R.K.

R.K.
@rmznkync06
"Uçmayı öğrenmeden göçmeye mecbur kalmış bir kuş gibi kalbimiz."

R.K.

, bir kitap okudu
Puan vermedi·303 syf.·
2021 19. kitabı
Rauf Orbay
8/10 · 114 okunma
Reklam
Ulema dediğin, egemenlikleri bir göz kırpımı süresince olan şu fani dünyanın hükümdarlarına değil, âlemlerin yaratıcısı olan tek ve edebi Tanrı’ya hizmet etmeliydi. Bahaeddin Veled, bunun en azından kendisi için böyle olduğundan emindi.
1000Kitap
Nefsin egemen olduğu sultanlık, şeytandandır!’”
“Ey, Vahş kadısı ve ey siz, Fahreddin Râzi’nin ardı sıra doğru yoldan çıkan din sapkınları! Ey, Harezmşah Muhammed! Bilesiniz ki, şu değersiz dünyada hepinizin gözüleri kör olmuş. Bunca mucizeleri, delilleri bırakmışsınız da iki üç hayalin peşine düşmüşsünüz! Bu dâlâlet ve bid’at üstünlüğü, nefsinizin üst olmasından, sizi işsiz güçsüz, ibadetsiz, tâatsız bırakmasından ve kötülüğe çalışmasından ileri gelmede! Ama ne denilmiştir: ‘Nefsin egemen olduğu sultanlık, şeytandandır!’” Cuma vaazında babasının söyledikleri işte bunlardı. Ve cemaat, başları hep önde, korkudan gözlerini bile kaldıramadan, kentlerinin bu en ünlü din bilginini büyük bir dikkatle dinlemişti. İnsanların yazgısı iki dudağının arasından çıkacak söze bağlı olan kadıyı ve onun sevgili efendisi Râzi’yi din sapkınlığıyla suçlamak! Bu da bir yana, Müslüman dünyasının en güçlü hükümdarı olan Harezmşah’ı da onlarla bir tutmak!.. Doğrusu herkesin söylemeye cesaret edebileceği şeyler değildi bunlar.
1000Kitap
Dinin esas itibarıyla sırf öbür dünya için yaşamaya çağrı olma­ sına rağmen, insanlar her zaman hergünkü kendi ümit ve ümelle- rini de dine bağlarlar. Başka bir ifadeyle İslâm’ı isterler. Tarih göste­ riyor ki, Hristiyanlığın yayılmasında ilk zamanlarda “agape” denilen müşterek yemekler önemli bir rol oynamıştı. “Günahların bağışlan­ ması” için yapılan duaların çok defa “borçların bağışlanması” için taleplere dönüştürülmüş olmasına ve kilisenin büyüklerinden olan Tertullian’m “günahların bağışlanmasının lehine müdahale etmeğe kendini mecbur görmesine dair deliller vardır. Ortaçağda birçok haraketin hem dinî, hem de sosyal mahiyeti vardı. Bu yüzden onların karakterini tek yanlı olarak izah etmek güçtür. Bugün ise bazı sos­yalist hareketler Kitabı Mukaddes e dayanıyorlar. Bu gerçekler, saf din ve saf siyasetin ancak düşüncede varolduğunu, hayatta ise bun­ların ancak karışımı bulunduğunu söyleyen İslâm’ın umumî noktai­ nazarını teyit etmektedir. Bu karışımın unsurlarını birbirinden ayır­mak bazı hallerde hemen hemen imkânsızdır.
Din
SAF DİNİN ve SAF MATERYALİZMİN İMKÂNSIZLIĞI
Din de, ütopya da hayata girdikleri, tatbikat oldukları zaman de­ forme olurlar. Sâf ve tutarlı bir şekilde ancak kitaplarda mevcuttur­ lar. Tatbikatta din “natüralize” olur, yani insamn hayvani tabiatından bir şeyler alır; ütopya ise “hümanize” olur, yani bazı ahlâkî özellikler kazanır. Hristiyanlığın da materyalizmin de deformasyonu her za­man insana, yani onun hem hayvanî hem de İnsanî olan asıl mahi­yetine bir yaklaşmadır. Birincisinde İlahî tarafından bir düşüş, öbü­ründeyse hayvanî tarafından bir yükseliş vardır. Her ikisi de insanlığa doğru bir harekettir.
Din