R.K.

R.K.
@rmznkync06
"Uçmayı öğrenmeden göçmeye mecbur kalmış bir kuş gibi kalbimiz."
Atatürk e göre dinler uydurma
Tarihi noktai nazardan da mütalea edildiği zaman görülüyor ki: Mu- hammed birdenbire Allahın Resulüyüm diyerek ortaya çıkmamıştır. O, Arapların ahlâk ve âdetlerinin pek fena ve pek iptidaî ve ıslaha muhtaç olduğunu anlamış, bunları ıslah için tenha yerlere çekilerek senelerce düşünmü ve yıllarca tefekkürden sora kendisinde vahiy ve ilham fikri doğmuştur. Vahiy, ilham fikri Muhammetten evel de Araplarca meçhul değildi. Bütün iptidaî kavimler gibi, Araplar da, şairlerin, akıl er- diremedikleri kuvvetlerden ilham aldıklarına inanırlardı. Bu kuvvetler Araplar için cinlerdi. Cinler, güya, kâhinlere kayıptan haber vermek kudretini ilham ederlerdi. Bu nevi itikatlar Arabistanda herzaman o kadar canlı ve derin olmuştur ki Muhammet dahi cinlerin vücuduna samimi olarak inanmıştır. O, hakikaten cinlerin şairlere şiir ilham ettiğine kani idi. Araplar şairleri, bir kâhin gibi telâkki ederlerdi. Muhammedin Musa, İsa, dinlerine dair öğrendikleri de kendisinde bu itikadı kuvvetlendirmiş- tir. Bu Peygamberler de melekler vasıtasile ilham aldıklarını söylemişler- di. O dinlerde de cin ve melek telâkkisi vardı. Dinler nazarında cinler, kötü ruhlar olduğundan peygamberler onlardan mülhem olamazlardı. Mu- hammet te diğer peygamberler gibi kendisine ilham eden kuvvetin in- sanları iğfal eden bir kuvvet olmayıp, onları hayır ve saadete irşat eden ilâhî bir kuvvet olduğuna samimi olarak inandı.
1000Kitap
Reklam
Atatürk 'e göre Muhammed 'in ailesi (hz.)
Muhammedin menşei Muhammedin aile ve Atalarına ait bütün malûmat Tarihî olmaktan ziyade efsanevîdir. Peygamber zamanında bu malûmat yoktu; bunlar sonradan icat olunmuştur. Arapların aile şecerelerinin tutulması usulü Halife Ömer zamanın- da başlamıştır. Bu usul bir takım düzme şecerelerin uydurulmasına yol açtı. Hakikatta, Muhammedin menşei hakkında pek az şey bilin- miştir, okadar ki onun asıl ismi dahi malûm olmamıştır; Muhammet, Peygamberin ismi değil, lakabıydı. Peygamberin cetleri hakkındaki malûmat dahî tarihî vesikalara uy- maz. Araplar, Peygamberin İbrahim neslinden geldiğini ispata çalıştı- lar; Araplar bu suretle bütün
1000Kitap
Arapların İptidaî dinleri
Arabistanm»şimalinde Hıristiyanlar ve hemen her tarafında mühim yahudi kolonileri vardı. Fakat arapların umumiyeti putlara ta- parlardı. bedeviler çölde taşlara, vahalarda ağaçlara taparlardı; onlar da gözle görülmeyen cinler, periler tahayyül ederlerdi. Bedeviler, Mek- keyi mukaddes tanırlar ve oraya hacca gelirlerdi. Orada Kabe vardı. Kabede arap kabilelerin mabûdlarını temsil eden yere dik konulmuş 360 ta ve gökten düşmü tanılan meşhûr Karata (Şeceri esvet) bu- lunurdu. Gelecek hayat hakkındaki inanışlar çok karanlıktı. Yemende bir eski medeniyet vardı (Himeyrilerin). Bu medeniyeti şüphesiz, acem körfezi sahillerine Sümerler getirmiştir.
Atatürkün el yazıları·Kitabı okudu
1000Kitap
Efendiler; tekke ve zaviyelerle, türbelerin kapanması ve genel olarak tarikatlarla şeyhlik, dervişlik, müritlik, çelebilik, falcılık, büyücülük ve türbedarlık vb. birtakım unvanların yasaklanması ve kaldırılması da, Takriri Sükun Kanunu devrinde yapılmıştır. Bu konuda yapılan işler ve uygulama, toplumumuzun, hurafe meraklısı ilkel bir kavim olmadığını göstermek bakımından ne kadar gerekli idi; bu takdir olunur. Birtakım şeyhlerin, dedelerin, seyidlerin, çelebilerin, babaların, der- vişlerin arkasından sürüklenen ve falcılara, büyücülere, üfürükçülere, nüshacılara, talih ve hayatlarını emniyet eden insanlardan oluşan bir kit- leye, uygar bir millet gözüyle bakılabilir mi? Milletimizin hakikî ni- teliğini yanlı anlamda gösterebilen ve yüzyıllarca göstermi olan bu gibi unsurlar ve kurumlar, yeni Türkiye devletinde, Türk Cumhuri- yeti'nde devam ettirilmeli miydi? 15-20 Ekim 1927 Nutuk,
1000Kitap
Fakat Ayşe gerçekten de o kadar küçük bir yaşta evlendiyse, diğerleri o zaman bunu mutlaka fark etmiş olmalıydılar. Aslında raporların çoğunda onun dokuz yaşında nişanlandığı, on iki yaşında da evlendiği yazılmıştır, çünkü o devirde âdetlere göre kızlar ergenlik çağından önce evlenemezdi. Ama normal âdetlere göre evlenmek Ayşe’yi yine normal, herkes gibi bir kız yapacaktı ki, Ayşe hiçbir zaman başkalarına benzemek istemedi. Ayşe’nin ömrünün sonuna kadar kendini dinleyenlere söylediğine göre - hikâyede adı geçenlerin hepsinden daha uzun yaşadı- o, Hz. Muhammet’in sadece en genç karısı değil, aynı zamanda evlendiği zaman bakire olan, daha önce hiç evlenmemiş ya da önceki kocası ölmemiş olan tek eşiydi. En önemlisi de Hz. Peygamber’in en çok sevdiği karısıydı.
1000Kitap
Reklam