Televizyonda,
Konuştuğumuzdan günler sonra
Küçücük kutunun içinde
Kim olduğunu bilemeden
İstiyor musun gerçekten?
Kelimeler, soldan sağa, sağdan sona
Rehin tuttuğumuz kelimeler
Kendimizin şeytanı , kendimizin azizi
Çoktan vazgeçilmemişse eğer
Kendi kanımızın kahramanı
Gökyüzü tepemize yıkılırken
Çocukluklar her yerde parçalanırken
Küçücük bir parça ışık için
Herkes olan biteni bırakabilirken
Hala istiyor musun gerçekten?
Off be güzelim
Her şey çok eskidi artık
Bağırıyorum sana sıfır dereceden
Bağırıyorsun hissediyorum en derinden
Kayboluyor ama sisin içinde sıcaklığın
Başka bir günün sevişini çalışıyoruz biz
Başka bir perşembeyi düşünüyoruz
Göz yaşları sevdaların anahtarı
Sadece sen
Sadece sen ve ben
Sadece sen ve ben ve biz
Bir de gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar
Bir, beş, otuz, iki milyon
Kim takip ediyor günaydın, iyi geceleri
Kim sayıyor kaç kişinin kaç kişiyi sevdiğini
Elişi kağıtlarından gölgeler yaparken
Ayırdına vardım hayatın birdenbire
Bütün bu saçma sefil tuzlu körfez şeyinde
En yalnız astronot, en suskun dalgıç
En karanlık gecede en haklı korkak
Bendim, Odyssey gibi aslında tek başına
Neye inandığımın bir önemi yok
Ya da neyi yok saydığımın
Biliyorum çürük bir şey var burada
Çok eskilerden bir şeyleri hatırlatan
Dünyayı gri trenlerden görmeye alışmış
Paslı denizlerde sürüklenen teknelerle
Ve evin yolunu bilmeden dönüp duran
Hayaletlerle aşık atıp,haysiyet gerektirmeyen
Daha iyi bir alternatif arayan bir şey
Değişimin kokusu bu,
Hayır, değişmeyi beklemenin sarı renkli
Cehennem kaçkını paranoyak korkusu
Ben şimdi anlıyorum ya planları
Eninde sonunda fark edecek herkes
Gökyüzü düşmeye başladığında
Ya da hayatındaki boşluğu doldurmak için
Aynadakinden başkasına gerek duymadığında
Medlerden çok cezirlerden medet umduğunda
Çözecek insan benim gibi hayatı
Benim ama devam etmem gerek artık gölgelere
Geldiğiniz zaman uzun basın zile lütfen
Göndermezler yoksa gittiğim yerden geri
Hayat, mebat, Barcelona ya da Çanakkale
Önemi yok ne zaman, nerede ya da neden