10/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
ZAFER BAHÇESİ Merhaba arkadaşlar bugün harika bir eserle karşınızdayım. Yayınevinden ilk kez okuma yapıyorum ve daha önce okuma yapmadığıma pişman oldum ya. Neyse bir başlangıç yaptık ve artık devamı gelecek. Özellikle kendinden püsküllü ayraçlı olması muhteşem bir detay. Kitap oldukça akıcı, bazı sayfalarda görsellerin olması ise ayrı bir tat katmış. Hatta ben arada story atacaktım ama kitap o kadar akıcı ve merak duygusuyla ilerliyor ki elimden bırakmadan okudum ve bir baktım son sayfadayım. En sevdiğim yönlerinden biri, sadece bir dönem romanı olmaması; aynı zamanda umut, cesaret, fedakarlık ve yeniden başlamanın da hikayesi olmasıydı. Karakterlerle birlikte üzüldüm, heyecanlandım ve onların yaşadıklarını iliklerime kadar hissettim. Savaşın gölgesinde geçen bu hikaye de hem dönemin atmosferini hem de karakterlerin duygularını çok güzel yansıtmış. Özellikle Emily'nin yaşadığı değişime ve verdiği mücadele beni hikayeye daha da bağladı. Eser boyunca merak duygum hiç azalmadı ve sayfalar su gibi aktı. Eser bizleri 1918 yıllarına götürüyor, savaşın ve yaşam mücadelesinin yaşandığı zamana. Emily 21 yaşında genç ve güzel bir kız. Ailesi üst düzey bir konum da yargıç bir babanın kızı. Savaşta abisini kaybederler bu yüzden ailesi onu korumak adına özgür bırakmazlar. Emily savaştan dolayı çöküşte olan ülkesine gönüllü olarak yardımcı olmak ister. En yakın arkadaşı gibi gönüllü hemşire olmak ister ama kabul görülmez. Nekahethane de yaralı şekilde yatan Avustralya'lı Subay Robbie'le tanışır. İkili birbirlerine karşı birşeyler hissederler. Evlenmek isterler ama Emily'in ailesi karşı çıkar. Emily artık evden ayrılıp sevdiğine daha yakın olabilmek için çalışmak ister. Tarımla, çiftlikle uğraşan Kara Ordusana yazılır ve çalışmaya başlar. Sıradan insanların içinde hiç yapmadığı
Zafer BahçesiRhys Bowen · Arkadya Yayınları · 202640 okunma
9/10
·212 syf.··
2026 40. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 11:12
Tüm zamanların en iyi 100 roman listesinde geçen benim de yazardan okuduğum ikinci kitap olan Geniş Geniş Bir Deniz Pınar Kür’ün önsözü ve muazzam çevirisi ile güzel ve derin bir okuma yolculuğu oldu… Jane Eyre kitabındaki(maalesef ben okumadığım için bilmiyorum)çatı katındaki deli kadın Bertha’nın merkeze alındığı 1840’lar da Batı Hint Adalarında geçen Jamaika,İngiltere de yeni özgürleşen kölelerin arasındaki diyalogların ağırlıklı olduğu zengin bir dili,derin bir konusu olan çok özel bir kitaptı Geniş Geniş Bir Deniz… Üç bölümden oluşan kitap da ilk bölümde Antonietta karakterinin ağzından olayları dinleyen okuyucu ikinci bölümde kocasının ağzında olayları dinlerken üçüncü bölümde Viktorya Döneminin katılığı,bir kadının hayallerinin yer bir olup nasıl bir sona sürüklendiğine şahit olur… Ağız özelliklerinin yoğun olmasından dolayı okumak da zorlansam dahi yazarın bu kitabı 70 yaşında yazdığını ve hem bir kadının hazin sonunu hem de sömürgeciliğin perde arkasını kaleme aldığını düşününce büyük bir hayranlık duyarak kitabı bitirdim…
Edebiyat
Geniş, Geniş Bir DenizJean Rhys · Can Yayınları · 1989201 okunma
Reklam
8/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 16:34
