Ben de düșünüyorum, dolayısıyla va-
riìm, ama kimim? Galata'da, Yelkenci Hanı bitişiğinde ika-
met eden Uzun Ihsan Efendi mi, yoksa bugünden tam üç
yüz sekiz y1l sonra, sozgelimi lzmir`de oturan mahzun ve
șaşkın adam mı? Hangimiz düș ve hangimiz gerçek? Dușü-
nüyorum, o halde ben varım. Düşünen bir adamı düşünü-
yorum ve onun, kendisinin düşündüğünű bildiğini düşlüyo-
rum. Bu adam düşünüyor olmasından varolduğu sonucunu
çıkarıyor. Ve ben, onun çıkarımının doğru olduğunu bili-
yorum. Çünkü o, benim düșūm. Varolduğunu böylece hak-
h1 olarak ileri sūren bu adamın beni düşlediğini düşünüyo-
rum. Oyleyse, gerçek olan biri beni düslüyor. O gerçek, ben
ise bir düs oluyorum.