Ümmetin bizden öğreneceği şeyler olduğu gibi, bizim de ümmetten öğreneceğimiz çok şey var. Onlar bize bakarak bazı eksiklerini tamamlayabilecekleri gibi, bizim de bazı eksiklerimizi ancak onların yardımıyla tamamlayabileceğimiz, tartışılmaz bir gerçek. Bir elin parmakları gibi tıpkı: Her bir parmağın, diğerine olan hayatî ihtiyacı gibi. Bir duvarın, bir tanesi bile düşse diğerleri de eksilip zayflayacak olan tuğlaları gibi ya da. Onlar olmadan biz yarımız, bizsiz onların da yarım olduğu gibi..
Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde
yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki
insanı anlamış olan bütün insanları anlar.
Geçmişinde dürüst olan insan yalan söylemekten, başkalarını kandırmaktan keyif almaz, çünkü kendi kendine yalan söyleyemeyeceğini bilir. Bütün dünyayı aldatıp söylediklerinin doğru olduğuna inandırsa bile yalnız başına kaldığında vicdanı ayıplayıcı parmağını yüzüne dayayarak onu utandırır. Berbat bir durumdur bu.
...Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey.