Josh Malerman'ın okuduğum ikinci kitabı. Bu kitabı da 'Kafes' gibi; dili kullanma ve akıcılık konusunda başarılı. Yazarın bu tarzını gerçekten seviyorum. Kitaplarını gözüm kapalı almamın sebebi de bu aslında. Hiç kuşkusuz, okurken buram buram gerileceğimin, meraklanacağımın ve bir sonraki sayfaya bir solukta geçeceğimin garantisini her defasında veriyor yazar. Ama şöyle birşey varki; sonla alakalı ciddi sıkıntıları var Malerman'ın. Bir hikayenin bitmesi fikri ona sıcak gelmiyor sanırsam. Kitaplarının sonları fazlasıyla havada kalıryor. Siz sadece yazarın izin verdiği kadar karakterlerin içinde bulundukları olaya dahil olabiliyorsunuz. Kitap bir noktada bitiyor. O karakterler olay örgüsünün devamına ilerliyor, fakat siz onlarla ilerleyemiyorsunuz çünkü kitabın son sayfasının satır sonundasınız. Kitabın puanını düşük vermemin tek nedeni artık yazarın bu sonlarına fena halde sinirlenmiş olmam.
Buna rağmen yeni kitabı çıksa gözüm kapalı yine alırım. Böyle de çelişkiler yaşatan biri işte.
Yazarla karşılaşsam soracağım 2 soru olur;
Bunu neden yapıyosun? Çıldıralım mı istiyorsun?
Sonuç olarak; sonu hariç kitap güzel ve vaadettigi gerilimi sonuna kadar veren bir yapıt. Gerilim severlerin okumasını tavsiye ediyorum.
Serinin 2. kitabını henüz bitirdim. Şuan kısıtlı zamanım dolayısıyla inceleme kaydedemiyorum...Kitabın ayrıntılı incelemesini ve kitaptan alıntıları önümüzdeki günlerde ekleyeceğim.
Buz KapanıAlexandra Bracken · Parodi Yayınları · 20152,133 okunma
Kitabı gerçekten beğendim.
Günümüz distopya kitaplarında(genelde genç yazarlar) çoğunlukla konu ; ergen yaştaki karakterlerin etrafında şekillenir. Bu durum benim için biraz sıkıcı oluyor okurken. Hemen hemen aynı olaylara, farklı karakterlerin aynı tepkiyi vermesi; tekrara düşmek veya kötü bir remake film izlemek gibi...
Karanlık zihinler kitabı ise bende bu hissiyatı yaşatmadı. Okurken sıkılmadım, tam tersine kitap karakterleriyle özdeşleşmenizi sağlayacak kadar yalın ele alınmış bence. Yazarın üslübü kitabın dünyasını betimleme ve tasfir edebilmesi açısından yalın ve açık.
Kitaba yapılan yorumlara bir bakma fırsatım oldu. Çocukların çok küçük yaşta bir yere kapatılıp; dış dünyayla iletişimsiz,eğitimsiz,bilinçsiz büyütülmesi sonrası Ruby'nin kaçtıktan sonra dış dünyada karşısına çıkan şeyleri zihinsel olarak bilmesi ( radyoda çalan şarkının ve sanatçısının ismini bilmesi gibi örnekler) bir kaç okuyucunun kitabı tutarsız bulmasını sağlamış.
Ben şahsen kitapta hikayenin işlenişi ve karakterlerin tepkilerinde bir tutarsızlık göremedim.
Ayrıca kitabı okurken fonda BrunnuhVille albümlerini bitirdim. Güzel bir ikili oldular tavsiye ederim.
Serinin 2. Kitabına hemen başlayacağım çünkü 1. Kitap çok kritik bir noktada bitti.
Karanlık Zihinler kitabını merak edenler bence biran önce kitabı alıp başlamalı :))
EDİT1; Kitaptaki Zu karakteri bana, Stranger Things dizisindeki Eleven karakterini anımsatmakla kalmadı. Yaşattı. Zu'yu okurken gözümün önünde sürekli Eleven hareket etti
Işıl Kocaoğlan'ın ilk kitabı. Yazarın dilini gayet açık, anlaşılır, okunur buldum.
