kadını kullanmalarını doğru bulmuyor. Kitabı okudukça yazarla benzer düşüncelere sahip olduğumuzu ve onun bunları yıllar önce düşünüp yazdığını görmek beni mutlu etti. Gençlere karşı da son derece duyarlı bir ihtiyar kendisi "Gençliğimde çok acı çektim, ama şimdiki gençlerin acıları benimkinden bin beter herhalde." diyor daha o zamanlar. Bir de şu zamanlarımızı görse kimbilir neler düşünürdü... Hayatı boyunca şu anda tarihin ünlü kişileri olan insanlarla dostluk etmiş, beraber büyümüş Yahya Kemal, Sait Faik, Nazım Hikmet, Ahmet Haşim ve daha niceleri... Bu insanlarla beraber büyümek nasıl bir his olurdu acaba? Ama en çok özendiğim ve belki biraz da kıskandığım kısmı daha 11 yaşındayken Atatürk ile vals yaptığı anısı. Bu kısım aslında bize yine Atatürk'ün birey olarak bir
Otobiyografi
Bir Dinozorun AnılarıMina Urgan · Yapı Kredi Yayınları · 202214,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·198 syf.··
2023 2. kitabı
“Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da, canım her istediğinde onu telefonla arayıp konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir.” Aynı şeyleri senin için söyleyebilir miyim bilmiyorum sevgili Salinger. Amerikan'ın en çok yasaklanan ve aynı zamanda en çok okunan kitabı. Zaten yasaklar hep ilgimizi daha çok çekmez mi? Kitabın bu kadar çok okunmasının sebebinin bu olduğunu ve bu yüzden popüler olduğunu düşünüyorum. Eğer edebi dili olan kitapları seviyorsanız üzgünüm bu öyle bir kitap değil. Elinize aldığınızda bir ergenin günlüğünü okuyormuş gibi hissettirebilir. Ancak tabi ki bu kadar basite indirgemek haksızlık olur. Bir kesim bu kitabı çok severken bir kesim okumasam da olur diyor. Ben ne abartıldığı kadar iyi ne de abartıldığı kadar kötü buldum. Çok satanlar arasında yer aldığı için büyük bir beklenti içine girerek okuduğum ve hayal kırıklığına uğradığım bir kitap oldu ama beklentinizi düşük tutarsanız tatmin edici olabilir. İsminden dolayı Fareler ve İnsanlar tadında bir kitap olarak bekliyordum ama beni yanılttı. İsmiyle alakasını kurabilmiş değilim. Ancak şu bilgi ile belki bir şeyler değişir, kitap ilk önce Türkçe'ye Gönülçelen ismiyle evrilmiş. Gönülçelen deyince aklıma direkt Teoman geldi ama bu da tesadüf değilmiş. Bu kitap Teoman'ın kendi çocukluğundan izler taşıyan başucu kitabıymış. Biraz da magazin sjjdjd Bunlar dışında kitaba dönecek olursak yazar kitabın bir kısmını ikinci dünya savaşından sonra bir akıl hastanesinde tedavi gördükten sonra kaleme almış. Kendi hayatından çok fazla izler barındırıyor. Kitapta kahramanımız Holden'in okuldan kovulması ile başlayan birkaç günü anlatılıyor. Holden akıllı ve zeki bir çocuk ancak sistemler içinde bulunduğu kurallar ona hitap etmiyor. Aklını ve
1000Kitap
Çavdar Tarlasında ÇocuklarJ. D. Salinger · Yapı Kredi Yayınları · 202171,1bin okunma
Puan vermedi·550 syf.··
2021 16. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2021 20:44
Polisiye roman denilince akla ilk gelen yazarlardan Ahmet Ümit. Bu kitap da Ahmet Ümit'ten okuduğum ilk kitap. Yaptığım birkaç araştırmaya göre sanırım yanlış bir kitapla başlamışım yazarı okumaya, çok daha iyi kitapları varmış. Bu eser sadece diğer eserlerinin yanında daha sönük kalan bir hikayeymiş. Ama bu kitap da benim için kötü değildi önemli olan da bu diye düşünüyorum. Konusuna gelecek olursam adından anlaşılacağı üzere Beyoğlu‘nun sokaklarını gezmeye hazır olun. Beyoğlu'nda büyümüş ve yaşamakta olan üç arkadaşın hikayesi anlatılıyor. Birbirlerinden oldukça farklı bu üç karakterin başından geçenleri okudukça merak ediyorsunuz. İlk sayfalar biraz sıkıcı ilerlese de ilerleyen sayfalarda heyecanımı gizleyemedim. Sonlarına yaklaştıkça şaşırdım ve katilin kim olduğunu öğrendiğimde büyük bir şok geçirdim diyebilirim. İlk defa polisiye bir roman okudum benim için şaşırtıcıydı sürekli okuyanlar belki katili tahmin etmekte zorlanmaz diye düşünüyorum:) Bu kitapta beni rahatsız eden tek şey başlarda konu uzun uzadıya anlatılırken olayın çözümlendiği ve bence en önemli kısım olan son kısmının çok aceleyle bitirilmiş olduğunu hissettirmesi oldu. Buna rağmen sıkıcı bir kitap değildi ve okuduğum son Ahmet Ümit kitabı da olmayacak. Kitaplığınızda varsa veya alıp okumayı düşünüyorsanız mutlaka okuyun pişman olunacak bir kitap değil. Kitapla kalın