Birinci Dünya Savaşı’nın son dönemlerinde İngiltere kırsalında geçiyordu olaylar. Erkeklerin çoğu savaşa gitmiş, birçogunun ölüm haberi, bir kısmının da fiziksel ve psikolojik olarak yaralı bedeni dönmüştü geriye. Bu nedenle oluşan işgücü kaybını telafi ederek tarımsal üretimi sürdürmek ve yiyecek sıkıntısını önlemek için, tarla, bahçe, hayvancılık işlerini yapmak üzere Kara Kadınları Ordusu kurmuştu İngilizler. Geride kalan kadınların bir kısmı, cephede ve hastanelerde hemşirelik yaparken, bir kısmı da bu kara kadınları ordusuna katılarak destek vermeye çalışıyorlardı ülkelerine. Kitabımızın kahramanı Emily Bryce da bu kara kadın ordusunun üyelerinden biriydi. Emily, babasının yargıc olması nedeniyle orta sınıf bir ailede yetismiş, o zamanlarda kadınlar için üstün bir özellik olarak görülen, eğitimli bir genç kızdı. Ailesi sosyeteden uygun bir damat adayı arasa da, evlerinin yakınındaki hastanede tanıştığı Avusturalyalı pilot Robbie Kerr’le tanışması, ailesinin bu konudaki tüm planlarını bozacaktı. Robbie’nin yaşadıkları yerden farklı bir yerdeki hastaneye naklinden kısa bir süre sonra yirmi birinci yaşını dolduran Emily de, hem ailesinin baskısından kurtulmak, hem Robbie’den ayrılmamak, hem de ülkesine hizmet etmek için katılmıştı Kadınlardan oluşan kara ordusuna. Bu Ordu’da şartlar çetindi. Emily gibi fiziksel çalışmaya alışkın olmayanlara göre daha da zorluydu üstelik. Ama, inatçı, kararlı ve aşık bir Emily Bryce’ı vazgeçiremeyecekti yolundan tüm bu zorluklar. Ailesinin kendisini reddetmekle tehdit etmesi ve Robbie’nin iyileşip savaşa geri dönmesi de Emily’nin bu orduya daha sıkı sarılmasını sağlayacaktı. Asıl ailesini kaybetmiş gibi hissetse de, Ordu’da tanışıp tüm zamanını birlikte geçirdiği başta Daisy ve Alice olmak üzere, Maud, Bayan Anson, Maureen, hatta
Zafer BahçesiRhys Bowen · Arkadya Yayınları · 202640 okunma
9/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 181. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 13:54
Püsküllü ayraçlı kitapları çok seviyorum. Yayınevinin bu ayırıcı özelliği çok mutlu ediyor insanı. Yine çok beğenerek okudugum bir kitapla geldim .. Birinci Dünya Savaşı zamanları .Emily soylu bir ailenin kızı.Bir çiftlikte yaşıyorlar. Abisi savaşta ölmüş. Küçük kardeşi de difteriden ölmüş. Tek çocuk kalmış. Okul arkadaşı Clarissa orduya hizmet için eğitim alıp Fransa da hemşirelik yapıyor. Emily de istiyor ama ailesi izin vermiyor . Yakınlarda ki yaralı askerlere annesiyle kek götürüyorlar. Orda Robbie ile karşılaşıyor. O bir Avustralyalı pilot .Yaralanmış ve tedavi görüyor. Emily dogumgününe onları da çağırıyor ve aralarında bir yakınlaşma başlıyor. Annesi bunu hoş karşılamıyor ve Robbie yi baska bir hastaneye sevkettiriyor . Emily de devlete hizmet icin başvuruyor ama hemşire ihtiyacı olmadığı icin geri çevriliyor .Kadın Kara ordusu adlı oluşum yiyecek temin etmek için kurulmuş .Tarla işleri ,hayvan bakımı, çiftçilik. Emily ona katılıyor. Asıl bir ailenin kızı oldugu belli oluyor o toplulukta. Ama o her şeyi öğrenmeye çalışıyor Robbie yle de görüşmeye devam edip birlikte oluyor. Savaş bitince evlenme kararı alıyorlar. Leydi Charlton malikanesine bahçeyi düzeltmek için işçi isteniyor .Emily Alice ve Daisy i alıp gidiyor .Orda harabe bir kulubeye yerlesiyorlar .Leydi suratsız bir kadın .Ama Emily in bir asilzade olduğunu öğrenince onunla konuşmaya, çay içmeye davet ediyor .Gitgide aralarında guzel bir arkadaşlık gelişiyor. Emily kulübede bir sandıkta bir defter buluyor .16 .yy da yaşamış bir cadının o evde oturdugu anlaşılıyor. Sonra da bir ogretmen olan Susan oturmuş oda yazmış deftere .Köyde o ev lanetli olarak anılıyor. Defteri okuduktan sonra Robbie savaşta ölüyor ve Emily hamile oldugunu anlıyor . Ve bundan sonrası hayatta kalma mücadelesi ..Savaşın çirkin
Zafer BahçesiRhys Bowen · Arkadya Yayınları · 202640 okunma
10/10
·647 syf.··
2024 13. kitabı