Konu olarak; ilk sayfalarda Kafka'nın Dönüşüm'ünün kötü bir taklidini mi okuyorum diye sorabilirsiniz. Ama kitabın karakteri Gregor Samsa'dan oldukça farklı. Bunu kitabın sayfaları ilerledikçe anlıyorsunuz.
Kitabın ana karakteri isimsiz bir erkek. 36 yaşında; iyi bir eğitime, işe, statüye, sevgiliye sahip olduğunun bilinciyle yaşayan karakter, bir sabah uyandığında fiziksel olarak yok olduğunu fark ettiğinde başlıyor hikaye.
Bu karakteri okumak ve bu karakterin kitaptaki değişimini okumak benim için enteresandı. Çünkü başlarda ona çizilen profilde; öyle maddeci ve düz bir adam okuyorsunuz ki. Fiziksel yokluğunu kabul etmeyi başardığında ilk düşündüğü şey; işi, statüsü, bir daha nasıl cinsel ilişkiye girebileceği ve evinin mükemmel eşyalarına ne olacağı.
Ailesini arayıp sormayan, kız arkadaşı dahil çevresindeki kimseyi umursamayan-ciddiye almayan onlarla sadece çıkarları doğrultusunda bir iki saat geçirip yoluna devam eden bu karakter kitabın sonlarına doğru ciddi bir değişim yaşıyor. Hayatına dışarıdan bakma fırsatı bulan karakterin evrilen düşünceleri okurken sizi yer yer şaşırtabilir.
Aynı zamanda yazarın kitabın akışı esnasında genel anlatımı kesip bol bol toplumsal özeleştri yaptığı satırları okuma fırsatı buluyorsunuz.
Kitabın beklenmedik, şaşırtıcı bir sonu var. Bu konuda ne söylesem spoiler olacak o yüzden kısaca; farklı bir konu ele alış biçimi, bence okumaya değer bir kitap diyorum...
Kitabı nihayet bitirdim. 200 sayfa olmasına rağmen bayağı uzun bir süre elimde durdu kitap.
Her neyse kitabın konusu hakkında bilgi verecek olursam;
Romanda, bir kadının (Clarissa Dalloway) bir gün boyunca yaşadıklarını, düşündüklerini zaman zaman geriye dönüş yöntemiyle anlatılışına şahit oluyoruz.
Clarissa Dalloway'in akşam evinde vereceği parti için çiçek almak üzere dışarı çıkması ile roman başlıyor. Ve biz Mrs. Dalloway'in zihninde geçmiş-günümüz arasında gel-gitlerle hikayeyi okumaya devam ediyoruz.
Şunu söylemek istiyorum ki başlangıçta bu zihinsel anlatımdaki gel gitler biraz kafamın karışmasına sebep olmuştu. Fakat bir süre sonra yazarın bu anlatımına alışıyorsunuz ve hikaye akmaya başlıyor. Elli sayfa okudum hala bir şey anlayamadım diyen insanlar bile olabilir, gerçekten adapte olmak biraz dikkat istiyor.
Metin boyunca Septimus ile hiç karşılaşmayan(çiçekçi çıkışı farkında olmadan aynı sokaktan geçmeleri hariç) Clarissa arasında bir bağ kuruluyor kitabın ikinci yarısında. Akşam parti de ise Septimus'un ölüm haberini alan Clarissa kendini Septimus'un yerine koymaya başlıyor. Clarissa'nın mutsuz evliliği, erkeklerden fazla kadınlara ilgi duyması gibi etkenler sebebiyle roman boyunca kafasında ölüm ile ilgili düşünceler olduğunu seziyorsunuz zaten . Bu sebeple intihar eden bir kişiyle özdeşleşmesi o kadar da şaşırtıcı gelmiyor.
Son olarak;Filmde Virginia Woolf ve eşi Leonard Woolf arasında geçen bir konuşmadan alıntı yaparak bitirmek istiyorum,
L: Neden biri ölmek zorunda?
V: ...
L: Kitabında biri ölmek zorunda mı?
V: Hı..hı
L: Neden? Bu aptalca bir soru mu? Yoksa bunu aptalca yapan ben miyim?
V: Hayır, hem de hiç.
L: Eee?
V: Kalanların hayata daha çok değer vermesi için biri ölmeli. Zıtlık yaratmak için...
L: Peki kim ölecek?
V: ....
L: Söyle?
V: Şair