Başka birisine kendinizi anlatma imkanınız olduğunda hayatınızın fragmanlarını ve benliğinizin oraya buraya dağılmış parçalarını tekrar bir araya getirmek daha kolay olur. En alakasız hadiseler ve malumatlar anlamlı görünmelerine yeten bağlantılara oturur anlattıkça. Bu nedenle hikayeler anlatmak ve dinlemek, insanlara tesir eder: onları anlamsızlık uçurumuna yuvarlanmaktan korur.
One key to understanding human nature is to recognize that what exists and what happens inside the individual is largely there in order to serve what happens between people (e.g., Baumeister, 2005)
Bağlanma kuramının bu evrimsel çerçevesi düşünüldüğünde, güvensiz bağlanmanın insan türüne herhangi bir uyumlayıcı (adaptive) üstünlük sağlamadan bin yıllardır doğal seçilimle elenmemiş olması, üstelik neredeyse güvenli bağlanma kadar yaygın olabilmesi mümkün olmamalıdır. Ein-Dor, Mikulincer, Doron ve Shaver (2010) yakın zamanda bu ilginç ikileme dikkat çekmiş ve bunu bağlanma paradoksu olarak adlandırmıştır.