Aaaa o kadar heyecanlıyım ki, uzun süredir bir kitabı bitirdiğimde o kapağı kapatırken gelen "Vay be." hissini yaşamıyordum. Kitabı çok uzun bir sürede okudum, bu kitaptan kaynaklı mı yoksa odak sorunu mu yaşadım bilmiyorum. Bir ara yarım bırakmayı bile düşündüm ancak iyi ki üstüne gitmişim diyorum şimdi. Ben sanırım en çok Saramago'nun diyaloglarındaki dümdüzlüğü seviyorum. Yani nasıl desem, söylemek istediklerini öylesine dümdüz ama öylesine kimsenin yakalamadığı bir noktadan tutuyor ki bu durum beni inanılmaz keyiflendiriyor. Yazarın okuduğum dördüncü kitabı ve sanıyorum ki favorim de bu. Hani güncel tabirde, "Google açtırmak." terimi var ya, Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş da bunu yapıyor. Daha fazla ne diyebilirim bilmiyor, üstadın ellerinden öpüyorum.
Saramago hoş bir yazar, Filin Yolculuğu kitabında da Yol'u işlemesi ve benim yol fikrine olan romantik hislerim sebebiyle kendisini bir başka seviyorum. Bu kitapta da -okuyanlar için konuşacağım- asıl hikayenin yola çıkmak olduğunu gördüm. Amaçtan ziyade yolda olmak. Hani diyor ya "bulanlar arayanlardır" diye, bu adamın hikayesi de böyleydi. Kitap yarım saatten kısa bir sürede bitse de kapağı kapattığınızda o "iyi kitap" iç çekişini bırakıyorsunuz. Bilinmeyen Adanın Öyküsünden ziyade bilinmeyen adamın öyküsünü okumak çok hoştu.
Kurgu eserlerde en etkilendiğim olay kurgunun bilgiyle desteklenmesi, o yapımdan boş çıkmamak. Boş çıkmadım. İnsana kendi kokusunu merak ettiren bir yapımdı. Alkışlarım.
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201927,3bin okunma
Akşamüstü başlamıştım, az önce bitti. Karakterler bir yana bir ara Steinbeck'in Curley'nin karısını işleyişinden, işçilerin ondan bahsetme şekillerinden hoşlanmadığımı düşündüm, sonra okudukça okudukça her şeyin, Zenci Croocks'un, yaşlı Candy'nin, köpeğinin, Slim'in, Carlson'ın alabildiğine realist alabildiğine hayattan detaylar olduğunu gördüm. Öyle yol üstü gibi karakterlerdi ve hiçbiri doğruluk timsali değildi. Ben az sonra eve gitmeyi beklerken hepsinin yuva olgusundan bu denli uzak ve böylesine muhtaç oluşu çok kırdı beni, en çok da Lennie'nin. Lennie benim için biraz Hasan, biraz Zeze gibiydi. Kıyamadım, okudukça daha çok kıyamadım. George'a kızdım mı bilmiyorum ama kalbim çok kırık.