güller ve dikenler sarayı serisinin 2. kitabıdır sis ve öfke sarayı. adından da anlayabileceğimiz gibi evrenin başka bir kapısını aralıyor bize. ilk kitapta okuduğumuz insan ve bahar diyarlarından sonra 3. bir yer olan gece sarayına ve diğer sarayların da neye benzediklerini az çok anlayabileceğimiz bir kitap. ana konu gelen bir savaş olduğu ve buna karşı cephenin oluşturularak güçlendirilmesi çabası. ama kim tarafından? beklentilerimizi ters köşe yaparak evreni çok güzel bir şekilde genişletmişler. yeni bir çok karakter ve yer giriyor hikayeye ve hiç biri de sadece yan karakter olarak kalmayacak kadar önemli kendi hikayeleri olan karakterler. bence bunu yazarken yazar, belirli bir hikaye ve tek ana karakter güçlü diğerleri önemsiz gibi göstererek ilerlemektense yan karakterlerin de hikayelerini güçlendirerek her şeyi tek başına başaran ana karakterden çıkarıp bir ekip işine çevirmiş ki bu kitabı sevmemdeki en önemli etken. amren, mor, cassian ve azrielin hikayeleri -özellikle mor- oldukça etkiledi beni. feyre-tamlin ve rhysand arasında üçlü bir aşk girdabına dönmesinden çok çekinmiştim kitabın ilk başlarında okurken ama rhys ile feyre'nin dinamiği gerçekten tamlin - feyre arasındaki dinamiğin üzerine geçti. ilk kitaptaki aşk vari duygular bu kitapta bana stockholm sendromu olduğu gibi bir izlenime kapılmama sebep oldu. çünkü tamlin her açıdan feyre'yi yanlız bırakıp sadece bir yan karakter olmaya zorladı ilk bölümde ki bu durumdan oldukça nefret ettim. rhys ile olan ilişkileri ise, daha güçlü daha denk ve saygılı gibi geldi. (bunu tabi yazarın büyük başarısı olarak görüyorum orası ayrı bir konu. ilk kitaptan başka bir noktaya evirtmek ve bunu bu kadar başarılı yapmak kesinlikle güçlü bir kalemin başarısı.) diğer yandan, siyasi oyunları oldukça güzel bir şekilde
Sis ve Öfke SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20204,675 okunma
9/10
·764 syf.··
2024 14. kitabı
serinin üçüncü ve feyre bakış açısı ile yazılan son kitap bu kitap. bu açıdan bir hikayenin sonuna gelmiş hissettiğimden bu kitaba yorum bir türlü yazamıyorum. yazarın bu seride okuduğum kadarı ile, olaylardan daha çok ilişkileri örmek ve onları anlatmakla ne kadar doğru bir karar verdiğini tekrar tekrar iliklerime kadar hissettim kitap boyunca. üç bölüme ayrılmış kitap, ki bence ilk bölüm "leşlerin prensi" tam olarak adını hak ediyor. tamlin'in hırsı yüzünden olayların nereye varacağını gördüğümüz nokta ile biten 2. kitap, feyre'nin gözü dönünce neler yapabileceğini gözler önüne serdi bu bölümde ki - yaptıklarından bir yerde pişman olduğuna kesinlikle eminim- ama yine de yaptıklarını, gözlem gücünü oyun kurmasını ve bir saray yöneticisi gibi davranmasını oldukça sevdim. rhys ile yaşadıkları şey hat safhaya çıkarken, feyre'ye duyduğu saygı gerçekten göz yaşartacak cinstendi. (belki de standartları bu denli düşük olan her kıza bi ufak mesaj da içeriyor olabilir bilemedim. :d) bu arada amren ile varian arasındaki gelişme gerçekten çok hoş değil miydi ? yaz sarayındakileri ve hellios'u gerçekten diğer saraylarda en sevdiğim karakterler oldu. lucien'i bile bu denli sevmediğim aşikar. pis tilki. (şaka şaka) kemik oymacısı, dokumacı ve kütüphanedeki korku karakteri de oldukça iyi düşünülmüşlerdi ve tabi ki oymacının istediği o ayna. her sayfasını merakla okudum ama evrenin giderek genişlemesi ve her karakterin bu denli detaylarla anlatılması savaştan daha çok dikkatimi çektiği açık söylemek gerekirse. zaten bu seriyi okumayı zevkli kılan kısım da, o arkadaşlıkların derinliklerine kadar görebiliyor oluşumuz değil mi. tüm planlı olayların hepsinin mantık hatasına yer bırakmadan ilerlemesi ve tüm o duyguyu okuyucuya geçirmesi (yazara alkışlar burada gidiyor.)... bu kitap bir
Kanatlar ve Küller SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20183,517 okunma
Reklam
Reklam