Beyoğlu RapsodisiAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201632,8bin okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2021 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2021 00:13
Leyla'nın Evi Livaneli‘nin okuduğum ilk kitabı. Yazarla tanışma kitabım. Bu kitap uzun zamandır kitaplığımda okunmayı bekliyordu. Okumak için geç bile kalmışım, sürükleyiciliği mükemmel :) Hikayemiz paşa torunu olan Osmanlı kadını Leyla Hanım‘ın doğup büyüdüğü yalıdan atılması ile başlıyor. Elinde tapusu olmasına rağmen başına böyle bir şeyin gelmesini kabullenemeyen Leyla Hanım yalının kapısında adaleti beklemeye başlıyor. Maalesef bu yolda kimse ona yardımcı olamıyor. Beklemekten yorgun düşen Leyla Hanım‘ı, eskiden tanıdığı gazeteci Yusuf kendi evine Cihangir‘e davet ediyor. Leyla Hanım başka çaresi olmadığını anladığında daveti kabul ediyor ancak Yusuf'un da kendine göre bir düzeni var evinde yaşayan asi kız arkadaşı Roxy var. Roxy ve Leyla anlaşabilecekler mi? Paşa torunu Leyla Hanım, Cihangir‘in kalabalığına, tuhaf insanlarına alışabilecek mi? Ve en önemlisi bu durum nereye kadar devam edecek? Kısaca başa çıkılması zor olayların içerisine girip acaba bu durumdan kurtulabilecekler mi diye düşünürken kitap su gibi akıp gidiyor. Tüm bu soruların cevapları da kitapta saklı:) Okumanızı mutlaka tavsiye ettiğim bir Zülfü Livaneli kitabı
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Remzi Kitabevi · 200635,3bin okunma
8/10
·331 syf.··
2021 14. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2021 21:49
Uzun zamandır okunmayı bekleyen kitabı nihayet okudum. Herkesin paylaştığı, her yerde karşıma çıkan bir kitaptı. Özellikle şu salgın döneminde benzer yaşantıların bir olduğunu anlattığını öğrendim ve çok merak ettim. Merak ederek okuduğum kadar da varmış. Kitabımız kırmızı ışıkta arabasında bekleyen bir adamın aniden kör olması ile başlıyor. Bildiğimiz körlükten farkı bunun bir beyaz körlük olması ve en önemlisi bulaşıcı olması. Evet körlük bulaşıcı olabilir mi? Oluyormuş işte. Bu bulaşıcı hastalığa yakalanmayan özel bir karakterimiz de var üstelik. Git gide şaşırtıcı bir hal alıyor. Herkesin kör olduğu bir dünyada gözlerinizin görmesi şans mı yoksa şanssızlık mı onu bilemiyorum. Karakterimiz de bu durumdan pek memnun değil gibiydi. :) Evet asıl amaca gelelim. Buradaki insanların tek bir amacı var hayatta kalabilmek. Bunun için de yaşam mücadelesi veriyolar tabii ki. Kitabı okurken, bir felaketin karşısında kalan insanların nasıl ilkelleştiğini, hayatta kalabilmek ve açlığa direnebilmek adına vahşileştiğini ve insanı insan yapan bütün etik değerlerin nasıl kaybolacağını göreceksiniz. Yaşananlar üzücü ve bir o kadar da mide bulandırıcı. Kitabı okurken zorlayan bir diğer yanı da nokta ve virgülden başka noktalama işareti kullanılmamış olması. Uzun cümleler de haliyle biraz yoruyor. Okudukça gözlerinizin gördüğüne binlerce kez daha şükrediyorsunuz. Filmini de izlemiştim ancak o kadar tatmin etmedi yarısında sıkıldım. Ama belki siz seversiniz :) Önce kitap, sonra film. Sizde okuduysanız yorumlarda buluşalım. Kitapla kalın
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,8bin okunma