Hilal

Umut kalbimizde bir kuştur, sürekli öter. Bir de her şeye rağmen inandığı gibi yaşamak, inandığı bir iş yapmak. Bu önemli işte. Bu direniş önemli
Sayfa 90·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Uçurtmayı senin için yakalamamı ister misin? " Yutkunurken, ademelması inip çıktı. Rüzgar saçlarını karıştırdı. Başını evet anlamında salladığını gördüm. " Senin için bin tane olsa yakalarım, "dediğimi duydum. Sonra döndüm, koşmaya başladım. . . . . dudaklarımda Pençer Vadisi kadar geniş bir tebessüm, koştum. Koştum.
Sayfa 375·Kitabı okudu
"Hasan! Getir onu!" Sokağın köşesini dönmek üzereydi; lastik botları yerden kar öbekleri kaldırıyordu. Durdu, döndü. Ellerini ağzının iki yanına götürdü. "Bin tane iste, senin için yakalayım" dedi. Sonra o bilindik Hasan gülümsemesiyle gülümsedi, köşeyi böylesine tasasız, böylesine içten gülümserken ancak yirmi altı yıl sonra, solmuş bir Polaroid fotoğrafta gördüm.
Sayfa 69·Kitabı okudu
Ve ansızın, Hasan kulağıma fısıldadı: Senin için bin tane olsa yakalarım. Hasan, tavşandudaklı uçurtma avcısı. Bir söğüt ağacının yakınındaki tahta sıraya oturdum. Rahim Han'ın telefonu kapatmadan önce, aklına son anda gelivermiş gibi söylediği şeyi düşündüm: Yeniden iyi biri olmak mümkün. Bir kez daha yukarıya, ikiz uçurtmalara baktım. Hasan 'ı düşündüm. Baba' yı. Ali'yi. Kabil'i. Her şeyi değiştiren o 1975 kışına kadar olan yaşamımı. Her şeyi değiştiren ve beni bugün neysem o yapan kışı.
Sayfa 2·Kitabı okudu
Büyük salonun kapıya yakın bir duvarının önünde birdenbire durdum. O andaki hislerimi, bilhassa aradan bi kadar seneler geçtikten sonra, anlatmama imkan yok. Yalnız orada, kürk mantolu bir kadın portresinin önünde, mıhlanmış gibi durdugumu hatırlıyorum. Resimleri seyredip geçenler, vücutlarıyla beni sağa sola itiyorlar, fakat ben olduğum yerden ayrilamiyordum. Bu portrede ne vardı?.. Bunu izah edemeyeceğimi biliyorum; yalnız, o zamana kadar hiçbir kadında görmediğim garip, biraz vahşi, biraz mağrur ve çok kuvvetli bir ifade vardı. Bu çehreyi veya benzerini hiçbir yerde, hiçbir zaman gormedigimi ilk andan beri bilmeme rağmen, onunla aramızda bir tanışıklık varmış gibi bir hisse kapıldım. Bu soluk yüz, bu siyah kaş ve onların altındaki siyah gözler; bu koyu kumral saçlar ve ve asıl, masumluk ile iradeyi, sonsuz bir melal ile kuvvetli bir şahsiyeti birleştiren bu ifade, bana asla yabancı olamazdı. Ben bu kadını yedi yaşından beri okuduğum kitaplardan, beş yaşından beri kurduğum hayal dünyalarından tanıyordum. Onda Halit Ziya'nın Nihal' inden, Vecihi Bey ' in Mechure' sinden,Şövalye Buridan 'ına sevgilisinden ve tarih kitaplarında okuduğum Kleopatra' dan, hatta mevlit dinlerken tasavvur ettiğim, Muhammed 'in annesi Âmine Hatun' dan bir parça vardı. O benim hayalimdeki bütün kadınların bir terkibi, bir imtizaciydi.