Bu kitabı okuyan bir erkek en fazla iyi öyküler okuduğunu söyler. Ne kadar hissederek söyler, emin değilim. Ama bu kitabı okuyan bir kadın, 11 öykünün içine gömülmüş 11 parçasıyla bakışır.
Kalbinden, ciğerlerinden, sızlayan meme uçlarından, çakılı kalmış ayaklarından, tutunamayan ellerinden, kapatamadığı göz kapaklarından, ezilmiş omuzlarından, göz altı torbalarından birer parça…
Yorgun, tedirgin anneler, korkular, yetmezlikler, tükenmişlik, ayıplanma korkusu, kaybolmalar, kendini bulamamalar, hiç suçun yokken suçluluktan sıkışıp kalmalar, sürekli ertelenen kendilik…
Ortada arkasına takılıp gidebileceğiniz büyük olaylar yok. Süregiden bir halin ağırlığı var. Bir kadının, daha küçücük bir çocukken ince çizgilerine dolmaya başlayan tedirginlik var.
Duyguları çıplak bırakmak için uzun cümlelerin saçları küt kesilmiş. Kelimelerin kırışıklıkları ütülenmemiş. Yazmış. Bu kadar zahmetsiz görünen bir dille, hiç zorlamadan, bağırtmadan yazmış. Okuyun rica ediyorum.
#tüliner in özenli çevirisiyle