Kıymetli meslektaşım S. nin tavsiyesi üzerine okuduğum Amat, tam da denize ve gemiye hasret duyduğum bir zamanda karşıma geldi.
Ölü denizcilerin mezarında büyüyen 247 meşe ağacından yapılan galyonun adı olan amat, içerisinde tek bir masumun olmadığı lanetli bir gemi. Ölüme giden bu geminin kaptanı Diyavol Paşa, şeytanın ta kendisi olarak karşımıza geliyor. Ancak bunu alegorik bir şekilde karşımıza çıkartıyor tabii ki. Bu geminin ölüme gitmesine sebep olan şeyse 247 günahkarın/mürettebatın sebep olduğu günahlar olarak görüyorum.
Ölümsüzlüğe kafayı takmış "Kırbaççı Süleyman"ın ikinci kaptan olmasıyla gelişen olaylar; mürettebatı görmemize, farklı karakterleri tanımamızı sağlıyor. Diyavol'un yancısı Marangoz Nuh, Keskin Nişancı Sakal, Eşek İsrafil aklımda kalanlar arasında.
Kaderi en başından belli olan Amat, veba salgınıyla yok oluyor. Ölümsüzlük arayışında kendini bitiren ve Diyavol'un bir nevi rakibi olan Süleyman ise Diyavol (Diabolos)'un tuzağına düşüyor. O elmayı yiyor tabiri caizse. Okuması keyifli, karakter analizi zevkli bir kitaptı. Sana puanım 8 kanka.